Annelik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Annelik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Pazartesi, Mart 09, 2015

Ne kadınlarımışız ama!

2013 yılı verilerine göre dünya üzerindeki  kadınların %35 şiddete maruz kalmış.
2012 yılında öldürülen kadınların yarısına yakını patrnerleri veya aile bireyleri tarafından ölüdürülmüş.
Dünyadaki 700 milyon kadın 18 yaşından küçük evlendirilmiş.
Dünya üzerindeki 10 kadından 1'i cinsel tacize uğramış.
Türkiye toplumsal cinsiyet eşitliğinde 136 ülke arasında 120. sırada.
Türkiye kadın istihdamında 200 ülke arasında 190. sırada. 
Türkiye'de 2013 yılında 231 kadın ve 10 çocuk öldürdü, 167 kadın ve çocuğa ise tecavüz girişiminde bulunuldu.
Türkiye'de 2014 yılında 287 kadın öldürüldü.
Türkiye'de 2015’yılının Şubat ayına kadar 36 kadın cinayete kurban gitti.Yıl sonuna kadar 300'ü bulması olağandır.


infographic tile for violence against women affecting 1 in 3 women worldwide

Dünya Kadınlar Günümüz kutlu olsun!

PS-Verilerin tamamı google amcadan alınmıştır.

Pazartesi, Aralık 08, 2014

Time flies!

Aylar olmus, hicbirsey yazmamisim, oysa hayatimizda olan o kadar cok sey var ki!

Leo okula basladi, ben okula basladim, sevgili yoga derslerine basladi, hayat hizla akip gidiyor. Hayatimin su noktasinda, yepyeni bir ulkede scholarize olmadan is bulmanin, calismanin imkansiz oldugunu anladigimdan kendimi okula yazdirayim dedim. Karar verdigim alan ise hukuk oldu, uzun is hayati gecmisim, tecrubemi ve su anda yaptigim isleri dusunecek olursak seramik sanatlari okumayacagim cok acikti.

Ilk baslarda tereddutlerim oldu, ana dili ana dilim olmayan bir ulkede hukuk okumaya kalkismistim, ustelik kanadalilarla, ilk gunlerdeki gerginliklerim zaman gectikce kus olup gitti. Her ay akademik mukemmeliyet odulu almaya basladim, okul adina Ontario capinda bir mahkememsi yarismaya katilmak uzere secildim, sinifimin birincisiyim, cunku Kanada'da okumak cocuk oyuncagi. Sifir organizasyon yetenekleri, zamanlarini ayarlayamamalari, cok yavas olmalari sebebiyle burada akademik basari yakalamamak mumkun degil a dostlar!

Colugu combalagi gonderecekseniz hic dusunmeyin. Bu arada Turkiye'de yasayip cocuklarini Kanada'ya okumaya gondermek isteyen ailelere servis verdigim bir sirket actim, ilk sene hedefim 3-4 cocuk getirmek ve onlarin hayatini kurtarmak, ve bunu keyifle yapiyorum.

Turkiye'deki sirketimi temsil etmeye devam ediyorum, isler tikirinda.

Aaa bu arada Leo cok buyudu, cuma gecesi okulda partiye gitti, bana, babasina ve kukiye (bizim kedi) yilbasi hediyeleri almis, ne zaman gecti, ne kadar hizli gecti, nasil bu kadar tatli bir insan geldi bizi secti, bu sorularin yanitini bilmiyorum, ama kendisine sahip oldugum icin cok mutluyum.

Karli bir Kanada gununden hello isimli calismamdan bir kare!
PS-Okulun bilgisayarindan yazdigim icin turkce karakterlerim tirt biraz, bilen arkadaslar imlaya dikkat ettigimi bilir, bu seferlik affola!

Cumartesi, Ekim 26, 2013

Hissiyat böyle!

Günler hızla akıp geçerken şahane şeyler oluyor buralarda. Küçük oğlum geceleri yatmadan "seni seviyorum anne" diyor mesela, biricik sevgilim "sevgi yumağıııııı" dediğinde herkes üşenmeden gelip yumak oluyor, anne baba geldi gitti, " ah bizde yerleşsek" diye, dostlar geldi gitti "kalbimiz sizinle" diye. Buralı dostlarımız var, her sıkıntımızda koşup gelen, kazandığımız en büyük kıymetler.

Artık çekirdek aile olarak hayatımıza devam ediyoruz, çocuklar okullarına gidiyor, biz kitap okuyor, yüzmeye gidiyor, uzun orman yürüyüşleri yapıyoruz. Huzur nedir diye soran olsa "işte budur" derim, aile ile mutluluk, dünyanın en büyük zenginliği, okuldayken özlemek, yanındayken koklamak, uyurken seyretmek.hepsini..

Hissiyat böyle bu aralar..aile durumları..İyi ki varlar!

Cumartesi, Eylül 28, 2013

Sudan çıkmış balık!

Dün ilk aile toplantımızdan çıktık. Şöyle bir çıvıldamışım tweeterda  "Ilk aile toplantisindan ciktik. Sudan cikmis balik gibiyiz. Nerde bizdeki okul/ogretmen yaklasimi nerde buraaki tutum, tavir" öyle böyle değil.

Kısaca bir anlatmak isterim çünkü bizim Kanada'ya yerleşmemizin en büyük sebebi çocuklarımızı imam yapmayız dememizdi. Çokta iyi yapmışız.

Dün Alara'nın okulundan universite ve kolejlerle ilgili bir sunum olacağına dair bir e-mail almıştık, sevgiliyle toplandık gittik, kapıda bizi bir adam karşıladı, aman bir güler yüz, bir hoşgeldiniz, nasılsınız, kapı derken okulun dış kapısı, sokak yani. Sonradan anladık ki sunumu da aynı insan yapacaktı. Tüm sunum esnasında bir kere bile teklemeden sıkmadan tüm soruları yanıtladı, bıkmadan usanmadan anlattı. Bizim alışık olduğumuz tavır ise genellikle çocuğunuzun dersleri berbat okuldan alıp çırak yapın olduğundan şaşkınlıkla dinliyoruz. Tüm sunumun bir yerinde bile çocuklarınız yetersiz demedi, aksine çocuklarımız bizim en kıymetlilerimizdir, onlara yardım bizim görevimizdir, her ne sorunuz olursa lütfen bize gelin, her zaman yardıma hazırız şeklinde yaklaşımlar. Tövbeler tövbesi, kültür depresyonu yaşıyoruz o ara ha!

Sevgiliyle gözlerimiz dolu dolu birbirimize baktık, ne doğru bir yerdeyiz dedik, hem çocuklarımız hem de kendimiz için. Eve dönerken Alara'nın gittiği okulu içimize sindiren Elif'ciğimi aradım, teşekkür için, o denli duygulandık, ve memnun olduk.

Şimdi bugün memleketin durumuna bakınca iyi ki zamanlı geldik, şu aşağıdakilerin  hayatını kurtardık diyoruz.


Çarşamba, Eylül 25, 2013

Zamanın hızla akıp geçmesi sorunsalı ile başa çıkma yöntemleri

Kanada'ya yerleşmeden önce sabahları ofise giden, toplantılara girip çıkan, saçını, manikürünü ihmal etmeyen, çocukta yaparım, kariyer de model bir kadındım. Her daim bakımlı, şık, fonfon hallerim vardı.

Şu anda sabah olup uyanınca akşama dek zamanın nasıl geçtiğini anlayamıyorum. Sabah kahvaltısı ile başlayan tırışkadan maratonum, oğlanı okula bırakma, (şanslı isem) sevgiliyle veya bir dostla belki bir kahve içme, oğlanı alma, öğlen yemeği, yüzmeye gitme, hava güzelse biraz bisiklete binme, akşam yemeği, banyo derken hoop gün bitmiş. Böyle renksiz sıkıcı bir hal, ama içten içe bir hoşuma gidiyo bu umarsız halim, hani biri arayacakta şahane bir iş var diyecek, mecbur geri çevireceğim bu sefa şeyliğinden diye aklım çıkıyor, o derece.

Hah, bu hızlı geçen zamanla başa çıkma çalışmalarım uzundu devam ediyor, ama yok değişen birşey yok, uyanıyorum, bakıyorum hop akşam olmuş, utanıyorum demeye ama bazen akşamları oğlanla uyuyakalıyorum, sanki tüm gün dünyayı taşımışım da öyle tatlı bir yorgunluk.

Bilen varsa bu hızlı geçen zamanla baş etmenin yollarını beri gelsin lütfen.
Sevgilimin "Lake Erie- 13. cuma" isimli çalışmasından.

Pazar, Mayıs 12, 2013

Yeni okul hayatı

Kanada'ya bizi getiren şey Leo'nun okul hayatına dair duyduğumuz endişe idi. kendimizle ilgili endişeler ikinci planda idi hep, dolayısı ile ilk işimiz evi barkı hallettikten sonra onun okul işini halletmek oldu.

Eve en yakın olmayan ama içimize pek sinen bir okul öncesi okul bulduk, İstanbul'da başladığı gibi frankofon bir okul, haftanın 3 günü ve yarım gün gitmesi en uygunu olur diye düşündük, malum kıta değiştirdi, bize çok alıştı, birden ondan kurtulmak istiyormuşuz gibi bir hava yaratmayalım dedik ve 3 günde karar kıldık.

İlk okul başlama hikayeizde benim jaws gibi okul koridorlarında gezdiğim düşünülürse bizi yine zor bir deneyim bekliyor diye pek gergindik. Okula ilk görüşmeye gittiğimiz gün piknik yapıyorlardı bizikisi hemen katıştı, ertesi gün beş dakika durduk sevgili ile, sonra gittik, gittik derken bahcedeyiz, ikinci gün anneler gün kutlaması sebebi ile bende sınıfa girdim yarım saat kadar sonra gittim yine bahceye, küçük bir yürüyüş bile yaptık.

Biliyorum henüz çok erken "evet alıştı, herşey harika!" demek için ama galiba iyi gidiyoruz.

Şu anneler gününde yazdığım yazıya bak!

Kutlu ve mutlu olsun elbette.



Aldığım en şahane anneler günü hediyesi..üstelik bir günde!

Salı, Mart 26, 2013

İrem Nemo'suna kavuşsun!

Biraz hüzünlü bir hikayem var bugün.

İrem'le biricik oğlu Nemo'nun hikayesi bu. İrem kim derseniz, kendi ağzından İrem: " Hayatı oğlu Nemoya kah kavuşup kah ayrı düşerek geçmiş, hukuk savaşı yorgunu, artık 40'lı yaşların son çeyreğinde, güçlü, yengeç, yeniden evlenecek kadar romantik, herşeye rağmen iyimser, mühendislik okumuş, ilaç sektöründe satınalma, lojistik, tedarik zinciri alanlarında yöneticilik yapmış, 2013 başında emekli olmuş bir anne. Şu yangın bir sönse, suluboya resim çalışmalarına başlayacağım. Kapaktaki fotoğraf da lise yıllarında, Bodrum-Gümbet'te ailemle tatilde, günleri iskelede roman okuyarak geçirdiğim, hayatı çok farklı hayal ettiğim günlerde ben..."

İrem'in bir bloğu da var. Bagdatcafe.. Ben İrem'i tanıyorum da üstelik. Bir gece yarısı Asortikciğimden gelen bir mail gördüm. Hadi ey anneler ayaklanalım, İrem'i Nemosuna kavuşturalım diyordu. İrem'i tanıdığımdan da hikayeyi biliyordum, İrem sevdiği adamdan çocuk yapma cesaretini göstermiş bir kadın, bir anne. Ama şiddetin başladığı yerde almış cocuğunu gitmiş, aslında pekte gidememiş, başlayan hukuk savaşlarının sonunda Nemo kah babada, kah ananede ve hatta sosyal kurumda kalmak süretiyle yıllar geçmiş, İrem  mücadelesine devam ediyor. Ama bu mücadelede sesini duyurmak için biz bugün yani 26 Mart'ta Türkiye saatiyle 10.00 ve 22.00'de sosyal medyada bu durumu paylaşan tivitler atacağız, facebook sayfalarımızda paylaşacağız, özellikle bu sesi Ayşe Arman'a duyurmaya çalışacağız ki İrem'in sesi daha güçlü çıksın. Bilsin ki tüm kadınlar, tüm anneler arkasında, attığı çılız gibi görünen çığlık aslında milyonların çığlığı!

Hadi bakalım pamuk eller klavyeye!