Çarşamba, Nisan 28, 2010

Ortaya karışık olmuş bu post...yeni annelikten...

Şimdi aklıme estikce sokağa çıkamadığımdan bakkaldan telefon yoluyla sipariş ile çarliston biber istedim..bakkalın çırağı biberleri getirdiğinde uzattığı torbayı görünce dumur oldum..evet biliyordum kadıköy belediyesinin uygulamasını..gönülden de destekliyordum..naylon torbaya son..çevreyle dost torbalara geçiş durumlarını ama mahallemizin bakkalının bunu uygulayacağını düşünmemiştim hiç...uygulamış..içim şenlendi bir anda...oh be dedim..ne güzel...

Ahanda gelen torba...mahallemizin bakkalı gururla sunar...



Sonra beni çok etkileyen bir fotoğraf geldi İlkaycığımdan...odaya geldiğimde Alişi kucağıma verdiklerinde doktorumun bizi izlemesi fotoları...dayanamıyorum birini buraya koyuyorum...yaptığı işten o kadar gururlu ve vakur ki..ben bayıldım...insanın işinden keyif alması gibi yok dedirten cinsten...İlkay'da fotoğraflamış...saolsun..varolsun...



Hamileliğe dair eklemek istediğim..sorulan bir iki konu var..belki birilerine yol olur diye iletmek istiyorum.

Tüm hamileliğim boyunca Şaşkınbakkal'daki alt geçitteki aktarın yaptığı çatlak önleyici yağlardan kullandım..bir kez kozmetik denedim fakat memnun kalmadım. İçeriği aşağı yukarı şöyle: susam yağı, jojoba yağı, kakao yağı, badem yağı, zeytin yağı, kayısı yağı ve muhtelif güzel kokulu yağlar..3 aylık minik bidonlar halinde aldım ve pek ekonomik elbette...ve de elbette en doğalı...

Bu karışımı doğum sonrası kullanmaya devam ediyorum..zira rahim küçülüp göğüsler büyürken deformasyon olmasın diye...zira şu ana dek tek bir çatlak bile oluşmadı..yaza bikini ile çıkabilirim ortalara hehehe.

İlk 3 ay hariç tüm hamileiğim boyunca düzenli yoga yaptım..haftada biri kastetmiyorum..haftada 3,4 ve bazen 5 gün yogama devam ettim..bunun vücuduma faydası büyü oldu..şiddetle tavsiye ederim...muhtemelen az kilo almamın sebeplerinden biri de budur..

Tüm hamileliğim boyunce Taylan Kümeli ile yoluma devam ettim...amaç az kilo almak değil..kontrollü kilo almaktı..hamileliği 12 kilo ile bitirdim..Alişimiz 3820 gram doğdu..yediğim lahana ve pazılar oğlana gram olarak gitmiş demek ki...şu anda hamileiğe başladığım kilonun 5 kilo üstündeyim ve doktorumun tavsiyesi ile bir süre bu kiloda kalacağım..hem kendi sağlığım..hem oğlanın süt entegre tesislerinin tam kapasite ile çalışabilmesi için...

Ve evet süt veriyorum..bu hadise başka bir posta konu olacak nitelikte bir devrimdir..en kısa zamanda yazacağım..

Pazar, Nisan 25, 2010

Yapımda ve yayında emeği geçenlere sonsuz teşekkür yazısı...

Bildiğiniz üzere 19 Nisan'da Aliş'imizi dünyaya getirdik...bilmezdim bu kadar sevenimiz olduğunu...bilmezdim sabahın körü o hastane odasının bu kadar sevgi ile dolacağını..bilmezdim hiç sevginin herşeyi bu kadar kolaylaştıracağını...

Bunları bildiğimden artık bir teşekkür yazısı yazmak şart oldu benim için...

En başta biricik sevgilime binlerce teşekkür ederim..karşılıksız koşulsuz sevgiyi bana öğrettiği ve az da olsa etrafa da yaymamı bildirdiği...bir kadının dünyada yaşaması gereken bir mucizeyi bana yaşattığı için.."seni çok seviyorum"...

Doğumun her anında..öncesinde..sonrasında..sevgisini ve ilgisini benden esirgemeyen biricik doktorum Erdoğan Sağlamer'e bin teşekkür...doğum sonrası yanaklarıma kondurduğu öpücük paha biçilmezdi..."seni çok seviyorum"..

Doğuma giren biricik Tuğbacım...her zamanki sevgin..içtenliğin...gecte olsa bulunmuş dostluğun için..."seni çok seviyorum"...

Hamileliğimin başından sonuna ve doğumda beni yalnız bırakmayan canım Sed...herşeyi organize eden..keyifle ve sevgiyle...ve beni çok seven.."seni çok seviyorum"...

İki bebeğine rağmen o odada görmekten sonsuz keyif aldığım..Ilkaycığım...oh ne güzel yaptık..iyi ki gelmişim sana göbeğimdekiyle..."seni çok seviyorum"...

Hoşgeldin şampanyamıza eşlik eden enfes kuki ve cukcakeleri son dakika tek başına hazırlayıp..speedy gonzalez hızında getiren Didem..."seni cok seviyorum"...

Doğumda beni bir dakika yalnız bırakmayan canım anneme.."seni çok seviyorum"

Heyecanlı ablam...en iyi dostum Kero.."ikinizi de cok seviyorum"

İki gün boyunca sabahın köründen akşama kadar başımı bekleyen..Kızıl Sonya'ma..Şebo'ma..Didem'ime..ve cok muhtemel hatırlamadığım tüm dostlarıma bin teşekkür..."sizi çok seviyorum"...

Bu posta bir iki fotoğraf eklemek istiyorum sevgiye dair...Tugbanın ve Handenin objektifinden...

Tugbanın objektifinden....




---SON----Hamilelik halleri isimli çalışmanın Hande versiyonundan sadece bir örnek...ama son örnek..9 aydır keyifle çektiğim fotoların en güzel örnekleri....biricik dokorumun önerisi ile..bir kadının en güzel anlarının fotoğraflarının çekilmesi gerektiğine ikna etti bizi...ve çokta iyi etti..canım Hande de emeğini esirgemedi..bomba kareler çıktı ortaya..


Bu vesile ile Hamilelik Halleri isimli çalışmamın bayrağını güzel haber ile hepimizi şenlendiren Denizkızıma devrediyorum...

Ve son olarakta...bugün ailecek sokağa ikinci kez çıkışımızı fotoğraflandırdık...

Cuma, Nisan 23, 2010

23 Nisan

Bugün 23 Nisan...yeni gelen Alişimizle kutladığımız ilk bayram...sahip olduğumuz değerlerini tamamını ona öğreteceğimiz...sevgiyle eğiteceğimiz...Alişimizi en az kendimiz gibi yetiştireceğimiz ALiş'in ilk bayramı..

Herkesin 23 Nisanı kutlu olsun..çocuk büyük demeden...çok iyi...

PS- Hamilelik halleri sona erdi..bu postu idare ediverin artık..merak edenlere ben de Aliş'te Sevgili de.... en önemlisi çok mutluyuz..tamamlandık diye..meğer eksikmişiz önceden...şimdi tam olduk.

Pazartesi, Nisan 19, 2010

en güzel haber

Sevgili dostlarımız,
postu yazmak babaya düştü, kısaca haber verelim dedik....

Bu gun cok mutluyuz, uzun zamandır beklediğimiz Alişimiz çok şükür dünyaya geldi, bizi çok çok mutlu etti, hem Tanya'nın hem de Bebeğin sağlığı yerinde, keyifleri de yerinde, pek çoğunuzun kalplerinin bizlerle olduğunu biliyoruz hepinize teşekkürler ederiz.

Sevgiler

Pazar, Nisan 18, 2010

İki kişilik bir aşktı bizimkisi....

İki kişiliktir benim bildiğim tüm aşklar...bugüne dek hep iki kişi olduk biz..iki kişi yaşadık biz duyguların en çoşkulusunu..iki kişi kişi idik sonsuza dek evet derken...iki kişi idik tüm ilklerde..seyahatlerde..taşınmalarda..adada...rüzgar yüzümüzü yalayıp gecerken motor tepesinde...u2 konserinde...Londra'da...orda burda...evimizde...

Belki bugün bu iki kişilik aşkın aslında nasıl bir üç kişilik bir aşka döndüğünü ilk kez itiraf ettik birbirimize...birbirimize verdiğimiz kıymeti taçlandırıp bu aşkla birbirimize dünyanın en güzel hediyesini verdiğimizi itiraf ettik...sarıldık sıkıca üçümüz birbirimize...henüz gözlerini bizim aşkımıza açmamış oğlumuzla birlikte...bundan sonraki hayatımızın bugünkünden çokta farklı olmayacağını da bilerek..ama hep aşkla kalacağımızı hissederek..söz vererek...

Kısa bir not düşmek istedim ben bugüne...keyifli bir güne...daha da keyiflisi gelecek olan günlerin başlangıcına....

Perşembe, Nisan 15, 2010

Dün

Dün enfes bir gündü..işten erken çıktım.çok önceden sözleştiğimiz bir dostun evine ziyarete..sümüklerimi çeke çeke...bebekleri varken de üstelik...ve laf aramızda ayakkabılarımla hehehe....

Canım Ilkay ile uzundur tanıyoruz birbirimizi...bloglardan..telefonlardan..Ozinin hamileliğinden..doğumundan...Meri'nin yuvasından...gözlüğünden...bir tek fiziksel olarak bilmiyorduk birbirimizi...cok mu önemliydi?..aslında hayır..ama hastanede meraba Ilkay ben..meraba Tanya ben...birde şu popomu kapayabilir misin epidural iğnemi göstermeyeyim dememek için toplaştım gittim....aman ne de iyi ettim...laf lafı actı..Ozi uykudan uyandı..yalayasım geldi o güzelliği...sümüklerden ötürü yalamadım...Mericim okuldaydı..onu göremedim..içim cızladı..ne de olsa ilk göz ağrımdı o benim...Bir dahaki sefere diye sözleştik..öpüştük..kucaklaştık...

Ayrılırken ordan dedim ki..çok değiliz belki..bir elin parmaklarını geçmeyiz ama sanki yıllardır birbirimizi tanıyormuşuzda blog sayesinde tekrar bir araya gelmişiz gibi hissediyorum ben..çok sevdim ben Ilkay'ı...Ozi'yi..evdeki huzuru ve rahatlığı..ALiş olsun Ilkaya bırakıcam hahahyt..Bakarsın di mi Ilkay?

Bu arada arsızlığım hat safhadaydı..onu da alim...bunu da ver..zaten bir önceki günkü çekimlerde elmoyu da kıskanmıştım diye...ganimetler aşağıda....bin yaşa Ilkay bin yaşa...





Dünkü Hamilelik halleri isimli çalışmamdan bir kare..bu çalışmanın çeşitli varyasyonları Ilkay'da mevcut hehehe.

Çarşamba, Nisan 14, 2010

Jalaneti

Gecen cumadan beri bir hastalık..bir tıksırıklık..bepanten pastil harici ilaç almama inadı derken..pazartesi sabahı sevgili dedi ki Jalanetiiiii...aaa dedim derhal..Jalaneti Hindistan'da panchakarma adı verilen beden temizliğinin beş adımından biri ve en kolayı...temiz ılık suya gözyaşının tuzuna eşdeğer tuzu ekliyorsunuz...bir burun deliğinizden suyu veriyorsunuz..sinüsleri dolaşıyor ve diğer burun deliğinden cıkıyor...neti pot nedir diyenlere fotoğraf aşağıda..



Efem üç günlük jalaneti çalışmalarımın sonucunda çevreye vermekte olduğum geçici rahatsızlık sona erdi...horlamalarım bitti..sümüklerim akmıyor ve eğer benim normal doğum maceram sezeryana dönmek zorunda kalırsa da doktorumun dediği gibi nasal yolları actık biz..

Jalanetinin tam uygulamasını da çizgi olarak aşağıya ekledim...



Faydaları:Nefes yollarını açıyor..burundaki mikrobik yapıyı engelliyor..sinuzit tedavisinde faydalı..içindeki tuzlu su yutulmadığı takdirde tıbbi acıdan bugüne dek hiç zararı görülmemiş..subtil planda chakra sisteminde burun deliklerinden başlayan iki temel enerji kanalı ida ve pingalayı açarak sisteme fayda sağlar...

Pek bir yogik gördüm kendimi bugün ama iyileştim ya..paylaşmadan da edemedim...


Hamilelik Halleri isimli bitip tükenmek bilmeyen çalışmamdan bir örnek...sona yakın bir örnek artık...

Cumartesi, Nisan 10, 2010

Hamilelikte daha mı çok kırılır insan?

Bu aralar cok post yazmıyorum...sanırım yaklaşan doğumdan...işlerimi toparlama çalışmamdan...bu bloğu okuyan pek çok dostun yanı sıra zehir zemberek tek tük insanın da olmasından...anlamadığım bilmediğim bir çok şeyin dönüyor olmasından belki de...dahil olmak istemiyorum..kimsenin içindeki kötü ile muhatap dahi olasım yok bu aralar...

Sonra ammaan diyorum..herkesin içindeki kötülük kendine...sen kendi yansımana bak...sen iyi misin ona bak diyorum...ben çok iyiyim...keyfim yerinde..Aliş'in gelmesine pek az kaldı....dünya harikası da bir sevgilim var....yaşadığım hayatı seviyorum...olduğum gibi olmayı seviyorum...sağ gösterip sol vurmuyorum hehehe.

Bugün karnıma giren ağrılardan acaba mı dedik ve fakat yediğim eriklerden olduğuna karar verdik...bayıla bayıla yediğim..henüz olmamış eriklerden....yemyeşil..bayılırım ama tuzla yemeli ki layığını bulmalı...hamilelikte hiç tuz tüketmedim ben...elim ayağım şişmesin..tuzun fazlası Aliş'e zarar olmasın diye...ama erikleri lüp lüp yiyorum...ekşi ekşi...

Kısa da bir not düşmek istiyorum ben bu hamileliğe..hiç midem bulanmadı benim..hiç kusmadım...hiç aşermedim de...hormonlarım alt üst olup en sevdiklerime çemkirmedim de olur olmaz..teyiden sevgiliye de sormak isterim burdan..hani delirmiş kadın modeline döndüm mü diye?...tüm bunların insanın kafasında olduğuna inanıyorum...hamileliğin bir hastalık değil..keyifli bir süreç olduğuna inanıyorum...ve keyfini enfeste bir şekilde çıkarılması gerektiğine inanıyorum...

Kısa durum budur..hepimiz iyiyiz..gözlerimiz yollarda...elimiz hastane valizinde...

Pazartesi, Nisan 05, 2010

Gelecek olan....

Sevgili yazmış..heyecan var tabi diye...var tabi..olmaz olur mu?..son iki haftaya girdiğimiz şu günlerde tatlı bir telaş var ikimizde de..uykusuz geceler ve ağlamalardan ziyade merak var..heyecan var..acaba nasıl bir ruh gelecek aramıza..kim seçti bizi bakalım diye...yaratılış mucizesinin ele gelecek...gözle görülecek olan halinin heyecanı var..9 ay 10 günlük eğlenceli vaktin sonunun gelinmesinin birazda hüznüyle karışık...ama şenlikli bir telaş var içimizde...İki kişilik hayatımızın üç kişiye dönüşmesinin heyecanı var...seyahatlerimizi nasıl organize ederizi bile konuşuyoruz...belki seyahati gözümüz görmeyecek olmasına rağmen...hayallerimiz büyük...

Ben karnıyla konuşan anne adaylarından olamadım...sabah konuştuk bir dostla..güzel haberler verirken içimi pırpır eden...oldu mu sende dedi...olmadı...ulvi annelik güdülerim henüz bünyeme giremedi benim..ne Mozart dinletebildim..ne de konuşabildim...sevdiğimiz her müziği dinledi ama..jaz dinledi..rock dinledi...bizim en sevdiğimiz meyveleri yedi..ananası çukulata zannetti...ananasla şenlendi...göbeğime kulaklık takmadım ben..onun yerine hep düşündüm...hep iyi şeyler istedim onun için..hep güzellik..hep bilgelik..hep huzur istedim...hamileliğimiz son derece sakin ve keyifli gecti bu yüzdende..her fırsatta babasıyla sarıldık..öpüştük ki sevgimizi hissetsin..sevgiyle gelsin diye...etrafımızda hep sevdiğimiz dostlarımız ve şen kahkahalarımız vardı..bir kere bile üzülmedik..üzülecek şeyleri hep göz ardı ettik..sevinilecek..mutlu olunacaklara baktık..ve bilyorum Aliş tüm bunları biliyor..hissediyor...ve geldiğinde bizi artık o mutlu edecek..huzur verecek..keyif verecek...biz keyifle bekliyoruz bu yeni ruhu...telaşla ve heyecanla...



Hamilelik halleri isimli çalışmamdan artık son örnekler...

Salı, Mart 30, 2010

Bugaboo

Alişin hemen herşeyi hazır...cumartesi arabası da geldi...pek beğendik..şahane..Bugaboo marka..bu markayı tercih etmemizdeki sebeplerden biri (RED) üyesi olması..yani yaptığınız alışverişin belirli bir yüzdesinin Afrika'da HIV ile savaşan bebeklere gidiyor olması..ayrıca araba son derece keyifli..eğlenceli..tasarım harikası...çift tekerleğe dönüşebiliyor..adanın çetin bayırlarında..renkleri ile dilediğiniz gibi oynayabiliyorsunuz...biz şimdilik lacivert...kum rengi ve kırmızı kombinasyonu yaptık...ve fakat Aliş sıkıldığında veya biz...istediğimiz renk kumaş ile şenlendirebiliyoruz arabayı....biz bayıldık...Bu alışverişte benim tüm kaprislerime katlanan..istediğim her türlü değişikliği yapan Sevgili Ozan'a ve ekibine sonsuz teşekkür ederim...ve derim ki daha başlarını çok ağrıtacağım...gecenlerde bir kuzu aldım bir arkadaşıma hediye için...aa anne kalp atışı sesi...okyanus..duş..şu bu..bir baktım ki onu da Ozanlar getiriyor...titreşen sallanan herşeyi kaldırdım..yatağında kuzu asılı şimdilik Alişin..olabildiğince sakin olsun..Kuzu yetmediği yerde sallanan zıplayan ve dönenler cıksın ortaya diye...


Süpersonic arabamız...birde lacivert kırmızı kombinasyonu istedim arsızca...sıkıldıkca sadece değiştirmek için...arabanın anne için kahve fincanı tutacağı bile var..üründe bayıldığımız detaylardan sadece biri..

PS-Masterlarda iki aydır yapılan hileli oylamalar sebebiyle ve bunun önüne bir türlü geçilememesi sebebiyle..benim de bu kategori içinde bulunmamdan duyduğum rahatsızlıktan ötürü defalarca adımın anketlerden cıkarılmasını rica etmiştim..kırmamışlar..anketi total iptal etmişler..neymiş memeleketimde internette güvenlik diye bir şey sağlanamıyormuş...keyifle cıktığınız bir yolculuk zehir olabiliyormuş...destek olan herkese buradan sonsuz teşekkür ederim.

Pazartesi, Mart 29, 2010

Nonim..Gofrett ve Ben...

Oh Cuma gecesi ben bir keyifler ettim..bir güzel sohbetler ettim...bir güzel yürekler tanıdım...Gofrett..Noni ve sevgilisi..o kadar keyif aldık ki..aliş ben ve sevgili...

Doğumdan önce son treni yakalayalım dedik..zira doğum sonrası görüşülebilir insan listesindeki yerimi hızla kaybedip sonlara düşeceğimden eminim...iki üç mailin sonunda benim yorulmamam için caddede ofise çok yakın..hepimizin sevdiği bir mekanda buluştuk..Noninin sevgili geldi önce..sonra benim sevgili..sarıp sarmaladık birbirimizi..sevgiyle..keyifle..yılların dostluğuyla..henüz tanımış olmamızı birbirimizi hiç dert etmeyerek...ben bayıldım...hem kızlara..hem enerjilerine...hem sohbetlerine...hem keyiflerine...hadi arayı acmayalım diyerek...sarılıp öpüştük durmadan...Ha bu arada göbekteki oğlan da pek keyifliydi o gece..şahane kızları görünce tabi..hop hop oynaştı durdu..gelince de aşık olur mu kızlara..olur bence hehe...Fotoğraflar Noniden..pek şahane cıkmışlar..ben yeltenmedim bile çekmeye...







Hamilelik Halleri isimli bir Noni çalışması...karnımın bu kadar burmumda olduğundan haberim yokru o merdivenlerde sekerken...

Cuma, Mart 26, 2010

Yoga ve fakir edebiyatı...

Uzun yıllardır yoga ile ilgiliyim...hem duruşlar bazında hemde felsefesi anlamında kendimi geliştiriyor ve ruh-beden-zihin üçlüsünü bir dengeye oturtmaya çalışıyorum...kendi adıma da bu dengeyi hiçte fena olmayan bir şekilde kurdum ve bunu hayatıma da yansıtıyorum...veya buna ben inanıyorum...sonuç itibari ile hiç kimseye görüşleri sebebiyle yersiz eleştirilerde bulunmuyorum..yada bunu kendimde hak görmüyorum...uzanamıyorsam bir ciğere mundar demiyorum...basit bir örnekle kırmızı ışıkta mümkün olduğunca sinirlenmemeye..trafiği gözümde büyütmemeye çalışıyorum...biri randevusuna geçikirse insan halidir diyebiliyorum....ama ben elimden geleni yaptığım halde elimde olmayan sebeplerle de gecikirsem kahretmiyorum ve bu da bana 10 yıllık çalışmamın sonucunda artı bir değer gibi geliyor.

Neden olduğunu anlamadığım bir şekilde özellikle bizim memlekette yoga yanlış anlaşılıyor..yoga yapıyorsan eğer şıpıdık terlik ve şilebezi kıyafetler senle özdeşleşiveriyor...sevgili hocam hep bunu der....oysa ki yok öyle birşey..buradaki hayatını paran...ki bu paralar çalışılarak kazanılmış paralar..ve fırsatların elverdiği ölçüde iyi yaşayacaksın ki iyi ol..çevrene karşı da iyi ol..kocana..karına...sevgiline...evladına iyi ol..sonra toplumun diğer katmanlara iyi ol...illaki sefil hayatı yaşamaya gerek yoktur bunun için ve eğer paran ve imkanların yoksa da bunula kendini aşağılanmış hissetme...


Tercih ettiğin hayat biçimi de bunu yansıtır...seyahat biçimin...ev hayatın..herşey..çocuk yetiştirme tercihlerin..hepsi senin iyi olman üzerine kurulmuştur..önce BEN iyi olacağım...sonra diğerlerine iyilik yansıtacağım, ben iyi olayım ki benim kötü olmam sebebi ile başkalarının aklını fikrini zamanını boş yere harcamayayım...Ben iyi olayım ki gerekirse herkesin yardımına koşabileyim...

Ama görüyorum ki bazen gerçek hayat öyle olmuyor..sizi hiç tanımayan biri sırf yoga yapıyorsunuz ama fena da bir hayat yaşamıyorsunuz diye sizi eleştirebiliyor mesela...hiç gocunmadan..sizi tanımadan bilmeden...ee ne ki şimdi bu...yoga yapıyorsunuz diye sabır taşısınız ya...giydir gitsin..nasılsa ses etmez karşıdaki...nasılsa yogi..nasılsa sinirlenmez...ama en ufak bir eleştiride bulunursanız karşıdaki ağzına geleni söyleyebilir..nedense...

Ben bu durumlarda beni aşağıya çekenlerle ilişkimi derhal keserim...bu bir olay olabilir..kişi olabilir...beni her ne aşağı çekiyorsa kolayca görmezden gelebilirim elbette önce gerekli uğraşıyı veririm ama sonuç yoksa ...zira en önce BENİM iyi olmam gerek...ve ben bunu kendi yoga yolculuğumda öğrendim...hep diyorum..herkesin yolu ayrı ama varacağı yer aynı...siz deyin cennet ben diyeyim içindeki özbenlik...ve herkese kendi seyahatinde iyi yolculuklar...


Hindistan'da Ganj kenarında yoga...

PS-Bu yazı gecici olarak yorumlara kapanmıştır...aklına gelen..hak gören eleştiremesin diye hehehe...

Çarşamba, Mart 24, 2010

Hamile kıyafetleri sorunsalı...

Hamile kıyafetleri hamile olduğum ilk günden beri kabusum olmuştu benim...şu ana dek bir kaç almakla beraber hemen hemen hiç giymedim ve giymeyi de düşünmüyorum.

Alıpta giydiğim tek şey Zara maternityden aldığım takım elbise pantalonu..o da herhangi bir toplantıya giderken az da olsa derli toplu durayım diye hehehe

Onun dışında hamilelik öncesi boy friend jeanlerim...gercek boyfrendimin jeanleri..ucuzluktan alınmış 36 ve 38 pantalonlarla 36. haftayı bitirmiş bulunmaktayım...Robadan elbise hemen hemen hiç giymedim...zaten beden üzerindeki kontrolü kaybettiğimden bir de beni duble hımbıl gösterecek her türlü robadan ve kareli elbiseden uzak durdum...duruyorum...

Kalan son haftamda halen içine itişerek girebildiğim bluejeanlerimin yanı sıra dün cok parlak bir fikrim geldi...Hindistan'dan almış olduğum şalvarlar..hem cok moda hemde cok bol..hem de enfesler...bugün ilk denememi yaptım..pek stil sahibi oldum..Sed'in deyimi ile stylish...

Pek beğendim ben kendimi bugün...



Aşağıda da hamilelik Halleri isimli çalışmamdan...

Salı, Mart 23, 2010

Hamilelik ve annelik...

Uzundur ihmal ettiğimiz bir dost ziyaretine gittik pazar..hem evlilik..hem bebek tebriği..hem özlem giderme...Canım Verdalara gittik.. Verdayı son gördüğümde ne evliydi...ne de Maral gelmişti hayatlarına...pazar günü ise aslında bebekli bir aile olmalarına karşın hayatlarında değişen hiç birşey olmadığını gördüm..rahatladım..beni bekleyen hayatı düşüünce bak bu da olabiliyormuş dedim..Maral emeklemesine rağmen ayakkabılarımızla eve girdik...benim en büyük dertlerimden biri...eve insanların ayakkaplarını cıkarıp sokmak..hiç sevmeyiz..ve son derece avam buluruz..hep cıplak ayak göreceğime ayakkaplı ayak göreyim derim ben..allahtan sevgili de aynı ben..bugüne dek eve gelen kimseye ayakkapları cıkartırmadık...bebek gelince de cıkartırmamaya devam edelim istiyorduk..Pazar günü derin bir oh be dedik...yalnız değiliz diye....

Sadece bu değil elbette...bebeğe fanus dışı bir hayat ile alakalı bir sürü tüyo aldım Verda'dan..O pazar şahane bir anne baba gördük karşımızda.....hayatın keyfini çıkaran..bir o kadar biliçli..Pek keyif ettik pek...hazır bizde bir bebeksiz bakıcı varken ben doğurmadan bize gelme sözü alıp ayrıldık....

Ah Alişin ile alakalı son hazırlıklar devam ediyor..dün gece Sed ile birlikte seri üretim vardı Aliş odasında...elbette henüz bitmediler...ama pek keyif ediyoruz...Sed doğurmadan tüm ayrıntılara hakim vaziyette hahahyt...

Cumartesi günü Diyetisyene gittik...yedim fırcayı geldim eve..vücudumdaki kilo artışının tamamı su..2.7 kg..son bir ayda...bol su içmediğim için..şimdi günde bir tanker su içiyorum...700 gramı gitti suların ve fil ayaklarımdan ve ellerimden kurtuldum..deli miymişim ne?....birde son aya kadar 8 kilo ile geldiğimden ve bu su kiloları aldığımdan kızıldı elbette bana hahahyt..ama haketmişim demek...

Aliş kontrolleri artık haftalık...herşey yolunda..normal doğum için bekliyoruz... normal doğumu deneyeceğiz ama yaşım sebebi ile kendimi her iki türlü doğuma da hazır ettim..

Haftanın 3-4 günü yogalar devam..yalnız yer hareketlerinden ayağa kalkmam gerekince ters düşmüş kaplumbağa gibi debeleniyorum kalkabilmek için....hahahyt..komiğim anlayacağınız...allahtan az da olsa hoca torpilim var...



Hamilelik Halleri isimli çalışmamdan...

Cuma, Mart 19, 2010

Karmakarışık

Evlilik yıldönümümüzdü..bana hayatta en istediğim şey geldi..para atıp çalıştırılan sakız makinesi..piyanonun üstüne koydum...



Masterlarda ki yılın sporcu adaylığım devam ediyor...uygulama değişti..artık oy kullanmak için üye olmak gerekiyor..sitenin solundan..mailinize bir aktivasyon geliyor..tıklıyorsunuz..hop oylar Tanya'ya..şu an öndeyiz ve mart sonu bitecek...bakarsınız doğurmadan önce yılın dinazor sporcusu da olurum...nefis eller klavyeye hehehe.



Hamilelik Halleri isimli çalışmamdan bir yüz göz fotoğrafı...

Sabah taksiye bindim uzundur ilk kez..navigator vardı..dumur oldum...avrupa birliğine giremeyeceğiz ama medeniyet bize de bulaşacak galiba dedim....



Canım dost Cem Ocak'ın New York fotosunun önünde ofiste moda çekimleri hehe..



Canım Arkadaşım Tuğbacım gecen hafta bir operasyon geçirdi..acil şifalar..bol melekler..acele iyileş Tuğba..işimiz var...Aliş doğacak...



Hamilelik Halleri isimli çalışmamdan bir örnek...