Salı, Ocak 06, 2015

Tükürdüğüm genlerim!

Canım çocuğum ala ala dişlerle alakalı genlerimi almış, ne gözlerimi, ne iyi huyumu, ne gülüşümü (evet beğeniyormuşum kendimi), diş genlerimi almış. Dişlerde çürük gördüğüm anda diş hekiminde aldık soluğu, 4 çürüğü var, ama ben yapamam bir spesiyaliste yönlendireceğim sizi dedi.
Kanada'da işinin erbabı yok gibi birşey, her konunun uzmanı var. Araba alırken bile konunun uzmanı adamlar içinizi çekebilir anlayacağınız.

Neyse bizim konunun uzmanına gittiğimizde ortaya çıktı ki bizim şeker canavarının 7 yazı ile yedi, çürüğü varmış, ağzında zaten 18 dişi mi ne var bunların. peh genime tüküreyim diye başladığımız tedavi, bugünkü hamle ile beynimize kazındı. Bizim oğlanın bir dişine paslanmaz çelikten bir koruma takıldı, kaplama gibi ama değil, daha basit. Elbette doktordayken tam olarak anlamadık eve gelince eyvahlar olsun dedik. Ben dövünüyorum" ne biçim anayım, bakmadım mı?" diye. Birde edepsizlik edip biricik sevgilime yüklenmeler falan.

Internete bakınca öyle ahım şahım olmamakla beraber çok yaygın olmayan bir uygulama olduğunu öğrendim, yetmedi elbet, memlekette üstlerine tanımadığım biricik hekimlerimiz Katipoğlu çiftine danıştım, Türkiyede pek yaygın olmayan, ama süt dişlerinde büyük kayıplarda dişi korumaya almak için uygulanan bir tedavi olduğu haberi içime azıcık su serpti. Ama gazımı tam alamamıştı, zavallı sevgili doktordan tekrar randevu aldı akşamın son hastası olarak tam teşrif edecektik ki oğkan uyudu. Sevgiliye "sen git dinle bakalım, ben adamı bir kaşık suda boğabilirim zira" dedim.

Efendim, gerçekten de süt dişlerinde büyük ölçüde kayıp varsa, dişi korumak için kullanılan bir uygulamaymış, bizimkinin bu dişine dolgu yapsa ayda bir düşermiş, ha bu kaplamanın beyazı da varmış ama bunun kadar iyi sonuçlar vermiyormuş miş muş miş muş.

İkna olduk, şu an bizim ki star wars dişim var diye geziyor, çok büyük gülerse görünüyor, çocuğuma gülme demeyeceğimiz için görünüyor kısaca.

Bu konuda daha bilgiye açım derseniz linki şurada, ben aç değilim gayri, içim şişti tüm gün.

Bu vesile ile Leo the şeker canavarı şeker, şeker ihyiva eden herşey, çukulata ve türevleri ile vedalaştı, sabah akşam dişler fırcalanıyor, o da yetmiyor floss ile temizlenip gargara yapılıyor.

Bu arada çocuğuma ay yesin nolur annesi diye şeker ve çukulata veren herkesin ağzına ağzına şöyle döküm tavayla vurasım var. Eşek sudan gelesiye.

Bal gözlerinden içtiğim isimli çalışmamdan bir kare ( sahi ofis halleri yapıcaktım ben, ah analık!)

PS- Bugünkü dilim için hepinizden özür dilerim ama berbat bir gündü. İlk uçağa atlayıp kendimizi emin ellere teslim etme isteğinin tavan yaptığı bir gündü. Affola!

Perşembe, Aralık 25, 2014

Öksürükle imtihanım!

Oğlan doğduğundan beri kışları gelip yapışan bir öksürük var, öyle böyle değil, geceleri uyutmayana, kusturama kadar. Türkiye'deki doktoru Kanada'ya gelince geçme ihtimalinin yüksek olduğunu, ama yine de dikkat etmemiz gerektiğini söylemişti. Tabi ki şuraya gelince geçmedi, aksine arttı zira tıbbi herhangi bir müdahale  yapılmıyor. Ne öksürük ilacı var ne de öksüürk şurubu, bizde nebulator var deyince gözleri yuvalarından fırlayarak, " oh no very dangerous" diyorlar, ama herhangi bir çözüm yok.

Öksürük şurubu bulmak neredeyse imkansız olduğundan, her carseiz ana gibi bende kendimi kocakarı ilaçlarına verdim, onlardan care bekliyorum.

Siyah turpun içini oyup, içine bal koyuyorum ve ayazda bir gece bekletiyorum, tahmin edersiniz ki ayaz burda olağan bir durum! Sonrasında balın turpla karışarak oluşturduğu sıvıyı anane ilacı diye oğlana kaktırıyorum.

Çörek otunu havanda dövüp balla karıştırıp oğlana yutturuyorum, başlarda itiraz ediyordu şimdilerde alışti. Buna da güzellik olsun diye Siso ilaçı diyoruz, korkarım yakında anane ve teyzeden aklı çıkacak.

Ihlamur, limon kabuğu, tarçın, karanfil en iyi ahpaplar bu arada.

Tüm bunlara rağmen bir gelişme var mı? Hayır!! Her gece öküsürükten perişan Leo, gözlerinin altı çöktü, bitap düştü evladım.

Sonuç olarak, öksürükle imtihanım pekte iyi gitmiyor!
Ofis hallerinden it kopuk hallere geçişimden bir ayakkabı hali, bildiğin ağır işci ayakkabısı, Sevdiğim de bir gerçek!

Çarşamba, Aralık 24, 2014

Merry Christmas!

Merry Christmas to all my friends celebrating!

Kutlayan tüm arkadaşlarıma Mutlu Noeller!

Bilen bilir dinle alakalı her türlü kutlamalardan arkama bakmadan kaçarım ben, İnananlara tüm saygımla elbette, Noel'de bunlardan biri. Nedense dinlere dair hiçbirşeyi sevemedim ben. Ne zaman dindar birini görsem illaki bir kötülüğünü görürüm, o zaman da sorgularım, hoş sorgulayacağımı sorguladım ben ve kendim için bitirdim bu işleri. İnanç sistemleriyle aram iyi değildir kısaca.

Burada inanamadığım birşey var. Santa'ya inanma ile alakalı, aileler çocuklar Santa'ya inansın diye yıllar boyu çocuklara yalanlar, hediyeler, ancak o gün gelipte çocuk Santa olmadığını öğrendiğinde o dünyanın kafasına geçmesi, ailenin yıllar boyu çocuğu bu yalanla büyütmesi, ardından gelen güvensizlikler. Bilmiyorum değiyor mu?

ben kendi çocuğuma olmayan birşeyi inandırmamayı seçtim. Santanın eskilerden kalma bir masal olduğunu, bazı ailelerin bu geleneği hala devam ettirdiğini, ama hediye istiyorsa bizim alabileceğimizi öğrettim. Fakat okullarda bile Santa yalanı o  kadar gerçek pompalanıyor ki, nereye kadar devam edebilirim bilmiyorum.

Şimdilik Leo Santa görmeye gitmek istemiyor, gerçek bile değil diyor, ama gelecek ne getirir bilemiyorum.

Hissiyat böyle bu aralar!

Çocuklara öğretilmesi gereken bence" Canını en çok ne yakar sorusunun karşılığı olan YALAN!
Santa ise olsa olsa insanın canını yakar!

Cuma, Aralık 19, 2014

Soğuk mu?

Şimdi Kanada'da yaşıyoruz ya biz, herkesin en büyük merağı "oralar soğuk oluyor mu?". Kutba yakınlığı sebebiyle memleketin canım havasından bir tık soğuk olduğu söylenebilir. Ancak öyle dondurucu mondurucu değil.

Memlekette olsa hayatta yaşayamam dediğim -10 derecede misal tshirt üstüne bir polar giyip bakkala gidebiliyorum. Bakkal derken ağız alışkanlığı elbet, Şimdiki adıyla köşedeki market.

Isıya dönecek olursak -10 yazınca böyle bir insanın içi ürperiyor belki ama ı-ıh, Öyle değil işte, Bizim memleketin 5 derecesine falan eşit bence. Yaşanabiliyor yani. Çocuklar okula gidiyor, herkes işine gidiyor, Donan monan yok.

Kanada'ya gelmek isteyen bissürü insandan aldığım maillerde bu hava mevzu var, Korkutmayın gözünüzü, kalın birşeyler alın yanınıza gelin.

Hayatımın çok tatlı bir insanı isimli çalışmamdan!!
PS-Ayyakkap şalışmalarıma geri döneceğim dönmesine ama kar botu dünyanın en güzel ayakkabısı değil maalesef!

Salı, Aralık 16, 2014

İyi ki doğdum!

Blog yazmaya başladığımdan beri her yıl kendi doğumgünümde kendime bir kıyak yapar güzel bir doğum günü mesajı yazarım. Bu senenin mesajı biricik ablam Siso'dan geldi. Ben ağlamaktan şiştim, İstedim ki sizde şişin. Buyrun bakalım!

Hayatında değer verdiklerinin yanında olmazsa olmazların vardır. Sanırım benim en büyük vazgeçilmezlerimden biri kızkardeşim.Biten kardeşliklere baktığımda büyük üzüntü hissederim hep. Nedir acaba paylaşılamayan ve bağları koparan. Bir kardeşin varsa, her şeyin başı doğuştan sıkı bir dosta sahipsindir.
Kardeş insanın hayatında anne ve babanın hediyesidir. Senden bir parça, bütün olmanı tamamlayan bir yarım ve hatta sana seni anlatan kılavuzdur. Sırdaş olur kimi zaman, dert ortağı olur, suç ortağı olur. Seni ele vermeyen, doğru yönlendirmeye çalışan anne kalbi taşır. Kan bağından öte ruh bağı vardır aranda. Uzakta olsan bir telefon bile yeter derdini paylaşmaya. Saat kaç olursa olsun kapılar açılır.Kendi mutluluğunu senin ki kadar önemsemez çoğu zaman. Bir kız kardeş bir anne daha demektir.
Seni mutlu etmek için yanlışlarının üstünü örtmeyen,hata ve günahınla sevendir. Koruyup kollama arzusu içerisinde kendi evladından ayırt etmeyendir. Ne kadar büyürsen büyü ablanın gözünde hala küçük kız kardeşsindir.Bazen çatışırsın ama yine onun yanında kalırsın.
Bir yanın eksik hissedersin anlatamadıkların olduğunda. Ani vermen gereken kararlarda o olsun istersin yanında. Ve paylaşmak istersin mutluluğunu tek satır atlamadan onunla. Üzüntü, keder, sevinç, neşe hepsini beraber çıkarsızca yaşayabileceğin bir kucak olur sana. Kardeş anıdır aslında annenle babandan sana. En ortak yönü onunla bulabilirsin,anlaşamadığın zamanlar olduğunu da düşünsen sen ondan birisin. Yaşadıklarınızın, paylaştıklarınızın daha fazlasını kiminle yaşayabilirsiniz ki? Ya da kim küçüklüğünüzden beri sizi böylesine tanır ailenizin dışında?
Her kardeşliğin böyle olduğu söylenemez tabi çıkarların kesiştiği noktada. Ama kendi adıma diyebilirim ki; kızkardeşim en büyük şanslarımdan biridir hayatımda.
İyi ki doğdun iyi ki varsın....Sevgiyle sağlıkla...kocaman öpüyor ve kucaklıyorum..

Pazartesi, Aralık 08, 2014

Time flies!

Aylar olmus, hicbirsey yazmamisim, oysa hayatimizda olan o kadar cok sey var ki!

Leo okula basladi, ben okula basladim, sevgili yoga derslerine basladi, hayat hizla akip gidiyor. Hayatimin su noktasinda, yepyeni bir ulkede scholarize olmadan is bulmanin, calismanin imkansiz oldugunu anladigimdan kendimi okula yazdirayim dedim. Karar verdigim alan ise hukuk oldu, uzun is hayati gecmisim, tecrubemi ve su anda yaptigim isleri dusunecek olursak seramik sanatlari okumayacagim cok acikti.

Ilk baslarda tereddutlerim oldu, ana dili ana dilim olmayan bir ulkede hukuk okumaya kalkismistim, ustelik kanadalilarla, ilk gunlerdeki gerginliklerim zaman gectikce kus olup gitti. Her ay akademik mukemmeliyet odulu almaya basladim, okul adina Ontario capinda bir mahkememsi yarismaya katilmak uzere secildim, sinifimin birincisiyim, cunku Kanada'da okumak cocuk oyuncagi. Sifir organizasyon yetenekleri, zamanlarini ayarlayamamalari, cok yavas olmalari sebebiyle burada akademik basari yakalamamak mumkun degil a dostlar!

Colugu combalagi gonderecekseniz hic dusunmeyin. Bu arada Turkiye'de yasayip cocuklarini Kanada'ya okumaya gondermek isteyen ailelere servis verdigim bir sirket actim, ilk sene hedefim 3-4 cocuk getirmek ve onlarin hayatini kurtarmak, ve bunu keyifle yapiyorum.

Turkiye'deki sirketimi temsil etmeye devam ediyorum, isler tikirinda.

Aaa bu arada Leo cok buyudu, cuma gecesi okulda partiye gitti, bana, babasina ve kukiye (bizim kedi) yilbasi hediyeleri almis, ne zaman gecti, ne kadar hizli gecti, nasil bu kadar tatli bir insan geldi bizi secti, bu sorularin yanitini bilmiyorum, ama kendisine sahip oldugum icin cok mutluyum.

Karli bir Kanada gununden hello isimli calismamdan bir kare!
PS-Okulun bilgisayarindan yazdigim icin turkce karakterlerim tirt biraz, bilen arkadaslar imlaya dikkat ettigimi bilir, bu seferlik affola!

Perşembe, Nisan 24, 2014

19 Nisan!

Tam 4 yıl 5 gün önce hayatımızda çok acaip bir mucize gerçekleşti. O güne dek sesine katlanamadığım bir küçük insan hayatımıza girdi. Bana tüm doğrularımı değiştirtti. Hayatıma anlam, yüzüme kocaman bir gülümse kattı.

Hayattaki en iyi arkadaşlarıma rakip, biricik sevgilime yandaş oldu. Sohbetlerin en kralını kendisiyle yapar olduk, yemeklerin en güzelini beraber yiyoruz artık, benim hiç bilmediğim "Starwars", "uzay aracı", "kovboyluk" ve "tren" gibi konularda bana ahkam kesiyor bana, en uzaklara onunla yüzüyoruz artık, hiç gitmediğimiz yerlere giderken o da var artık, sanki hep varmışta, ben 40 yıl boyunca bunu anlamamışım gibi.

Şu hayatta yaptığım en güzel şey, en anlamlı adım, en güzel sonuç.

Canım Leo, sonsuza dek seni sevebilmek ve sana destek olabilmek en büyük dileğim. Seni seviyorum güzel insan, iyi ki bizi seçtin, bize geldin. Nice en mutlu yıllara!



PS-Gününde nasıl oldu da yazı yazamadım bende bilmiyorum, iş yoğunluğundan olsa gerek, evi silme, süpürme, yemek yapma gibisinden ahahahyt!

PS- Hala kutlanabiliyorken bugün 23 Nisan neşe doluyor insan!

Perşembe, Nisan 10, 2014

Yüzücü insan!

Eski  bir yüzücü ve sutopcu olarak küçüğümün sportif zamanı geldiğine inandığım bir zamanda burada yüzme dersine yazdırdık kendisini. Zaten geldiğimizden beri haftada 1-2 mutlaka havuza gidiyorduk, e adadan dolayı da suyla hep barışık olmuştu zaten. Ama bizsiz hiç tek başına havuz tecrübesi olmadığından endişeliydim biraz.

İlk ders günü geldiğinde zaten 3 kişilik sınıfta bir çocuk ağladığı için 2 kişi başladı yüzme macerasi, popo popo merdivenlerden indi, anne sen gidebilirsin öğretmenlerim var dedi. 2 çocuk ve 2 öğretmen. Bu sayı beni çok şaşırttı elbette. Biz kenarda oturduk ailelere ayrılan yerde. Gözlerini öğretmenlerinden bir dakika ayırmadı, zaten idmana alışık olduğunda çıpır çıpır yüzdü. Umuyorum suyla alakası hayat boyu devam eder. İyi bir yüzücü ve sporcu olur.  En önemlisi de hayatında bir disiplin ve düzen olur.

Anladım ki artık bizden ayrılma zamanı gelmişti, oysa ki daha dün gibi doğuma gidişim, ilk sesini duyuşum, ilk elimi tutup o koca gözlerini gözlerime dikişi..hayat işte bu kadar hızlı geçiyormuş dedim. Düşündüm.




Pazartesi, Nisan 07, 2014

Ada..

Kanada'ya geldiğimiz tam bir yıl oldu. Çekirdek aile uyum sağladı. Leo okulundan memnun. Sevgili Kanada'nın keyfini sürüyor, ben boş gezenin boş kalfasıyım. Bundan tam olarak memnun muyum onu bilmiyorum hala ama uzun bir mevzu bu.

Geçenlerde göl kenarına gittik, martı seslerini ve suyu görünce gözlerim doldu. Memlekette özlediğim tek yer ada dedim sevgiliye. Başkaca hiçbirşeyi özlemiyorum dedim. Bu özlemek konusunda elbette insanları ayrı tutuyorum. Dostlarımızı ve ailemizi çok özlüyorum, hatta burnumun direği sızlıyor.

Fakat adanın o huzuru, her köşeden çıkan dostlar, gittiğimiz kahvede ikram edilen ada çayları, hiç sevmemekle beraber balık kokusu bile özlediklerim arasında. Adanın sakinliği, yalınlığı, yalansız dolansızlığı, mecburieytsizliği, vapura bağlı esaretlerini, hepsini özlüyorum. Biliyorum ki orada olsam belki çok düşüneceğim, olanlara üzüleceğim, kahrolacağım, keşke burada yaşamak zorunda olmasaydım diyeceğim. Bildiğim birşey bir gün geri dönersek adada yaşayacağımız.

Hissiyat böyle..

Pazartesi, Ocak 13, 2014

Bir DIY insanı olarak Tanya

Kanada'ya yerleştiğimizden beri zamanın çok hızlı akmasından yana şikayetçi olmakla beraber, hayatta aklımagelmeyecek projelere imza attık sevgiliyle.

Do it yourself çalışma hayatımda benim için hiç birşey ifade etmeyen birşeydi. hep yoğundum ve kendimce çok önemli illerim vardı, toplantıdan toplantıya koşarken araya sıkıştırılan kısa öğlen yemekleri, kısa kahveler. memnundum elbette hayatımdan ama şimdi sevgi ile yapılan bu DIY projelerinin de hastası olduğumu itiraf edeyim.

Buradaki ilk DIY projemiz aşağıda..




Önce
















Arada














Sonra...

Yapımda ve yayında emeği geçen dostlarımız İçel ailesine sonsuz teşekkür..

Pazartesi, Aralık 16, 2013

İyi ki doğmuşum!



Tam 43 yıl önce bugün merhaba dedim bir tek gününden bile pişman olmadığım bu güzel hayatıma Canım anneme ve babama bin teşekkür!

Dünyanın ta bu ucunda bu yılda bu şahane günü en anlamlı hale getiren biricik sevgilime,  canım oğlum Leo'yave Alara'ya, biricik sevgilime sonsuz desteği esirgemeyen sürpriz doğumgününe ev sahipliği yapan şahane dostlarımız Elif, Atman ve Tolga'ya, bizi yanlız bırakmayan en can dostlarımız Tayfun, Aslı, Maya, Cangül, Sinan,Laila,Pamir, Atilla, Yasemin (biliyorum kalbi bizimleydi), Berna, Çağlar,Selin ve Lara'ya binlerce teşekkür ediyor ve hepinizi çok seviyorum!

İyi ki doğmuşum dedirten bu hayatı yaşamama sebep olan her ne ise ona da binlerce teşekkürü borç bilirim.

Ve biliyorum ki böylesine şahane insanlarla sarmalandığım için dünyanın en şanslı insanıyım.

Canım Sevgili iyi ki varsın..seni çok seviyorum!

Pazartesi, Aralık 02, 2013

Bir kedi sorunsalı

Beni bilenler bilir, ben köpekseverimdir. Aaa hayvanları ayırmak olur mu demeyin, olur, bal gibi de oluyor. Bizim küçük oğlan çıka çıka kedici çıktı , pek bozuldum, arada kedi alalım falan diyor da geçiştiriveriyorum, aman ne kedisi diye. Geçen haftasonu burada Humane Society var, kalktık oraya gittik, kediler köpekler, belli bir bağış karşılığı ve eğer siz uygunsanız hemen olmamak kaydıyla , ilerleyen günlerde sizi bir bilir kişiile görüştürüp veriyorlar.

Biz bir gittik baktık falan, aklım bir Boston terrierde ama havanın çok soğuk olması riskine popom yemiyor, onu günde iki saat sokaklarda gezdirmeyi, pek ses etmiyorum. Bizimkisi yapıştı kedilere, "anne üçünü alalım, bu hapisten kurtaralım" diye, bu arada oğlanı aktivist yetiştirmem kafama kabak olarak patladı, hapisten kurtarma girişimi olarak bana geri döndü. Bugün cumartesi dedik falan geçiştirdik. Pazar sabahı kedi diye uyandı. Babasıyla toplanıp gittiler, ben hiç katılmıyorum, kedici değilim çünkü. EVraklar dolmuş, ertesi gün bilirkişiye gidecekmişiz.

Ertesi gün oldu, giyinildi, süslenildi, gidildi, görüşüldü, kedi bir kedi çantasına kondu eve geldi.

Evet evde bizimle yaşayan bir Cookie'miz var artık, ben hala kedili yaşamdan çok emin olmamakla beraber, Cookie'ye bir şekilde alışmaya çalışıyorum.

Ve insan evlat hatrına ne hale geliyormuş diyorum. Annem büyük lokma yut, büyük konuşma derdi, işte tam olarak budur durum.
Cookie ve Leo yukarda!

Pazartesi, Kasım 04, 2013

İyi ki doğdun sevgilim!

Biricik Sevgilim,
Tatlı çocuklarımızın babası,
Aldığın her yaşla daha da güzelleşen adam,
Her yeni yaşın sana bir öncekinden daha çok huzur, aşk ve mutluluk getirsin.

İyi ki doğdun,
İyi ki varsın,
İyi ki hepimiz hayatındayız,
Seni çok seviyorum!
Seni çok seviyoruz!

AA.

Cumartesi, Ekim 26, 2013

Hissiyat böyle!

Günler hızla akıp geçerken şahane şeyler oluyor buralarda. Küçük oğlum geceleri yatmadan "seni seviyorum anne" diyor mesela, biricik sevgilim "sevgi yumağıııııı" dediğinde herkes üşenmeden gelip yumak oluyor, anne baba geldi gitti, " ah bizde yerleşsek" diye, dostlar geldi gitti "kalbimiz sizinle" diye. Buralı dostlarımız var, her sıkıntımızda koşup gelen, kazandığımız en büyük kıymetler.

Artık çekirdek aile olarak hayatımıza devam ediyoruz, çocuklar okullarına gidiyor, biz kitap okuyor, yüzmeye gidiyor, uzun orman yürüyüşleri yapıyoruz. Huzur nedir diye soran olsa "işte budur" derim, aile ile mutluluk, dünyanın en büyük zenginliği, okuldayken özlemek, yanındayken koklamak, uyurken seyretmek.hepsini..

Hissiyat böyle bu aralar..aile durumları..İyi ki varlar!

Cumartesi, Eylül 28, 2013

Sudan çıkmış balık!

Dün ilk aile toplantımızdan çıktık. Şöyle bir çıvıldamışım tweeterda  "Ilk aile toplantisindan ciktik. Sudan cikmis balik gibiyiz. Nerde bizdeki okul/ogretmen yaklasimi nerde buraaki tutum, tavir" öyle böyle değil.

Kısaca bir anlatmak isterim çünkü bizim Kanada'ya yerleşmemizin en büyük sebebi çocuklarımızı imam yapmayız dememizdi. Çokta iyi yapmışız.

Dün Alara'nın okulundan universite ve kolejlerle ilgili bir sunum olacağına dair bir e-mail almıştık, sevgiliyle toplandık gittik, kapıda bizi bir adam karşıladı, aman bir güler yüz, bir hoşgeldiniz, nasılsınız, kapı derken okulun dış kapısı, sokak yani. Sonradan anladık ki sunumu da aynı insan yapacaktı. Tüm sunum esnasında bir kere bile teklemeden sıkmadan tüm soruları yanıtladı, bıkmadan usanmadan anlattı. Bizim alışık olduğumuz tavır ise genellikle çocuğunuzun dersleri berbat okuldan alıp çırak yapın olduğundan şaşkınlıkla dinliyoruz. Tüm sunumun bir yerinde bile çocuklarınız yetersiz demedi, aksine çocuklarımız bizim en kıymetlilerimizdir, onlara yardım bizim görevimizdir, her ne sorunuz olursa lütfen bize gelin, her zaman yardıma hazırız şeklinde yaklaşımlar. Tövbeler tövbesi, kültür depresyonu yaşıyoruz o ara ha!

Sevgiliyle gözlerimiz dolu dolu birbirimize baktık, ne doğru bir yerdeyiz dedik, hem çocuklarımız hem de kendimiz için. Eve dönerken Alara'nın gittiği okulu içimize sindiren Elif'ciğimi aradım, teşekkür için, o denli duygulandık, ve memnun olduk.

Şimdi bugün memleketin durumuna bakınca iyi ki zamanlı geldik, şu aşağıdakilerin  hayatını kurtardık diyoruz.