Cuma, Ocak 13, 2012

İki taraflıyım!

Yuva Bulundu



Bu monttta 9-12 AYlık ama biz sanırım 18 aya kadar tepe tepe kullandık. Çift taraflı kullanıldığından da çok rahat ettik, hani bir taraf lekelenirse hop diğer taraf eheheh.

Milin konusuna iki taraflıyım yazıp günderirseniz şahane olur.

İlk mail atana gider. info@leomio.com adresimi kullanıyorum.

Üşüyorum!

Yuva Bulunduuuuu!


Bu aralar yoğunluktan oğlanın eşyalarını toparlayıp fotoğraflamaya vakit bulamıyorum. Ama başladım eheheh.

YUkarıdaki palto 9-12 aylık, kapşonu cıkabiliyor. İçi de kalın. Biz bayıla bayıla giydridik, şimdi sıra sizde.

Bana atacağınız mailin konusuna Üşüyorum yazarsanız şahane olur.

İlk mail atana PTT kargo ile gider.

Mail adresim info@leomio.com

Çarşamba, Ocak 11, 2012

Bu aralar!

Yoğunum bu aralar, finallerim var gece gündüz ders çalışıyorum, işe gidip gelmeye, Batı Ataşehir'e alışmaya çalışıyorum. Yemek sorunsalıma çözümü biricik sevgilim buldu, hergün yemek yapıp yanıma koyuyor, yoksa açım, saolsun varolsun.

Oğlan hızla büyüyor, şubatta başlamak üzere okula yazdırdık, eve çok yakın Plus International Preschool, buradan umutluyuz çok. Şurada yazdım, dünya kadar kelimesi var artık, çiş kaka ve geceleri büyük yatak, birde otomobil koltuğu sorunlarının üstesinden geldik hep birlikte.

Haftaiçi sevgilinin dersleri olduğunda oğlannın Mımı'sı var, ya bize geliyor ya da Mımı'ya gidiyor, birbirlerini çok seviyorlar ve bu ilişkiye hastayım ben.

Sonra haftasonu kahvaltı ederken sevgilim haydi Bursa'ya gidelim dedi, atladık gittik, annemle babam sevinç içinde.

Yeni yıla biraz hızlı başladık ama çok memnunum bu deli aile hallerimizden.

Her akşam şükrediyorum birde. Bu kadar şahane bir aileye sahip olduğum için.

Ordan burdan yazdım ama bu aralar hissiyat böyle!

Lolipopu tersten yerim isimli çalışmamdan.

Kelime dağarcığı

Kişisel tarihe not olarak 20.5 aylık oğlumuzun dilinden kelimeler:
Diditi: Araba
Anne: Anne
Baba: Baba
Anane: anane
Dedeci: Dedecim
Mımı: Mihri
Çiço: Sibel
Ayşe: Ayşe
Ayaya:Alara
Çüt:Süt
Çu: SU
Mamma: Yemeğin hertürlüsü
Çiş:Bildiğimiz çiş
E: Bildiğimiz Kaka
Eeeee: Uyku
Gel: Gel
Git:Git
İn, indi: inmek
Bıdı bıdı: Banyo
Galk: Kalk
Müne: Müze
Art attack: sanat
Gö: Göz
Nanak: Yanak
Küç: Pipi
Ali:Ali
Tikka tikka: Dİkkat dikkat
İmdaa: imdat

Sonradan edit:
Angaga: Ankara
Atatu: Ataturk
Dındın: Gitar
Om:Yoga
Et:Et
Çe: Chequevera
Ali:Ali
Tikka tikka: Dİkkat dikkat
İmdaa: imdat
Budaaa: Buda

ve şimdi aklıma gelmeyen bir dünya komik ses öbeği.

Artık ikili cümlelere de geçti, emir kibinde ama idare ediyoruz, anne gel, anne kalk, baba bıdıbıdı gibi.

En güzeli aslında kelimeler olmadan da birbirimizle anlaşabildiğimizi gösteriyor bu küçük oğlan bize. Bayılıyoruz tabi.

Çarşamba, Ocak 04, 2012

Geri dönüştürmeli mi dönüştürmemeli mi?

Ece bir mail göndermiş ve bir blog, bak tam sana göre diye. Hemen şurada..

Aklıma geldi, geçen gece bizim apartman görevlisi geldiğinde evde geri dönüşüm için biriktirdiklerimizi verirken, "abla biliyor musun, şu karşıdaki 30 daireli Şubu Apartmanı geri dönüştürülebilecek çöplerini ayırmıyor, hepsi aynı çöpe gidiyor" dedi. Kulaklarıma inanamadım, bu bir hizmet, siz geri dönüşebilir çöplerinizi evinizde ayırıryorsunuz, misal bizde her perşembe belediye gelip topluyor, kızartma yağlarını da, pilleri de, herşey herşey geri dönüşüme gidiyor bizde. haftada birde çöplerimizi atıyoruz, öyle hergün çöp atmak yok haliyle. Eeee kirli bezimiz de pek olmadı, malum kumaş bez.

Şöyle bir düşündüm, neler yapıyoruz/yapabiliriz çevre için diye.

Kendi yaptıklarımı yazayım da lişisel tarihime not düşeyim istedim. Sizin de aklınıza gelen ve yazmadığım olursa yazıverinde onları da yapayım.

*EVsel artıkları ayırmak,
*Klimaların her türlüsüne hayır demek,
*Spreyin hiç bir çeşidini kullanmamak (roll-on çoktan icat edildi)
*Naylon poşet yerine kumaş torbaya geçmeyen kalmamıştır zaten,
*5 dakikada duştan çıkmak,
*Diş fırçalarken akan suyu kapamak,
*Çocuğumun poposunda kumaş bez kullanmak,
*Yazın gidebildiğim her yere bisikletle gitmek (kışı pek sevmiyorum)
*Tasarruflu ampul kullanmak, aslında mum ışığını en çok severim,
*Mümkün olan herşeyi cam alıp, onları tekrar tekrar kullanmak,
*En önemlisi evladımıza geri dönüşümü, faydalarını anlatmak. Şu anda çöple geri dönüşümü ayırd edip ona göre atıyor, ve biz buna bayılıyoruz.
*Gereksiz tüm elektrikleri kapamak, ve kapattırmak, oğlanda ışıkları kapıyor sürekli eheheh.

Bunlar geldi bir çırpıda aklıma.

Yazmadıklarım yapmadıklarım değildir belki ama hatırlatırsanız şahane olmaz mı?



Aynadaki aksim isimli çalışmamdan.

Salı, Ocak 03, 2012

Yazıyorum ben!

Yazar oldum yazıyorum ben. Aylık bir dergide köşe yazılarım çıkıyor. Asorty'de. Aklıma geldiği gibi yazmama müsade eden şahane bir editörüm var benim. Anneliğe dair, bebekli hayata dair, özgür ruha dair, çevreye dair yazıyorum da yazıyorum, aşağıdaki yazım Ocak sayısında çıktı. Pek taze.

Blogla başlayan yazma maceram acaba üniversite hayalime dönüşür mü?

Cumartesi, Aralık 31, 2011

Yaşasın yeni yıl!

Yeni yılın tüm bebelere kuru popo, mutluluk, neşe, uykusuz annelere uyku, bol mikterda keyif, ve ailelere de bol bol aşk getirmesini diliyorum ben.

Bundan güzel dilek mi olur!



Zaman ne hızlı geçmiş..

Yeni Yıl!

Yeni yıl umuttur, yeni yıl neşedir, yeni yıl keyiftir.

Umuyorum 2012 hepimize bol bol huzur, mutluluk, neşe, aşk ve her türlü zenginlik getirir.

2011'i acılarıyla geride bırakıp yeni gelen yıla dört elle sarılalım bence, ve en önemlisi 2012'nin her anından keyif alalım.

Nice mutlu senelere!



"İki adam, biri tek ayakkabı giymeyi seviyor" isimli çalışmamdan..

Salı, Aralık 27, 2011

İyi ki doğdun Mete!

Bizaz geç kaldım bu postu yazmakta ama olsun varsın.

24 Aralık tarihi bizim aile için çok önemli, tüm hristiyanlık alemi ile birlikte bizde Sevgili Mete'nin doğumgününü büyük şenliklerle kutlarız.

Bu seneki geleneksel şenliklerimiz Cengelköy'de Deniz Yıldızı'nda Yaptık, biz elbette 21'e kadar dayanabildik, oğlanın uykudan bayılmasından az önce terk ettik mekanı.



Bizim aile, bir eksik ve bir araya kaynama ile ama olsun..Kerem yok ehehe.



Bizimki evden çıkmadan son haliyle bir poz verdi.

PS-Bu Deniz Şeysi restoranının üst katında fosur fosur sigara içilidiğinden birimiz ve oğlan hep alt kattaydı, nereye şikayet edeceğimi de bilemedim, Çengelköy karakolunun hemen arkası zira.

Cuma, Aralık 23, 2011

Salvador Dali

Bu hafta sonu bizde de faaliyet var!

Benim ödevim var, Arkeoloji müzesine gidilecek, gezilecek görülecek, notlar alınacak, bunu belki internetten de yapabilirim amma velakin öğrencilik yıllarında sütünları üzerinde çok çay kahve hüplettiğim bu müze bana tam bir nostalji yaşatacak olduğundan kendimizi kaldırıp karşı kıtaya götüreceğiz. Pazar günü gidelim dedik, hemde oğlanı da alalım yanımıza, müze müze gezdireceğimden değil bu yaşta ama mecburen. Güzel bir kahvaltı yaparız, biraz eski şehirde yürüyüş yapar, o eski şehrin kokusunu çiğerlerimize çekeriz dedim.

Ben ödevimi yaparken oğlanla sevgili de bahçede bu gidişle kar topu oynar hem ahahahyt! Bahtsız bedevi durumu.



Evde küçük bir Salvador var isimli çalışmamdan.

Perşembe, Aralık 22, 2011

Yemek Sorunsalı

Şimdi biz ofisi taşıdık, Batı Ataşehir'e, üstelikte Caddeden, ben her öğlen açım, aç. Ne yesem diye düşünüyorum, yemeksepetine bakıyorum, bir iki kez ev yemeği siparişi verdim, berbattı, yine aç kaldım.

Buralarda güvenip yiyebileceğim ve ofise servis yapan doğru dürüst bir yer bulamadım gitti. Her öğlen çin yemeği veya marmaris bufeden tost yemekten, yakında ulaşmış bulunduğum 50 kiloyu istemeyerek terk edeceğim ya ona yanıyorum.

Ne yapsam, ne etsem bilmiyorum. Çaresizim ve itiraf ediyorum Caddeyi çok özlüyorum.

Buralarda çalışıp sağlıklı beslenen varsa beri gelsin, bir akıl versin.


Ofis halleri isimli çalışmamdan..Buraya hala böyle geliyorum ya pes!

Çarşamba, Aralık 21, 2011

Etkinlik etkinlik etkinlik..

Şöyle bir okudum blogları, postları, facebookta paylaşılanları, her yer etkinlik, etkinlik, etkinlik..yok yumurtadan ibik yapalım, olmadı, kağıttan kuş çıkaralım, o da mı olmadı ananenin çoraplarından top yapalım.

Acaba çok mu şart bu etkinlikler? Ben çocuğumu mecbur kalmadıkça alışveriş merkezlerine dahi götürmez, onun yerine sahilde parka, adada yürüyüşe, sonbaharda yaprak fırlatmaya, üstünde hışırdamaya ormana götürürken çok acaip geliyor böylesi suni ortamlarda, aslında çocuğun ilgisini çeken değil de annenin evladım için birşeyler yaptım egosunu şişiseren etkinlikler, güncel adı ile faaliyetler.

Ben annemle ve babamla ormanda yürüdüm, mantar topladım, sevgiyle geçirdim tüm zamanlarımı, ama hatırlamam bir faaliyet, patates baskısı veya yılbaşı kukisini beraber yapmaktan öte.

Şu anda çocuğumuza da onu yapıyoruz, elbette okula alışması için bir oyun atölyesine koyduk, haftada bir gün bir saat, ama öyle ibik falan yapmıyorlar, 5 çocuk, hamur yapıp, yaprak hışırdatıyorlar. Haftasonları o faaliyet senin bu faaliyet benim gezmiyoruz biz anlayacağınız, ararsanız ya sahilde yada parkta, elimizde sevgili ile kahvelerimiz, oğlanın da topu veya ittirme şeysi günlerimizi gün ediyoruz.


Bir yağmurlu günde yağmurda zıplamaya gitmeden hemen önce.

Pazartesi, Aralık 19, 2011

Haftasonu mu?

Haftasonları delirmiş gibi geçiyor, dinlenme yok, yan gelip yatma yok, ha çok keyifli o da ayrı, ama bazen yoruluyorum.

Aralık başı vizelerim vardı, güzel güzel notlar aldım, şimdi finaller başlıyor, bu geceden itibaren çalışma var, dinlenme yok, kendim kaşındım ama değil mi?

O zaman aşağıya bir ofis halleri isimli çalışmamdan ekleyeyim de biraz neşemi bulayım iyisi mi?



Biraz içimi boşaltmış gibi oldu bu post idare ediverin iyi si mi?

Cuma, Aralık 16, 2011

Sosy@l Kolye!

Biz Sevgili Ece ile bir şey düşündük, madem bu kadar çok vakit geçiriyoruz, sosyal medyayı her şekilde kullanıyoruz, birşey yapalım, şahane olsun dedik. Fikir Ece'nin, çinli çalışması bendenizin aslında. Şuradan sipariş verebilirsiniz, buradan da detaylı bilgi edinebilir ve heyecanımızı yorumlarınızla paylaşabilirsiniz.


Yukardaki benim boynumda. Aşağıdaki de Ece'nin.

Malum leomio'da bizim kullanmadığımız hiçbirşey yok!

Perşembe, Aralık 15, 2011

Ve bu da her doğumgünüm gibi kendime hediyem olsun!



İyi ki doğdum, iyi ki aşık oldum, iyi ki doğurdum, iyi ki aşık ve sevgili bir kadın olmayı becerebildim..

Trilalalala...