Çarşamba, Haziran 03, 2009

Nazım Hikmet


Ölümünü 46.yılında geç iade edilmiş bir onuru saygıyla anıyoruz...içinde adım geçtiğinden en sevdiğim şiirlerinden biri olan "Tanya" var aşağıda..keyifle okuyun diye...

Tanya

zoe’ydi adı ismim
tanya dedi onlara
(tanya;
bursa cezaevinde karşımda resmin
bursa cezaevinde,
belki duymamışsındır bile bursa’nın ismini
bursa’m yeşil ve yumuşak bir memlekettir.
bursa cezaevinde karşımda resmin
sene 1941 değil artık, sene 1945
moskova kapılarında değil artık
berlin kapılarında dövüşüyor artık seninkiler
bizimkiler
bütün namuslu dünyanınkiler..
tanya;
senin memleketini sevdiğin kadar ben de seviyorum memleketimi
seni astılar memleketini sevdiğin için
ben memleketimi sevdiğim için hapisteyim
ama ben yaşıyorum
ama sen öldün
sen çoktan dünyada yoksun
zaten ne kadar az kaldın orada
on sekiz senecik...
doyamadın güneşin sıcaklığına bile...
tanya;
sen asılan partizan, ben hapiste şair
sen kızım, sen yoldaşım
resmin üstüne eğiliyor başım
kaşların incecik, gözlerin badem gibi
renklerini fotoğraftan anlamam mümkün değil
fakat yazıldığına göre koyu kestaneymişler.
bu renk gözler çok çıkar benim memleketimde de...
tanya;
saçların ne kadar kısa kesilmiş
oğlum memet’inkinden farkı yok
alnın ne kadar geniş, ay ışığı
gibi rahatlık ve rüya veriyor insanın içine.
yüzün ince uzun, kulakladır büyücek biraz,
henüz çocuk boynu boynun
henüz hiçbir erkek kolu sarılmamış anlıyor insan.
ve püsküllü bir şey sarkıyor yakandan
süsünü sevsinler mini mini kadın.
arkadaşları çağırdım bakıyorlar resmine;
_tanya
senin yaşında bir kızım var.
_tanya
kız kardeşim senin yaşında
_tanya
senin yaşında sevdiğim kız
bizim memleket sıcaktır
bizde kıslar tez kadınlaşır..
_tanya
senin yaşında kızlarla
okulda, fabrikada, tarlada arkadaşız
tanya;
sen öldün ne kadar namuslu insan öldü
ve öldürülmekte
ama ben,
söylemesi ayıpmış gibi geliyor bana
ama ben yedi yıldır kavgada
hayatımı tehlikeye koymadan
hapiste de olsa da yaşıyorum)
sabah oldu tanya’yı giydirdiler
ama çizmeleri, şapkası, gocuğu yoktu
iç etmişlerdi onları
torbasını giydirdiler
torbada benzin şişelesi, kibrit,
kurşun, tuz, şeker....
şişelesi boynuna astılar
torbasını verdiler sırtına
göğsüne bir de yazı yazdılar
“partizan”
köyün meydanına kuruldu darağacı
atlılar çekmiş kılıcı
halka olmuş piyade askeri
zorla seyre getirdiler köylüleri
iki sandık üst üste
iki makarna sandığı
sandıkların üstüne yağlı urgan sallanır
urganın ucunda ilmik
partizan kaldırılıp çıkarıldı tahtına
partizan
kolları bağlı arkadan
durdu urganın altında dimdik..
nazlı boynuna ilmiği geçirdiler
bir subay fotoğrafa meraklı
bir subay elinde makine;
kodak bir subay resim alacak
tanya seslendi kolhozlulara ilmiğin içinden
“ _ kardeşler üzülmeyin gün yiğitlik günüdür.
soluk aldırmayın faşistlere
yakın, yıkın, öldürün....”
bir alman vurdu ağzına partizanın
genç kızın beyaz, yumuk çenesine aktı kan
fakat askerlere dönüp devam etti partizan:
“_ biz iki yüz milyonuz
iki yüz milyon asılır mı?
gidebilirim ben
ama bizimkiler gelecekler
teslim olun vakit varken...”
kolhozlular kan ağlıyorlardı,
cellat çekti ipi
boğuluyor nazlı boynu kuğu kuşunun
fakat dikildi ayaklarının ucunda partizan
ve hayata seslendi insan

“_ kardeşler
hoşça kalın
kardeşler
kavga sonuna kadar
duyuyorum nal seslerini geliyor bizimkiler...”
cellat bir tekme attı makarna sandıklarına
sandıklar yuvarlandılar
ve tanya sallandı ipin ucunda...

nazım hikmet ran

16 yorum:

zeya dedi ki...

Şiirlerindeki vatan sevgisi ve hayatı gerçekten etkileyici Nazım'ın.

su dedi ki...

Sen sabahlar ve şafaklar kadar güzelsin
sen ülkemin yaz geceleri gibisin
saadetten haber getiren atlı kapını çaldığında
beni unutma
ah! saklı gülüm
sen hem zor hem güzelsin
şiirlerimin ılıklığında açılmalısın
sana burada veriyorum hayata ayrılan buseyi
sen memleketim kadar güzelsin
ve güzel kal
nhr...

Tanya's dedi ki...

Zeyacım,

Cok hemde..zamanında anlaşılamayacak kadar güzel.

Tanya's dedi ki...

SU,

Ne güzel anlatmış...her iki aşkını da.

keLebek dedi ki...

Bu günleri görmediğine mi sevinsek..
ölümünden 46 yıl sonra ona geri verilen aslında zaten onun olan Türk vatandaşlığını mı düşünsek..
bilemedim..
huzur içinde yat Mavi gözlü dev..

Tanya's dedi ki...

Kelebek,

Bilemediğimiz onca şey var ki...

NarincE dedi ki...

Bıraktık acının alkışlarına
3 Haziran 63'ü

Özgür Turan dedi ki...

pek severiz kendilerini biz. kızımız da sevsin okusun çok isteriz. ama Nazım sevgisi asıl babamdan gelmiştir bana. İyi ki yazdın hatırlattın.

duygu dedi ki...

nazım'a vatandaşlığını iade etmek kimlere kaldı dimi Tanya...
hep bir alavere...

şiir güzeldi.. çok güzeldi... diğer binlercesi gibi.

devrim dedi ki...

yaaaa sen iyi ki varsın be Tanya :)))

alakasız biliyorum ama içimden geldi ne yapim :)

Tanya's dedi ki...

Narince,

Ne güzel dedin.

Tanya's dedi ki...

Özgür,

Okur doğa bence..herşeye meraklı olacağından..neden diye okur..verir kıymet..

Tanya's dedi ki...

Duygu,

Ah ah kimlere kaldı ya..o kısım da ayrı bir ironi elbette.

Tanya's dedi ki...

Devrim,

Hahayt..güldürdün beni ne güzel..ee iyiki sende varsın o zaman.

Ersin dedi ki...

CAnım benim ne güzel bir post olmuş, 70 li yıllarda gizli saklı satın alıp gizli saklı eve soktuğum Zülfü Livaneli'nin " Nazım türküsü" plağını hatırladım....
Bizim edebiyat kitaplarımızda adı bile geçmezdi, o nedenle daha ileri yaşlarda keşfetmiştik..
Bin yaşa sen Tanya

Tanya's dedi ki...

Sevgili,

Plağı dinleyelim bir gece..cızır cızır..

Hepimiz bin yaşayalım..hepimiz.