Yasaklara, biber gazına, tazyikli sulara, tüm kışkırtmalara ve bölme çabalarına karşın Cumhuriyetimizin 89. yılı kutlu olsun! Daha nice 100 yıllara.
Uzun PS- Ülkemizin bugün geldiği durum beni fazlasıyla endişelendiriyor, artık kendim için değil bu dünyaya seve isteye getirdiğim biricik evladım için endişeliyim, onu Ulu Önder Atatürk'ün görüşleriyle yetiştiriyoruz, daha 1.5 yaşındaydı Anıtkabir'e gitti, Atatürk demeyi öğrendi, ama asıl işimiz bundan sonra başlıyor. Yapabileceğimiz tek şey evlatlarımızı Atatürkçü düşüncelerle bezeyip, yüzlerini hep aydınlığa çevirmelerini sağlamak, bizler bu topraklarda oldukça onların da sırtı yere gelmeyecek. Bir gün gelipte "PES" ettirilmezsek!
Salı, Ekim 30, 2012
Salı, Ekim 23, 2012
Buruk bişi!
Eskiden bayramlarda önce ananemlere giderdik. Annanemin elini öper, şık bir mendilin içinde bayram harçlığımı alır, keyfime değilmezdi. Ananemlerden sonra kesim işleri için dedemlere gidilirdi, yine el öpülür bayram harçlıkları cebe indirilirdi. Kesim işine gelince ise içim parçalanırdı çocuk aklımla, neden kesildiklerini anlayamazdım, neden kan akıtıldığını bilemezdim.
Ta ki bir gün dedemlerde somurtmuş otururken ananemin az önce sıkıştırdığım yanaklarını artık sıkıştıramayacağım haberini alıp verebileceğimiz en büyük kurbanı verdiğimizi anlayıp gözlerimden yaşlar süzülürken ananemlere gidene dek. Benim son bayramım o oldu, 7 yaşındaydım ve ananem kurban bayramında gitmeye karar vermişti. Ondan sonraki bayramlar genelde buruk geçti evde. Pek kutlanmadığı gibi dedemi de gönderince artık koyunları kesebilecek biri kalmadığından bu fasla da çok şükür son verilmişti.
Ve ben bugün hala nerede bir koyun görsem içim cız eder, sevmem bayramları, gösterişi,illaki birilerinin gözüne sokularak yapılan ibadetleri, onun yerine hergün anneme babama sizi seviyorum demeyi, sevgilime her akşam sarılıp uyumayı, kendi oğluma her gece seni seviyorum demeyi daha samimi buluyorum.
İnanan tüm dostların Bayramını kutlar, ve lütfen sevdiklerinizi kaybetmeden onları ne kadar sevdiğinizi söyleyin derim. hergün, bıkmadan, usanmadan.
Ta ki bir gün dedemlerde somurtmuş otururken ananemin az önce sıkıştırdığım yanaklarını artık sıkıştıramayacağım haberini alıp verebileceğimiz en büyük kurbanı verdiğimizi anlayıp gözlerimden yaşlar süzülürken ananemlere gidene dek. Benim son bayramım o oldu, 7 yaşındaydım ve ananem kurban bayramında gitmeye karar vermişti. Ondan sonraki bayramlar genelde buruk geçti evde. Pek kutlanmadığı gibi dedemi de gönderince artık koyunları kesebilecek biri kalmadığından bu fasla da çok şükür son verilmişti.
Ve ben bugün hala nerede bir koyun görsem içim cız eder, sevmem bayramları, gösterişi,illaki birilerinin gözüne sokularak yapılan ibadetleri, onun yerine hergün anneme babama sizi seviyorum demeyi, sevgilime her akşam sarılıp uyumayı, kendi oğluma her gece seni seviyorum demeyi daha samimi buluyorum.
Pazartesi, Ekim 22, 2012
Bir annenin notları!
Ara ara yazıyorum aslında, ama bir toparlayayım dedim. Leo şu anda tam 2.5 yaşında. Konuşması yaşıtlarına göre oldukça düzgün, Alabilir miyim? Gidebilir miyiz? Verebilir misin lütfen? İzin verir misin? gibi sorularla bizi mutlu ediyor. Ama bir şeyi beğenmezse de ben bunu beğenmedim deyip yeni bir alternatif bekliyor.
Odasında sıkılmadan 1 saate yakın oynayabiliyor, aman ne filmler dönüyor o arada belli değil, kulağım hep odasında.
Okula başladığından beri yemeklerini kendi yemekte ki bu bizi çok mutlu etmekte, çok başarılı olmasa da yemeklerini kesmeye bile çalışıyor. Suyunu evdeki sebilden kendi alabiliyor, sıcağa dokunmuyorum annneeee/ baaaabaaaa diye çığlıklar atarak.
Yemeklerden sonra ellerini yıkıyor, tuvaletten sonra da, zaten çiş kaka işini 18 aylıkken hallettiğinden bu alanda hiç sıkıntısı yok, hiç lazımlık kullanmadım ben, adaptörle direkt marmaraya gönderdik çişleri kakaları, şimdi artık Marmara Denizine gönderdiğini bilmesi beni sevindiriyor.
Sabahları uyanınca Bonjour demesi babasıyla beni bitiriyor mesela.
Seyahatlerde çok arıza çıkarmıyor. Çöpleri çöp ve geri dönüşüm olarak ayırıyor mesela. Evde küçük bir çevreci olduğunu bilmek güzel.
Hayır diyor ama hiç üzerinde durmuyoruz, genelde iki seçenek sunup bu hayırı bir şekilde evete çevirebiliyoruz.
Hayat bizim için böylece akıp geçiyor. Belki rahat anne baba olmamızdan, belki yaşımızdan, belki gelen tatlı ruhun bizi üzmemesinden ağır şeyler yaşamadık, veya yaşadıkta büyütmedik hiç. bense işte bunu çok seviyorum.
Bu hafta kısa bir tatile çıkıyoruz. Oyuncak valizini düşünmek dahi istemiyorum, çünkü kendi ile ilgili seçimlerine genel olarak karışmıyoruz, bakalım arabada bize yer kalacak mı?
Odasında sıkılmadan 1 saate yakın oynayabiliyor, aman ne filmler dönüyor o arada belli değil, kulağım hep odasında.
Okula başladığından beri yemeklerini kendi yemekte ki bu bizi çok mutlu etmekte, çok başarılı olmasa da yemeklerini kesmeye bile çalışıyor. Suyunu evdeki sebilden kendi alabiliyor, sıcağa dokunmuyorum annneeee/ baaaabaaaa diye çığlıklar atarak.
Yemeklerden sonra ellerini yıkıyor, tuvaletten sonra da, zaten çiş kaka işini 18 aylıkken hallettiğinden bu alanda hiç sıkıntısı yok, hiç lazımlık kullanmadım ben, adaptörle direkt marmaraya gönderdik çişleri kakaları, şimdi artık Marmara Denizine gönderdiğini bilmesi beni sevindiriyor.
Sabahları uyanınca Bonjour demesi babasıyla beni bitiriyor mesela.
Seyahatlerde çok arıza çıkarmıyor. Çöpleri çöp ve geri dönüşüm olarak ayırıyor mesela. Evde küçük bir çevreci olduğunu bilmek güzel.
Hayır diyor ama hiç üzerinde durmuyoruz, genelde iki seçenek sunup bu hayırı bir şekilde evete çevirebiliyoruz.
Hayat bizim için böylece akıp geçiyor. Belki rahat anne baba olmamızdan, belki yaşımızdan, belki gelen tatlı ruhun bizi üzmemesinden ağır şeyler yaşamadık, veya yaşadıkta büyütmedik hiç. bense işte bunu çok seviyorum.
Bu hafta kısa bir tatile çıkıyoruz. Oyuncak valizini düşünmek dahi istemiyorum, çünkü kendi ile ilgili seçimlerine genel olarak karışmıyoruz, bakalım arabada bize yer kalacak mı?
Perşembe, Ekim 18, 2012
Singing in the woods!
Bu hafta başı okuldan not geldi. Gezimiz var,lütfen izin belgesini imzalayın diye. Bir telaşlandım, tatlı bir telaş, bir sevindim, bir buruldum, bizsiz hiç sokaklarda tek başına olmamıştı, acaba yabancılar mı dedim, güvende hisseder mi?
Gezi dediğime de aldanmayalım, okulun gözesindeki parka gidecekler, yurt dışında hep görüp ne güzel derdim, bir halatın uclarına yapılmış tutulacak yerlerden tutar bebeler, öğretmenleri ile gezerdi, bayılırdım bizde de olsa keşke derdim, oldu.
Doğru okulu seçtiğimiz için çok mutluyuz, okuldan çok memnunuz, hem tüm çocuklara yaklaşımlarından, hem özgürlükçü olmalarından, hem de kattıkları özgüvenden. Hemen gecesinde öğretmeni fotoğrafları göndermiş. Oğlanın kişisel tarihine bir not olarak paylaşmak istedim.
Bu arada çok önemli bir gelişme daha var! Yarım gün başladığımız okul serüvenimizi tam güne çekiyoruz, Leo öğle uykularını bırakmak üzere, bunun sebebi sanırım emziği bırakmamız oldu. Aynı anda okula da başlayınca eve gelip heyecandan uyumaz oldu. E bizde o zaman okulda 4'e kadar kalması daha faydalı olur dedik. Deneme turlarındayız, fena gitmiyor.
Sınıfı Montesorri'yi takip ediyor, geçen gün almaya gittiğimde kendinden büyük Selen, Demir ve Kuzey'e "Au revoir Demir, Au revoir Selen, Au revoir Kuzey" deyip ayrılması, merdivenin tam ortasında" anne öpmedim onları" deyip geri dönmesi vardı ki, öğretmeni i le beni çok sevindirdi, farklı yaş gruplarında çocukların bir arada olduğu sınıfın en güzel örneklerinden biriydi işte bu.
Gezi dediğime de aldanmayalım, okulun gözesindeki parka gidecekler, yurt dışında hep görüp ne güzel derdim, bir halatın uclarına yapılmış tutulacak yerlerden tutar bebeler, öğretmenleri ile gezerdi, bayılırdım bizde de olsa keşke derdim, oldu.
Doğru okulu seçtiğimiz için çok mutluyuz, okuldan çok memnunuz, hem tüm çocuklara yaklaşımlarından, hem özgürlükçü olmalarından, hem de kattıkları özgüvenden. Hemen gecesinde öğretmeni fotoğrafları göndermiş. Oğlanın kişisel tarihine bir not olarak paylaşmak istedim.
Bu arada çok önemli bir gelişme daha var! Yarım gün başladığımız okul serüvenimizi tam güne çekiyoruz, Leo öğle uykularını bırakmak üzere, bunun sebebi sanırım emziği bırakmamız oldu. Aynı anda okula da başlayınca eve gelip heyecandan uyumaz oldu. E bizde o zaman okulda 4'e kadar kalması daha faydalı olur dedik. Deneme turlarındayız, fena gitmiyor.
Sınıfı Montesorri'yi takip ediyor, geçen gün almaya gittiğimde kendinden büyük Selen, Demir ve Kuzey'e "Au revoir Demir, Au revoir Selen, Au revoir Kuzey" deyip ayrılması, merdivenin tam ortasında" anne öpmedim onları" deyip geri dönmesi vardı ki, öğretmeni i le beni çok sevindirdi, farklı yaş gruplarında çocukların bir arada olduğu sınıfın en güzel örneklerinden biriydi işte bu.
Perşembe, Ekim 11, 2012
Bugün günlerden Behzat Ç.
İlk başlarda çok gıcık oldum.
Türkçesi ne fena dedim, sevgiliye sorup durdum" ne dedi ne dedi?" diye. Dördüncü bölümün sonunda biraz biraz alıştım la! demelerine, ellerinden birayı bırakamayan cinayet büro elemenlarına, siyah çorapla sevişebilen amirime, hep bakımlı cumhuriyet savcıma, mercedese binen narkotikçilere.
Sonra ne mi oldu? Hastası olduk, tüm yaz boyunca kaçırdığımız ilk sezonu ve ikinci sezonun büyük bir kısmını izleyip yetiştik. İzledikçe memleket gerçeklerine dokundurmalarını, içtenliklerini, oyunculuklarını, insanlıklarını sevdik. Sanki bizden biriydiler de biraz ağızları bozuktu o kdara, kalplerimiz aynı şekilde atıyor, aynı şeylere üzülüyoruduk. Bizdendiler la!
Evet işte bu yüzden artık cuma geceleri saat 22.30 itibari ile ekran başındayız Amirim!
Ha bu arada RTÜK engeline de takılırsa internetten izlemeye de razıyım, biline.
PS- izleye izleye yakışıklı bile bulur oldum Amirimi!
Türkçesi ne fena dedim, sevgiliye sorup durdum" ne dedi ne dedi?" diye. Dördüncü bölümün sonunda biraz biraz alıştım la! demelerine, ellerinden birayı bırakamayan cinayet büro elemenlarına, siyah çorapla sevişebilen amirime, hep bakımlı cumhuriyet savcıma, mercedese binen narkotikçilere.
Sonra ne mi oldu? Hastası olduk, tüm yaz boyunca kaçırdığımız ilk sezonu ve ikinci sezonun büyük bir kısmını izleyip yetiştik. İzledikçe memleket gerçeklerine dokundurmalarını, içtenliklerini, oyunculuklarını, insanlıklarını sevdik. Sanki bizden biriydiler de biraz ağızları bozuktu o kdara, kalplerimiz aynı şekilde atıyor, aynı şeylere üzülüyoruduk. Bizdendiler la!
Evet işte bu yüzden artık cuma geceleri saat 22.30 itibari ile ekran başındayız Amirim!
Ha bu arada RTÜK engeline de takılırsa internetten izlemeye de razıyım, biline.
PS- izleye izleye yakışıklı bile bulur oldum Amirimi!
Cuma, Ekim 05, 2012
Ağır bi dersi daha verdik!
Bence okul işi tamamdır.
Ağlayarak başladığımız evde lafını bile ettirmediğimiz okula kah ben kah babası bırakıyoruz. Madame Aysun, Metreez diye koşturuyor okula.
Okul eziyeti çektiğim günlerde bu havalı konuşmaları yapacağımı biliyordum. Aldığım ders annelikte daha öğrenecek çoook şeyim var.
Ağlayarak başladığımız evde lafını bile ettirmediğimiz okula kah ben kah babası bırakıyoruz. Madame Aysun, Metreez diye koşturuyor okula.
Okul eziyeti çektiğim günlerde bu havalı konuşmaları yapacağımı biliyordum. Aldığım ders annelikte daha öğrenecek çoook şeyim var.
Cuma, Eylül 28, 2012
Açev'de Oku Yaz!
Bana çok tatlı bir mail geldi Gaye'den, bir ricası olmuş, Açev'in okur yazarlık programını tanıtmamız çok önemli sizde bir el atar mısınız demiş. Atmam mı?
Buyrun kısa bilgi, isteyen sayfaya girip bakabilir, ben üşenmedim aldım parolamı denedim. Ve eminim çok faydalı olacak. Hadi bakalım. Biraz daha tanıtsak şahane olur.
AÇEV'de Oku Yaz'ın geliştirilmesinde emeği geçen Prof. Dr. Aydın Yücesan Durgunoğlu'na, Evrem Tilki'ye, Fatih Ugantaş'a, Fatma Zengin'e, Hatice Çam'a, Hilal Gençay'a ve Nilgün Ural'a çok teşekkürler...
Buyrun kısa bilgi, isteyen sayfaya girip bakabilir, ben üşenmedim aldım parolamı denedim. Ve eminim çok faydalı olacak. Hadi bakalım. Biraz daha tanıtsak şahane olur.
2011 itibariyle J.P. Morgan Chase, Empower ve
Ashmore vakıflarının desteği ile Bilgisayar Tabanlı Okuryazarlık
programı'nı uygulamaya başlayan AÇEV, 1995 yılından beri uyguladığı yüz
yüze eğitim programlarına ek olarak; Türkiye'de yetişkin
okuryazarlığının gelişimine verdiği katkıyı www.acevdeokuyaz.org isimli
öğrenme portalı ile sürdürmeyi hedefliyor. 1 Kasım 2011 tarihinde test
yayınına başlayan AÇEV'de Oku Yaz, okuma yazmayı hiç bilmeyenler de dahi
olmak üzere, okuryazarlık becerilerini geliştirmek isteyen tüm
yetişkinlerin kullanımına açık.
AÇEV'de Oku Yaz'ın geliştirilmesinde emeği geçen Prof. Dr. Aydın Yücesan Durgunoğlu'na, Evrem Tilki'ye, Fatih Ugantaş'a, Fatma Zengin'e, Hatice Çam'a, Hilal Gençay'a ve Nilgün Ural'a çok teşekkürler...
AÇEV'de Oku Yaz ile ilgili daha fazla bilgi edinmek ve yenilikleri takip etmek için: www.facebook.com/acevdeokuyaz
Perşembe, Eylül 20, 2012
Sincerely, l. cohen
First we take Manhattan, then we take Berlin!
İnsan gibi bir konser de düzenlenebiliyormuş demek ki. Pozitif rezaletinden sonra dün gece takriben 12,000 kişi 10 dakikada konser alanına girip, 10 dakikada boşaltıp, 10 dakika sonra evimize varmıştık.
Kime mi gittik. Leonard Cohen! tek keli me ile muhteşemdi..fazlaca söze gerek yok, 3,5 saati geçen bir performans her baba yiğidin harcı değil hani.
If you want a father for your child
Or only want to walk with me a while
Across the sand
I'm your man
Sevgili bayılır Leonard Cohen'e..2009'da geldiğinde şöyle bir yazı da yazmışım. Günlerdir dün geceyi bekledik durduk, evde tüm albümlerini dinleye dinleye.
Ben doğum yaparken ameliyathane de kendisini dinliyor olmamız bir tesadüfm müdür bilmiyorum ama oğlanın adına büyük katkısı olmuş kahramanlarımızdandır.
And jane came by with a lock of your hair
She said that you gave it to her
That night that you planned to go clear
-- Sincerely, l. cohen
İnsan gibi bir konser de düzenlenebiliyormuş demek ki. Pozitif rezaletinden sonra dün gece takriben 12,000 kişi 10 dakikada konser alanına girip, 10 dakikada boşaltıp, 10 dakika sonra evimize varmıştık.
Kime mi gittik. Leonard Cohen! tek keli me ile muhteşemdi..fazlaca söze gerek yok, 3,5 saati geçen bir performans her baba yiğidin harcı değil hani.
If you want a father for your child
Or only want to walk with me a while
Across the sand
I'm your man
Sevgili bayılır Leonard Cohen'e..2009'da geldiğinde şöyle bir yazı da yazmışım. Günlerdir dün geceyi bekledik durduk, evde tüm albümlerini dinleye dinleye.
Ben doğum yaparken ameliyathane de kendisini dinliyor olmamız bir tesadüfm müdür bilmiyorum ama oğlanın adına büyük katkısı olmuş kahramanlarımızdandır.
And jane came by with a lock of your hair
She said that you gave it to her
That night that you planned to go clear
-- Sincerely, l. cohen
Çarşamba, Eylül 12, 2012
RHCP rezaleti
Aylar öncesinden aldığımız RHCP konser biletlerimizin kullanma zamanı geçen Cumartesi gelmişti. Adadan kalktık, kabataş denizotobüsü ile yarım saatte kabataşa geldik, oradan AKın balık, dostlarla buluşma ve Santral İstanbul. Yaklaşık 1 saat kuyrukta bekledik, daracık kapılardan üst araası yapılmadan ve barkod okutulmadan konser alanına girdik. AThenayı komple kaçırdık elbette. Konser performans olarak şahaneydi. Monarchy of Roses , Dani California, Can’t Stop gibi bilinen şarkılarla hepimiz çoştuk. Scar Tissue da şahaneydi, Under the Bridge, Californication ve By The Way‘i de çaldılar. Malum içki yok, su içmekten içimiz çıktı. Yiyecek hiç birşey yoktu, açlıktan gözümüz döndü.
Yaklaşık 40,000 kişinin olduğu alandan bir konser bitmeden çıkalım diye hamle yaptık, anaaam kapılar kapalı, çıkışı daraçık bir yerden veriyorlar, tam bir rezalet, millet galeyana geldi kapıları yıktıda bizde çıkabildik. Aman çıktıkta ne oldu, allahın unuttuğu bir yerde kalakaldık, ulaşım rezaletti. sanıryoum tam 1,5 saat boyunca yürüdük, Halıcıoğlundan metroya bindikte hayatımız kurtuldu.
Ben artık Pozitif'in düzenlediği berbat organizasyonların hiç birine gitmem, önümüzde bir leonard Cohen konseri birde Sting konseri kaldı, LC e kesin gideriz de, Sting'i hala bilemiyorum.
Bu rezaleti yaşadıkatn sonra barcelonada U2 konseri çıkışımız geldi aklımıza, 100,000 kişi 5 dakikada dağıldı. Motosikletimize atladığımız gibi şehre ulaşmıştıik.
Ben zannediyorum ki tüm bunlar konsere giden insanları yıldırma politikası, alkol yok, varan 1. Neymiş Eyüpteymiş, bana mı sordunuz Eyüpte yaparken. Gidiş geliş tam bir sefalet bu da varan 2. Kısaca diyorlar ki, konsere gelirseniz bizde size gününüzü gösteririz. İyisi mi siz paşa paşa evinizde oturup sizi uyuşturduğumuz dizileri seyredin de 4+4+4, hergün şehit, felaketler zincirleri haberlerini kolayca hazmedin, birde sizle uğraşmayalım diyorlar yekten.
Yaklaşık 40,000 kişinin olduğu alandan bir konser bitmeden çıkalım diye hamle yaptık, anaaam kapılar kapalı, çıkışı daraçık bir yerden veriyorlar, tam bir rezalet, millet galeyana geldi kapıları yıktıda bizde çıkabildik. Aman çıktıkta ne oldu, allahın unuttuğu bir yerde kalakaldık, ulaşım rezaletti. sanıryoum tam 1,5 saat boyunca yürüdük, Halıcıoğlundan metroya bindikte hayatımız kurtuldu.
Ben artık Pozitif'in düzenlediği berbat organizasyonların hiç birine gitmem, önümüzde bir leonard Cohen konseri birde Sting konseri kaldı, LC e kesin gideriz de, Sting'i hala bilemiyorum.
Bu rezaleti yaşadıkatn sonra barcelonada U2 konseri çıkışımız geldi aklımıza, 100,000 kişi 5 dakikada dağıldı. Motosikletimize atladığımız gibi şehre ulaşmıştıik.
Ben zannediyorum ki tüm bunlar konsere giden insanları yıldırma politikası, alkol yok, varan 1. Neymiş Eyüpteymiş, bana mı sordunuz Eyüpte yaparken. Gidiş geliş tam bir sefalet bu da varan 2. Kısaca diyorlar ki, konsere gelirseniz bizde size gününüzü gösteririz. İyisi mi siz paşa paşa evinizde oturup sizi uyuşturduğumuz dizileri seyredin de 4+4+4, hergün şehit, felaketler zincirleri haberlerini kolayca hazmedin, birde sizle uğraşmayalım diyorlar yekten.
Pazartesi, Eylül 10, 2012
Tam anlamıyla talebelikte ilk gün!
Bu hafta anne babalar artık sınıfa alınmıyor. Benim geçen haftaki şahane performansım sebebiyle baba beni de pek okula almıyor. Bugün ilk denenemiz fena geçmemiş, yavru köpek gibi ağlamalar olmuş ama genel olarak iyimiş. Bende kişisel tarihimize not düşmek için bol fotolu bir post yazayım istedim.
Leo sonunda biraz insan içine karışmış oyun oynarken.
Artık kapının dışında kalan babadan fotoğraflar, bizimkiler faaliyet yapıyor. içerideki yetişkinlerde öğretmenler. (pek disiplinliler bu arada, her cocuğu kendine haline bırakıyorlar ve gelişmeleri iziliyorlar, katiyen içeri almıyorlar anne babayı)
Yine bir kapı önü fotosu. Bizimki az dışında olayların ama arızasız.
Ve işte en bayıldığım fotoğraf, hepsi birlikte öğle yemeğinde ve bizimkisi hapır küpür yemeklerini tek başına yiyor, evde arada bırakıyorum yemesi için ama yine de kıyamıyorduk, ama babasının dediğine göre şahane yemiş.
Yemek karelerine doyamadım ehehe.
Ve finalde yemek tabaklarını mutfağa taşırlarken.
Oğlanın gittiği okul evimize çok yakın. Öğretmeni Montessoriyi takip ediyor, okulun tek Montessori sınıfı Leo'nun gittiği, zorlamadan, kendi hallerine bırakarak entegre ediyorlar. Bence ilk anasız babasız gün içinde oldukça başarılılar.
Neyse efenim geçen haftaki ağlak halimden bugünkü bu mutlu tabloya gelebildiğim için oğlumla ve babasıyla pek gurur duyuyorum. Paylaşayım istedim.
Leo sonunda biraz insan içine karışmış oyun oynarken.
Artık kapının dışında kalan babadan fotoğraflar, bizimkiler faaliyet yapıyor. içerideki yetişkinlerde öğretmenler. (pek disiplinliler bu arada, her cocuğu kendine haline bırakıyorlar ve gelişmeleri iziliyorlar, katiyen içeri almıyorlar anne babayı)
Yine bir kapı önü fotosu. Bizimki az dışında olayların ama arızasız.
Ve işte en bayıldığım fotoğraf, hepsi birlikte öğle yemeğinde ve bizimkisi hapır küpür yemeklerini tek başına yiyor, evde arada bırakıyorum yemesi için ama yine de kıyamıyorduk, ama babasının dediğine göre şahane yemiş.
Yemek karelerine doyamadım ehehe.
Ve finalde yemek tabaklarını mutfağa taşırlarken.
Oğlanın gittiği okul evimize çok yakın. Öğretmeni Montessoriyi takip ediyor, okulun tek Montessori sınıfı Leo'nun gittiği, zorlamadan, kendi hallerine bırakarak entegre ediyorlar. Bence ilk anasız babasız gün içinde oldukça başarılılar.
Neyse efenim geçen haftaki ağlak halimden bugünkü bu mutlu tabloya gelebildiğim için oğlumla ve babasıyla pek gurur duyuyorum. Paylaşayım istedim.
Masaj Salonumuz acılmıştır!
Geçen şöyle bir yazı yazdım. İçim kırık dökük biraz. Her zamankinin aksine. Genelde hep keyfim tıkırındadır benim ya. I-Ih o iş başkaymış.
Neyse normal hayatımıza dönersek hala adadayız, balkondan içeriki odaya, ki dilim salon demeye varmıyor, geçene dek adadayız, oğlanı sabahları hoplaya zıplaya vapurla okula götürüyoruz.
Haftasonu babası ile aşağıdaki bir kareyi yakaladım. Babası oğlana masaj yapıyor, Leo'da keyifden gevremiş babasının kucağında oturuyor. İkisinin bu hallerini gördükçe iyi ki bu iki adam var hayatımda diyorum. kah gülüyorum kah ağlıyorum.
Neyse normal hayatımıza dönersek hala adadayız, balkondan içeriki odaya, ki dilim salon demeye varmıyor, geçene dek adadayız, oğlanı sabahları hoplaya zıplaya vapurla okula götürüyoruz.
Haftasonu babası ile aşağıdaki bir kareyi yakaladım. Babası oğlana masaj yapıyor, Leo'da keyifden gevremiş babasının kucağında oturuyor. İkisinin bu hallerini gördükçe iyi ki bu iki adam var hayatımda diyorum. kah gülüyorum kah ağlıyorum.
Perşembe, Eylül 06, 2012
Koca gözler çizgi oldu
İçim rahattı benim, yarım gün okula başlayacak, uyumludur, kolay adapte olur diyordum. Bugün okulun koridorlarında hırsız gibi gezerken, beni göremeyeceği pencerelerden ne yaptığına bakarken anladım ki aslında hiç kolay değil. Herkesten bağımsız tek başına oynuyordu bulduğu herşeyle, arada annem nerde diye sorarken içim cız etti hep. Japon cizgifilm karakterleri gibi gözleri dolu dolu bakıyordu tanımadık yüzlere, babası benden daha yakındaydı hep, arada gidip babasına sarılırken ilkokul 1 maceram aklıma geldi, tam bir yıl boyunca, hergün 4 teneffüs olmak üzere okuldan kaçıp eve giderdim. Aklımda hep annemin bulaşık deterjanı kokan o mis gibi ellerinin kokusu..başka da hiçbirşey yok. Eve gitmeliyim. Önceleri 7 yaşımda bana verdikleri anahtarla eve sinsice girebilirken bu maceram anahtarın elimden alınması ile son bulmuş, bu seferde evimizin tam karşısındaki kasabın tentesinin altından annemi görebileceğim anları kolar olmuştum. Tam bir yılı böyle geçirmişti annem, şimdilerde anlıyorum o yaşattığım kabusu. Sonunda annem okulda gönüllü öğretmen olmuş, derse gelemeyen öğretmenlerin derslerine girer olmuştu. Kimbilir ne sancılı bir dönemdi onun için, üstelikte 3 yıl yuvaya gitmiştim ben.
Bunların geçeceğine inandırarak kendimi Leo'nun okulunun koridorlarında sinsice gezmeye devam ettim tüm sabah. Ama biliyorum alışacak.
Dün akşam Sisolar geldi oğlanın okulunu şenlendirmek için eve. Ailede her cocuğun ilk okul gününü şenlendirmek adetiyle ellerinde koca küllahlarla, artık arkadaşım olan biricik Yeğen Kero ile. Külahların içi kalem, boya kitabı, kalem kutusu, çantalarla dolu. Çok eğlendi bizimkisi, o kadar hediyeyi bir arada almaya alışık olmadığından da bunlar benim mi diye sordu koca gözleriyle.
İşte o koca gözler bugün hep incecik bir çizgi halindeydi. Dolu dolu..
Bunların geçeceğine inandırarak kendimi Leo'nun okulunun koridorlarında sinsice gezmeye devam ettim tüm sabah. Ama biliyorum alışacak.
Dün akşam Sisolar geldi oğlanın okulunu şenlendirmek için eve. Ailede her cocuğun ilk okul gününü şenlendirmek adetiyle ellerinde koca küllahlarla, artık arkadaşım olan biricik Yeğen Kero ile. Külahların içi kalem, boya kitabı, kalem kutusu, çantalarla dolu. Çok eğlendi bizimkisi, o kadar hediyeyi bir arada almaya alışık olmadığından da bunlar benim mi diye sordu koca gözleriyle.
İşte o koca gözler bugün hep incecik bir çizgi halindeydi. Dolu dolu..
Salı, Eylül 04, 2012
Aman yağlar!
Şİmdi biz evde geri dönüşüme gidebilecek herşeyi ayırıyoruz. Cam, plastik, kağıt, metal, pil daha neler neler. Bunları apartman yönetimiminin Kadıköy Belediyesi ile anlaşması sonucunda her perşembe gelip alıyorlar.
Atık yağları da biriktiriyoruz ama tam olarak nereye başvuracağımızı bilmiyorduk. Artık öğrendim ve paylaşmak istedim.
Atık yağları da biriktiriyoruz ama tam olarak nereye başvuracağımızı bilmiyorduk. Artık öğrendim ve paylaşmak istedim.

Pazartesi, Ağustos 27, 2012
Bir vücut sanatı olarak dövme
Ben hayatımın önemli anlarımı, anlamlarını vücuduma yazdırmayı sevenlerdenim. İlk dövmeye meraklandığımda bir kere başlarsan sonu gelmez demişlerdi. hakikaten de gelmiyormuş.
İlk dövmem bi r klasik olarak kendi adımdı. Peh..gerçekten çok klasik.
İkinci dövmem khalachakra, çok felsefi. Geçirdiğim zamanları hep hatırlayayım diye yaptırmıştım.
Sonra bir Hindistan seyahatinde bana çok önemli bir hayat dersi veren bir kertenkele.
Sonra ölen ilk oğlum biricik Bono'nun anısına bir dövme.
Sonra biricik sevgilimin adına bir dövme.
Sonra doğan ve bana hayatın anlamını gösteren tatlı oğlumun adına bir dövme.
Ve son olarakta gelişim ve değişimin sembolü Ganesh dövmesi. En sonuncusu yapıldıktan hemen sonraki haliyle aşağıda.
Dövmelerimi hep aynı deli adam yaptı. Son dövmemi yaparken ilk dövmemin ne renginin solduğunu ne de dağıldığını konuştuk. O kadar da başarılı. Son derece hijyenik çalışır. İnsanın canı hiç yanmaz, pek keyifli zamanlar geçiririz. Randevu saatinden illaki 2 saat önce gider, Rexxin sokağında sokak itliği ederiz coluk cocuk, en bayıldığım tarafımız da bu. Birimiz dövme yaptırırken diğerleri ön tarafta vur patlasın çay oynasın.
Uzun lafın kısası, bu hafta bir tane daha yapılacak. Pek heyecanlıyım hahayt.
İlk dövmem bi r klasik olarak kendi adımdı. Peh..gerçekten çok klasik.
İkinci dövmem khalachakra, çok felsefi. Geçirdiğim zamanları hep hatırlayayım diye yaptırmıştım.
Sonra bir Hindistan seyahatinde bana çok önemli bir hayat dersi veren bir kertenkele.
Sonra ölen ilk oğlum biricik Bono'nun anısına bir dövme.
Sonra biricik sevgilimin adına bir dövme.
Sonra doğan ve bana hayatın anlamını gösteren tatlı oğlumun adına bir dövme.
Ve son olarakta gelişim ve değişimin sembolü Ganesh dövmesi. En sonuncusu yapıldıktan hemen sonraki haliyle aşağıda.
Dövmelerimi hep aynı deli adam yaptı. Son dövmemi yaparken ilk dövmemin ne renginin solduğunu ne de dağıldığını konuştuk. O kadar da başarılı. Son derece hijyenik çalışır. İnsanın canı hiç yanmaz, pek keyifli zamanlar geçiririz. Randevu saatinden illaki 2 saat önce gider, Rexxin sokağında sokak itliği ederiz coluk cocuk, en bayıldığım tarafımız da bu. Birimiz dövme yaptırırken diğerleri ön tarafta vur patlasın çay oynasın.
Uzun lafın kısası, bu hafta bir tane daha yapılacak. Pek heyecanlıyım hahayt.
Cuma, Ağustos 10, 2012
Biraz da karides yiyin!
Cumaları çalışmıyorum ben. Fakat kusma ishal falan derken işler biriktiğinden bu cuma ofise geldim. Arabamı tam park edecekken burnumuzun dibine yaptırılmış olan Mimar Sinan Camii sebebiyle sayın Başbakanın camiye teşrif edeceğini güvenliğin camımı tıklatmasıyla öğrenmiş bulunmaktayım. Arabanızı buraya park etmeyin çekerler dedi, nereye parkedeyim dedim, bilmiyorum dedi. Bu anlamsız diyaloğu sonsuza dek uzatabilirdim ama güvenlikte emir kulu, naapsın? diye uzatmadım konuyu .
Devletimin başkanı önce vatandaşını düşünmeli, kendisini değil, o ibadet edecek diye, ki bu ibadetin de pek şatafatlı olduğunu düşünüyorum, sade vatandaşa eziyet çektiririlmemeli. Hem halkın arasına girmekten korkup über güvenlik önlemleri aldırıyorsan evine yaptırıvereydin o camiyi, hadi bu olmadı, Camlıca tepesine yapılacak olanı evinin bahcesine yaptır, bari biz eziyet çekmeyiz.
Ha gerçi o zaman şov yapacak bir ekipte kalmaz değilmi? Olmadı yani..
Turkcell hatlarının jam edilmesini mevzu bile etmiyorum.
Bu mudur yahu ibadet, inanç?
Neyse cuma cuma sinir yapmayayım ben en iyisi.
Bu arada geçtiğimiz haftalarda verdiğimiz şehitlerin ailelerine sabır diliyorum ama maalesef vatan saolsun diyemiyorum.
Neyse biraz da karides yiyin efem karides. tam mevsimidir!
Devletimin başkanı önce vatandaşını düşünmeli, kendisini değil, o ibadet edecek diye, ki bu ibadetin de pek şatafatlı olduğunu düşünüyorum, sade vatandaşa eziyet çektiririlmemeli. Hem halkın arasına girmekten korkup über güvenlik önlemleri aldırıyorsan evine yaptırıvereydin o camiyi, hadi bu olmadı, Camlıca tepesine yapılacak olanı evinin bahcesine yaptır, bari biz eziyet çekmeyiz.
Ha gerçi o zaman şov yapacak bir ekipte kalmaz değilmi? Olmadı yani..
Turkcell hatlarının jam edilmesini mevzu bile etmiyorum.
Bu mudur yahu ibadet, inanç?
Neyse cuma cuma sinir yapmayayım ben en iyisi.
Bu arada geçtiğimiz haftalarda verdiğimiz şehitlerin ailelerine sabır diliyorum ama maalesef vatan saolsun diyemiyorum.
Neyse biraz da karides yiyin efem karides. tam mevsimidir!
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
















