Perşembe, Mart 15, 2012

Tek bir Evet!

Tam dört yıl önce bugün..
Evet dedim ben..
Aşık olduğum adama..
Biricik oğlumun babasına...
Sevgili Hocama..
Yolumun ışığına..
Hep sırtımda hissettiğim o elin sahibine..
Şahane bir dosta..
Hiç bitmeyen bir aşka..
Hiç bitirilmeyen sevgililiğe..
Her sabah hala bana notlar yazan o adama..
Tek bir "EVET"..
İyi ki de demişim..
Seni çok seviyorum!
Çok ve iyi ki!

Cuma, Mart 09, 2012

Ece ve Elvin'i Los Angeles'a gönderelim mi?

Ece Arar benim çok eski dostum ve şahane bir anne.

Power FM'in Muppet show yarışmasında ilk üçe girdi, birinci olursa kızı ile Los Angeles'a gidecek. Ben hemen oyumu kullandım.

Hadi bir tık.
Kime oy veriyorum ben derseniz yukarıdaki şahane anne ve kıza!

Çarşamba, Mart 07, 2012

Ontraxs 2012!

Benim biricik sevgilim Marklin hastasıdır, evde dioramalar yapılır, sökülür, Marklinler alınır, satılır ayrı bir dünyası vardır ve bu dünyada bir sürü de dostu.

Bu dostlar Mart 2012 de Utrecht Hollanda'da düzenlenen Ontraxs International Model Railway Event kapsamındaki yarışmada en muazzam kurgu ödülünü aldılar. Bu ödül model tren işinde dünyanın Oscarı! Kurgunun teması Selçuk Efes'ti. Kurgunun Utrecht'e taşınması, kurulması herşey muhteşemus organize edilmiş. Hep sevgiliden dinliyorum ben bunları.

Sevgili Abdullah Usta'yı ve yapımda ve yayında emeği geçen tüm ekibini canı gönülden tebrik ediyorum.


Merak edenlere kurgu yukarıda, aman şahane, biz her gece izleyip duruyoruz.

Pazartesi, Mart 05, 2012

Hastalıkla savaşımız devam ediyor

Oğlanın okuldan kapıp getirdiği mikrop hepimizi serdi yerlere. Mücadele tam gaz devam. Oğlan iyi, anne baba pert.

Anne baba ananenin şehre gelmesiyle dün biraz şenlendi ama durum hala vahim. İnsan kendisinden nasıl 3.tekil diye bahseder yahu, komikmiş hakkatten.

Tam 8 gündür hastayım, sevgili de tam 7 gündür. Ben iğne olmaya başladım. Eskiden annem iğneci Ayşe teyzeye götürürüp iki Lincosin çaktırırdı toparlardık, aklıma geldi de biraz yırttım gibi sanki.

Küçük fotoğraf makinemin içinde kalmış karelerden biri, deniz taksi ile Mımı, anane ve dede ana karaya göç ederken:)) Biz ada vapurundan sarkıyoruz bu arada, elimizde valizler ve çantalarla ehehee.

Salı, Şubat 28, 2012

Very Bossy!

Benim eski ofisin orda, Şaşkınbakkal'da bir yer var. Aman ne yer. Bulamadığınız herşeyi bulabiliyorsunuz orda. Adı Bossy.

Kurutma makinesine atılan taa Kanadalardan getirdiğimiz Bounce marka kurutma makinesi kağıtları bitmeye yakınken karalar bağladım, nerede bulurum diye, aklıma Bossy geldi, kalktım gittim bir haftasonu ve bingo! karşımda duruyorladı, hemen aldım, elbette sadece Bounce değil, sedeflerime iyi gelen uzun zamandır Türkiye'ye gelmeyen Neutrogena marka T-gel şampuan, 500 grlık toz Splenda, bebekler için Advil, Joker marka erkek iç çamaşırları, artık recetesiz satılmayan Visine, MAM marka emzikler, aklınıza gelipte bulamadığınız yüzlerce ürün. hepsini Bossy'de bulduk biz, ara ara gidip alışveriş yapıyorum hala.

Şiddetle tavsiye ederim.
Vitrine bakıp aldanmayın, sanki vücut geliştirme için kullanılan tozlarda satıyor gibi duruyor ama içerisi cennet cennet.

Pazartesi, Şubat 27, 2012

Genetik Kodlar

Arada bir bazı kareler yakalıyorum, hepsini fotoğraflayamıyorum ama şu aşağıdaki kare mesela gen gerçeğinin acaip bir örneği benim için.Sonra evde başka tuhaflıklar oluyor, daha bir gün ayakkabılarımı içindekileri boşaltmadan giyemedim ben, ve bunu çok seviyorum, kendinden bir hatıra koyuyor.

Bir bebeğimiz olacağını öğrendiğimiz vakit hayatımızı değiştirmeyeceğini biliyorduk, evdeki hayatımızın, hayatta duruşumuzun, küçük bir ayrıntı belki ama o zamanlar neden olduğunu anlayamadığım çoğu insanın acaip sinirlendiği eve ayakkabı ile girmeye devam etmemizin, kısacası hiçbirşeyin..dilediğimiz gibi de oldu, oğlan da bize uyum sağladı, salonda canlı müzik yapılırken odasında fosur fosur uyuyabiliyor, çok isterse aramıza katılıveriyor.

Kısacası we love the way we are..

Pazartesi, Şubat 20, 2012

Haydarpaşa Gar Lokantası

Dün akşam Sevgil Oytun'un doğumgününü kutlamak bahanesiyle dostlar bir araya geldik. Benim daha önce hiç gitmediğim şahane bir yere gittik. Haydarpaşa Garının içindeki lokantaya.

İçeri girdiğimizde 50 yıl geriye gidiverdik, hepimizin kıyafetleri başka bir gelmeye başlayıverdi gözümüze. Masalarada mavi beyaz kareli örtüler, az bir kalabalık, belli ki müdavimler, belli ki çok keyifliler. Yüksek tavanlar, mavi çiniler, inip çıkmaktan yeprimiş o mermer basamaklar.

Ben çok sevdim, sevmek nesi, bunca yıl burda yaşa, bir kere bile gelme diye diye kendimden utandım, o kadar bayıldım. Yolunuz düşerse mutlaka gidin, malum heryerler parsellenip, otel, AVM olarak ortaya çıktığından bu değerlere sahi çıkmalı.
Masamızın biricik Monşer'i.

Şöyle sıcacık bir görüntü.
Masadan minicik bir detay.

PS-Bu arada değinmeden geçemeyeceğim, Cuma gecesi Okan'ın programındaki bloggerlar ne fenaydı yahu. Devletşah'ı ayrı tutuyorum, içim aydınlandı, program onsuz olsaydı hiç seyredilecek birşey olmayacaktı.

Salı, Şubat 14, 2012

Sevgililer günü bitmeden twitter'a bakmaya korkuyorum!

Sevgililer Günü diye ortalık kalp ve kırmızılara boyandı, oysa ki sevgililiğin günü mü olur, insan bir günde aşkını ifade edeblir mi? Üstelik buna bir ömür yetmezken. Ama tüketim toplumu olup çıktığımızdan, yapılan pohpohlamalardan memlekette bugünü de kutlar olduk. Benim içim çıktı adım başı gördüğüm kalp, sarılmış ayıcık ve tavşancıklardan, rengin kırmızından, aşkın para ile satın alınanından.

Gelin bugün kutlamayalım Sevgililer Günü kaktırmacasını da yılın 365 günü diyebilelim sevdiklerimize o kıymetli " Seni Seviyorum"larımızı, düşünmeden, karşılıksız koşulsuz. O zaman bir anlamı olur belki aşkın, sevdanın. Yoksa böyle bir günle, bir çicekle, bir pırlantayla, bir yemekle olacak mevzuu değil. Ben yokum arkadaş..kanmıyorum kanmayacağım ama seviyorum, hemde 365 gün.

Olur olmaz şampanya patlatan bu ellerin sahibini seviyorum işte ben, üstelik sadece bugün değil 365 gün.

Cuma, Şubat 10, 2012

Bilen varsa beri gelsin!

Birkaç sabahtır gördüğüm ve kafamı kurcalayan bir konu var. Belki anne olduğumdan artık algıda daha seçiciyim de denebilir.

Devlet hepimizin arabalarına emniyet amaçlı olarak 12 yaşına kadar çocuklarımız için araba koltukları mecburiyeti koydu ya, aynı mecburiyet anladığım kadarı ile çocukların okul servislerinde yok, çocuklar balık istifi okula gidiyorlar.

Ben sabahları bir yuva servisi görüyorum, minnacık çocuklar, öylece duruyorlar koltuklarda, durabildikleri kadar, ama acil durumda ne olur bilmiyorum. Üstelik bildiğim kadarı ile de bu servisler ucuza da almıyor yavruları evden.

Bizim gözümüzden sakındığımız, başlarına en küçük bir şey gelse ortaya canımızı koyduğumuz bu minikler gerçekten bu şekilde mi gidiyor yoksa benim gözlerim yanlış mı görüyor sabah sabah?

Bilen varsa beri gelebilir mi?

Ben şu koltuklardan koyulmasını talep ediyorum. Toplu alımlarda indirim bile yaparım ehehehe.

Çarşamba, Şubat 08, 2012

Rock'n Snow

Biz bu gece gidiyoruz. Çok uzundur beklediğimiz Ayşe Saran'ın performansını dinlemeye, yeni albümünün lansmanına. Kara kışa rağmen, "takım elbise ile gelicem ben ehem öhöm, malum iş çıkışı" diyen candan dostlarımızla bu gece kocaman bir aile olarak Jolly Joker'dayız. Bekleriz efem.

PS1-Rock'n Snow da Ayşe'nin lafı oldu bugün.
PS2-Davetiyeniz yoksa biletler şurada. Bizde ikisi de var ahahayt.

Salı, Şubat 07, 2012

Assos hatırası

Kara kışa rağmen toparlandık, atladık arabamıza gittik Assos'a.

Sayısı azımsanamayacak bir düşünür topluluğu vardı. Bilen, düşünen, konuşan, eleştiren. Acaba bir daha olur mu diye düşündürdü bize jandarmanın gelip "hoop noluyor burda "demeleri. Her sene tekrar edilmesini ümid ettik.

Assos şahane bir yermiş. Yolu kaybedip bir köylü amcaya sorduğunuzda" şurdaki Aristotales heykelinden sağa sapıverin" demesiyle bizi şaşkına ceviren, bol ve taze balığıyla cocukların artık balık yemek istemiyoruz nidalarına sebep olan, hava değişiminden neye uğradığımızı anlamadığımız, şahane bir haftasonu geçirdik ve geldik.

Nazlıhan Otelde kaldık konferans orada diye, dünyanın en soğuk oteli idi, hayatta tavsiye etmem. Çocuklar hastalar şu anda.

Birkaç foto ile renklenelim.

Perşembe, Şubat 02, 2012

Bekle bizi Assos!


Kara kışa rağmen toparladık minik iki valizimizi ve gidiyoruz biz. Assos'a. 20. yüzyılın en büyük filozoflarından Witgenstein'ı konuşmaya, dinlemeye, öğrenmeye.

Biraz da aşk tazelemeye, temiz hava almaya, keyfi etmeye. Ve elbette tüm aile..

Hadi bize eyvallah. Dönüşte biraz da büyümüş, öğrenmiş ve sarj olmuş olacağız şüphesiz.

Pazartesi, Ocak 30, 2012

Buluştuk yuvarlandık biz

Twitterın 140 harf sınırına takılmadan sohbet edebilmek için kurduğumuz İnternet anneleri grubunun ilk buluşması bu pazar bizim ashram'da gerçekleşti. Bebekler bir mutlu mesut, sen oyuncağını ver, ben sana benimkini vereyim, bazen hiçbirini vermeyeyim, aa benden küçükleri de varmış, ooo benden büyük bebekler de varmış hayret bakışları arasında, biz 8 kadın ve bebeklerimiz bir araya geldik.

Bebekleri sosyalleştirmek için düşündüğümüz bu bir araya geliş bizlere de harika geldi, sadece çocuklara değil.

Hande, Laçin, Esra, Ebrar, Deniz, Berrin ve Nesli, hepiniz iyi ki geldiniz, biz ailecek bayıldık bu işe.

Hep birlikte yuvarlanırken.


Oğlan ve ben.

Bir sonraki buluşma 12 Şubat Pazar olacak gibi duruyor, internet anneleri grubunda sıkça güncelleniyoruz, hastalıkları, doktorları, bebekleri, başarı hikayeleri konuşuyoruz.

Gün bittiğinde sevgilimle "oh be ne güzel yaptık" dedik, hem şahane insanlar ve onların çocuklarını tanıdık, hem çocukların aslında daha sosyal olmalarına ihtiyaç var dedik, hemde ashram çocuk enerjisi ve cıvıltısıyla doldu taştı. Gelen herkese bin teşekkür, gelemeyenleri de 12 Şubat'ta bekliyoruz.


Çarşamba, Ocak 25, 2012

Ayse Saran

Ayse Saran sevgilinin büyük kızı, benim en yakın arkadaşım, ailenin müzisyeni, Leo Aliş ve Alara'nin şahane ablası, çok uzun zamandır "Rüyadan kaçış" albümünün çıkması için çalıştı, çabaladı, ticari zorlamalara hayır dedi, müziğinin doğru kitlelere uğraşması için hiç ödün vermedi, sancılı ama aynı zamanda keyifli bir süreçin sonunda albümü Sony Muzik etiketi ile bugün tüm müzik marketlerde.
Ve albümün ilk konseri de 8 Şubat'ta Jolly Joker Istanbul'da. Biletler şurada.

Ha birde biletix'de şöyle yazıyor, ben bayıldım:
"Gerçek rock’ın enerjisini bir kadın dokunuşu ile zarifleştiren Ayşe Saran, Türk müzikseverlerin uzun zamandır özlediği “canlı” müziği ve etkileyici sahne performansını geri getiriyor!"

Yolun açık olsun! Seni seviyoruz Ayşe.

Salı, Ocak 24, 2012

Oh be!

Şahane bir haftasonu geçirdik biz.

Cumartesi gecesi biricik canımızı, oğlumuzu bize veren CAN'ımız doktorumuzun doğumgünü idi. Harika bir organizasyon ile bizleri ağırladı.

Ben doğurduğum için zaten çok memnunum ama bu doğumumun bize böylesi bir dost kazandırması da ayrı bir memnuniyettir benim için. İyi ki doğdun doktorum! İyi ki varsın!

Moda Deniz Klubünde gözlerimizi yuvalarından uğratıp, bizi dans dersi alma kararına götüren danslar izledik Doktor'dan ve sevgili Yasemin'den. Ne eğlenmek ne yemek, ne içmek.

Ve elbette gecenin sonunda eve geldiğimizde ki takriben 2 gibi idi, holde bir hışırtı duyduk, minik adam uyanmış, anne baba diye yanımıza gelip kucağımıza tırmanmıştı.

İlk kez o zaman anladım artık evde bizi bir bekleyen olduğunu, o küçük canın da bizsiz zamanlarda bizi özlediğini. Oysa ki adım gibi emindim biricik Mımı'sı ile şahane vakitler geçirdiğinden, dilediği saatte uyuduğundan, dilediğini yediğinden, yerlerde özgürce yuvarlandığından, ama anne ve babasını karşılamıştı işte..hoşuma gitmedi desem yalan olur.
Yukarıdaki fotoğraf ik tane sevilesi adam isimli çalışmamdan.
Sabah elbetteki ayaklı calar saatimiz saat 7.30da çaldı, keyifle uyandık, ve adaya doğru yola çıktık, bazen insan yorgunluklarını önemsemiyor, unutuyor belki de, özellikle de keyfin yerindeyse. Harika havanın bize sunduğu fırsattan sonuna kadar faydalanıp balığımızı yedik, uzun bir ada yürüyüşü yapıp ana kara Kadıköy'e ve Kadıköy çarşısına geri döndük.

Lafı çok uzatmayayım, ben şimdi tek dersten bütünlemeye kaldım, ona çalışmam gerek.