Cuma, Kasım 02, 2007

Sevgiliye...

Bugün Sevgilinin doğum günü...bugün aslında benim doğum günüm..karanlık gecirdiğim bir hayattan ışığa doğru bir yol açtığı için...tertemiz ruhuyla her sıkıntımda..her sevincimde arkamda durduğu için..cok kıymet verdiğim bilgeliğinden faydalanmama izin verdiği için...pırıl pırıl sevgisini karşılıksız koşulsuz verdiği için...eee iyiki doğdum o zaman..Nice mutlu senelere sevgili..nice mutlu senelere.

PS- Merak edenlere akşam için çeşitli süprizlerim olacaktır...zaten bir haftadırda kutluyoruz doğum gününü. Şöle yakışıklısından da bir resim koyim bakalım..






Çarşamba, Ekim 31, 2007

1 yıl bitmiş!


Bugün Blogumun doğumgünü..Bir yıldır yemişim..içmişim..alışveririş yapmışım..aşık olmuşum..çok üzülmüşüm..çok sevinmişim...sıkılmışım zaman zaman..dost kaybetmişim....şen kahkahalar atmışım...çok güzel insanlar tanımışım..hatta kendimi tanımışım... ve siz bunu hep bilmişsiniz.
Yaşasın Blog doğumgünü!!!

Cuma, Ekim 19, 2007

Cocuk sahiplerine özel..bende fasulyeden.



Gecenlerde internette cocuk sahibi olmak ile ilgili sayfaları gezerken baba olmak sitesinde bu şahane siteyi buldum...çeşitli ürünlere istediğiniz baskıyı yapıyorlar ..üstelik istediğiniz renkte..cok eğlenceli...ben bizim perilere bir turuncu ve bir yeşil olmak üzere..üzerinde isimleri ve made in cappadocia yazılı iki süper tulum yaptırdım...bunları yaptırırken bir hata yaptım..ilk siparişim 2 ayrı tulum ama aynı isme oldu...ben ikizlerden birini daha cok seveceğime dair bebekler gelmeden söz vermiştim..anne karnında cok ezilen..hiç hareket edemeyen canım Duru benim kızım olacaktı...diğerini zaten herkes severdi...doğduklarından beri de Duru'yu daha cok seviyorum..tabi arada anneleri Derini kucağıma tutuşturup "al bak bu Duru" dediğinden arada bir tufaya düşmüşlüğüm de vardır..neyse efendim..tulumlar bi geldi..ikisi de Derin'e olmuş...benim kızın tulumu yok!..hemen bir sipariş verdim dün..bugün gelicek benim kıza...ama bu da bana ders oldu...Derin'i de seviyorum artık...allah'ın tokadı yok valla...bu arada simply colors ekibi harika..ben yine fontlarda bir hata yapmışım aradılar..gecen seferki hatayı yapmayalım diye ve düzelttiler..çok şekerler.
Bu arada bir site daha ilgimi cekti...cok hemde...bu aralar bebeğim olursa altını bağlamayacağıma ve çişleri üzerinde oturtmayacağıma dair derin nutuklar atarken (biliyorum anneler totolarıyla gülüyor şimdi bu fikre...gelsin de başına gör sen diye) şu siteye rastladım...böyle bir insan grubu varmış...totolara özgürlük..bende yapacağım.

Salı, Ekim 16, 2007

Roger Hodgson!!


Bilet aldık..gidiyoruz..hadiyin bakalım...böğüre böğüre tüm şarkıları da söyleriz hem...çok eğlenir dans eder..zıp zıp hoplarız..hem Barton belki deli dansı için yer bile bulabiliriz.
Take a look at my girlfriend
She's the only one I got
Not much of a girlfriend
Never seem to get a lot
Take a jumbo cross the water
Like to see America
See the girls in California
I´m hoping it´s going to come true
But there´s not a lot I can do
Could we have kippers for breakfast
Mummy dear, Mummy dear
They got to have ´em in Texas
Cos everyone's a millionaire
I´m a winner, I´m a sinner
Do you want my autograph
I´m a loser what a joker
I´m playing my jokes upon you
While there´s nothing better to do
Don´t you look at my girlfriend
She´s the only one I got
Not much of a girlfriend
Never seem to get a lot
Take a jumbo cross the water
Like to see America
See the girls in California
I´m hoping it´s going to come true
But there´s not a lot I can do.


Perşembe, Ekim 11, 2007

Almanca mevzu

Annemlerin kırk yıllık arkadaşları geldi Almanya'dan..alana gittik aldık..trafikte fenalaştı bizimkiler..babam cinnet gecirip arabayı mı yaksam diye düşünürken herşeyi hallettik ve ilk gece ailece Kız kulesine gittik..kızkulesi konusu surada yazıldı cizildi...konu bu değil tabi...ben yedi yaşına kadar anadili Almanca olan bir beyin yerine fasulye taşıyan varlık olarak Almanca'yı unuttum..çok güzel Türkçe konuşur oldum ama ne care bizimkiler"was für eine fantastische razua" diyerek almanca konuşuyorlar gelen Tante Gerda ile...bende japon olarak oturuyorum..bunlar yerde yuvarlanıyo gülmekten ben mi turist Gerda mı anlamadığım durumun bir yerinde ben konuştuklarını anladığımı farkettim..biraz yoruyor dinlemek ama olsun diye asıldım kulaklara...aaa bir baktım tante Gerda ile o Almanca bendeniz İngilizce konuşuyoruz yahu..şimdi kendi kendime düşündüğüm ve de ilk kez sizlere açtığım bir konu var kafamı kurcalayan..

Tanya kusarak konuşabilmek için acaba Almanca kursuna gitsin mi..yoksa otursun mu oturduğu yerde?! hiç bilemedim..bir lisan bir insan diyorum bazen..bazen de bir kadeh şarap bir insan diyorum..kursta debeleneciğme evde şarabımı mı yudumlayayım..ne yapayım...hiiiç bilemedim..

Perşembe, Ekim 04, 2007

Reklamlar!

Sayfaya reklam aldım...suradan okuyabilirsiniz..ben bunları yazacak kadar cesaretli değilim..ama yazan bir sevgili var...belki aklımızı başımıza almamıza faydası olur.

Salı, Ekim 02, 2007

Yeni birşeyler

Beni uzun tanıyanlar..bir motor sevdam ve hatta bir motorum olduğunu bilirler..resim aşağıda..motor cok havalı..ancak ağır..cok ağır..benim zayıf ve narin bünyem için hele hepten yük..bir süre inatla kullanıp ..sayısız defa düştükten sonra, motoru sevgilinin emrine amade ettim...kendi motoru da böylece garajın delisi oldu hahaha...
Çok şahane duruyorum hesapca...yalan tabi.
Neyse efendim gecen haftasonu kadıkoyde serserilik ederken şahane birşey gördüm ve aldım..o gün bugündür heryere onla gidiyorum...adı "nemo"..cok şeker..hiç atmıyor üstünden..fırıl fırıl geziyorum...şiddetle tavsiye ederim.
Sevgili Nemom

Bu arada Bonoya olan delice özlememi gecirmek için dünya komiği işler yapıyorum..bunlardan biride tüm ayakkabılarımı (henüz tüm değil aslında) cok sevgili caddedeki "elle"mağazasından aldığım kutulara koyup..üzerlerine de resimlerini cekip yapıştırmak..pek vakit alıyor..eğlenceli ve kullanışlı da...benim ne eksiğim var evinde yastık dikip boncuk işleyenlerden hehehe..



Hem kendimce acaip artistik resimler de çektim..koyayım bir resim bloguna ödül alır kesin...
PS-Sanırım daha sık yazmalıyım..böyle olmuyor..akım..b..kum..

Perşembe, Eylül 13, 2007

Bonomuz melek olduktan sonra

Bono gittikten sonraki hafta ofis kapalı olduğundan bir hafta boyunca evde ağlayıp zırlamak için zamanım olacağını düşünürken...sevgili beni hergün ite kaka..güle oynaya sokaklara cıkardı... kapalıcarşı..eminönü..nişantaşı.. kadıkoy... evde yoga ile ilgili çekim derken.. kah ağladım kah güldüm bir hafta gecirdim sevgili sayesinde..

Bu acaip haftanın bir gününde madem Bono gitti...ben ağladım..zırladım..Bono'ya bir kıyak yapayım dedim ve sonsuza kadar o benimle..bende onunla kalayım dedim.. ve ben çok begendim..




Cagatayın ellerine sağlık...sevgilinin de ayaklarına ve sabrına..hem beni o kadar gezdirdiği..hemde sabırla ağlamamın bitmesini beklediği için..

Çarşamba, Ağustos 22, 2007

Canım çok yanıyor.

14 yıldır her sabah kuyruğunu sallayıp beni yalayarak uyandıran..yastığıma kafasını koyan..yorganımın altına giren..eve her gelişimde..birşey unutup 2 dakika sonra geri gelsem bile...bıkmadan üstüme başıma zıplayan..ağzında oyuncağıyla sıkılmadan benle oynamak isteyen...salyalarını en güzel elbiselerime umursamadan bırakan...pırtlayan..kendi pırtından korkan....en zor günümde gözyaşlarımı yalayan...en sadık dostum..biricik oğlum..Canım BONOm...ben hiç istemesem de artık gitmek istiyor..bugün 6.günümüz...yerimizden hiç kalkmadığımız...ama hala her gördüğünde kuyruğunu sallıyor..halsiz kafasını kaldırıyor ve elini veriyor..yeter ki biraz daha seveyim onu diye...



Canım çok acıyor...elim kolum bağlı...hiç birşey yapamıyorum...hayatımda hiç bu kadar aciz hissetmemiştim...hiç ama..sadece dua ediyorum ve beklediğimiz ilaçların geleceği zamana kadar bizimle kal diyebiliyorum...Biraz daha dayan Bono..biraz daha...

Perşembe, Ağustos 16, 2007

İçim acıyor....

Cok yazıldı konuşuldu dünden beri ama Bekir Çoşkun'un yazısını okudum bugün içim acıdı..ağladım...anlatırken yazıyı gözlerim dolu dolu oldu..anlatmaktan kaçındım...konuşmaktan da...Yazı bugünkü gazetede var..almadığımızdan internetten Bekir Coşkun'a bakıp kaçtım gazeteden bir çırpıda...yazı aşağıda

Kürek mahkûmları...

BU yazıyı zor şartlar altında yazıyorum. Telefonlar durmadan çalıyor, televizyonlar kapıda, haberciler durmadan bizden söz ediyorlar, benim ise söyleyecek çok sözüm yok.Sözümü sadece size söyleyebilirim.

Olan şu:Biz bir kayıktaydık.
Kürek arkadaşımı dalgalar aldı.Bizim ulaşmak istediğimiz bir yer vardı.
Söylene söylene, sızlana sızlana, adeta kendimizi kürek mahkûmu sayarak kürek çekiyorduk o yere doğru...
Orası; sadece bizim aydınlık ülkemizdi.Çağdaş okulların bahçesinde, çocukların sevgi-barış-özgürlük şarkıları söyledikleri, karanlık merdiven altlarında tarikat kurslarının yer almadığı bir yer...İtilmiş, yasaklı, suçlu, sakıncalı, haram, günahkár, aşağılanan, hiç sayılan kadınların olmadığı yurt...Babaların evlerine güler yüzle ve alın teri sıcak ekmeklerle döndükleri...Soygunun, hırsızlığın, talanın olmadığı bir yer.İran’a, Suudi Arabistan’a benzemesini asla istemediğimiz... Şeriatçıların, tarikatların, laik cumhuriyet düşmanlarının karanlığa sürüklemelerini asla kabul edemeyeceğimiz mübarek-kutsal vatan...

Mustafa Kemal’in memleketi....
Bizim ülkemiz...
*Ulaşmak istediğimiz yer burasıydı.Emin Çölaşan artık yok.

Ne yapmalıyım?..

Bırakmalı mıyım kürekleri?...

Ben şimdiye kadar her şeyimi okurlarımla paylaştım. Evimizi, evimizdeki canlıları, kemanımı, şarkılarımı, sevdalarımı, sancılarımı...Bilmezsiniz; yazılarımı onlarla birlikte yazarım ben.

Şimdi soruyorum:Ne yapmalıyım.Asılsam mı küreklere?..Avuçlarım kanasa da, hırsımdan ağlasam da, o yere doğru tek başıma kalsam dahi çekmeli miyim kürekleri?Yoksa, vaz mı geçsem kürek çekmekten?Söyleyin dostlarım...Ne yapmalıyım, ne?..

Perşembe, Ağustos 09, 2007

Aşk sende kalsın ütü masası bende!


Arkadaşlar dün gece nefis bir şey yaptık...öyle böyle değil..erenköyün yemyeşil sokaklarının birinde bulunan bir apartmanın müştemilatında sergilenen 2 kişilik deneysel bir tiyatroya gittik...asılnda şöyle bir hava var...bir eve gidiyorsunuz...salonunda oturup çayınızı veya şarabınızı yudumlarken oyuncularının gözlerinin taa içinde muhteşem bir oyun seyrediyorsunuz...çok uzun zamandır ne bu kadar şen kahkaha atmıştım ne de düşünmüştüm..böyle bir oluşumu hazırlayan Metin Zakoğlu ve ekibinin gönlüne sağlık....biletler şurada. Mutlaka gidin biz haftaya yine gidiyoruz...arkadaşım kadın oldu ya...gelsenize...çok güleriz.

Salı, Ağustos 07, 2007

Ölmeden önce yapmak istediklerim I

U2

Mutlaka bir U2 konserine gitmeliyim ve Bono'nun canlı performansını dinlemeliyim..Stuck in a moment'ı söylerken..all that you can't leave behind'ı, mystreious ways'ı so cruel'ı, where the streets have no name'i..ve daha nicesini...o kalabalığın içinde olmalıyım..çok üzücüdür ki hiç bir zaman Turkiye'ye gelmeyecekler...olsun umudumu kaybetmiyorum...eski yıllarda Avrupa Turnesi'nde geldiklerinde Selanik'e gidememiştim mücbir sebeplerden ama bu yaşımda artık her yere gidebilirim..

U2'da en cok sevdiğim de tüm şarkılarını her zaman aynı keyifle dinliyor olmam..hiç mi değişmez bir ses..hiç mi kötü albüm yapılmaz..yapılmıyor demek ki...çok şükür ki.
Klasik bir U2 liriği...ben bayılırım..

One
Is it getting better?
Or do you feel the same?
Will it make it easier on you now?
You got someone to blame
You say: one love, one life
When it's one need in the night
One love - we get to share it
Leaves you, baby, if you don't care for it
Did I disappoint you?
Or leave a bad taste in your mouth?
You act like you never had love
And you want me to go without
Well it's too late, tonight
To drag the past out into the light
We're one, but we're not the same
We get to carry each other, carry each other
Have you come here for forgiveness?
Have you come to raise the dead?
Have you come here to play Jesus?
To the lepers in your head
Did I ask too much - more than a lot
You gave me nothing - now it's all I got
We're one, but we're not the same
Well we hurt each other, then we do it again
You say: love is a temple - love a higher law
Love is a temple - love the higher law
You ask me to enter - then you make me crawl
And I can't be holding on to what you got
When all you got is hurt
One love - one blood
One life - you got to do what you should
One life with each other
Sisters, brothers
One life, but we're not the same
We get to carry each other, carry each other
One - one





Çarşamba, Ağustos 01, 2007

Döndüm!

Tatil bu kadar mı güzel olur..ve neden hep tatil yapamıyoruz...hep tatil olsa sıkılır mıyız yoksa? bilmiyorum ama tatil güzel..kısa süre de olsa sorumsuzca sahilde ayakları uzatıp gelen müziğin ritmine kaptırmak bünyeyi..alabildiğine yüzüp, güneş sömürgenliği yapmak güzel..düşünmeden yarını ve işi..öylece kendinle ve cok sevdiklerinle deli gibi gülmek güzel....cok güzel hemde.



Bizimkiler top peşinde..

Bu acaip alete binildi..

Babylon'da yan gelip yatılındı...

Cubalılarla sahnede müzik yapıldı...

Loca savaşlarından zaferle çıkıldı... Arkadaki Kero'ya dikkat!!!Zafer edasını görebilirsiniz.

Bünyenin durgunluk sınırları aşıldı..

Keyifler yapıldı...

Deli kalabalığı yapıldı...

Yurdum insanı resimleri çekildi...

Yorgunluk atıldı...bol bol hemde ..bol buzlu whiskyle

Ve hooop Alacatı'dan Nua'ya...