Çarşamba, Eylül 24, 2008

Suya Sabuna dokunmadan...

Uzundur doğru dürüst post yazamıyorum..internet bağlantımızdaki yavaşlık bazen sıkıntı sınırlarımı zorladığından..saldım bayıra mevlam (*) kayıra... Ben oradan buradan yazmaya bayılıyorum..farkettim ki bunu suya sabuna dokunmadan yapmalıyım..bazı insanların sinirini de bozabiliyormuş bu hayata dokunup gecen yazılarım hahayt..

Aşağıdaki resim canım Sevgili'nin elleriyle yapmış olduğu karnıyarığı servis etme anı...Sevgili gururla sunar..karnıyarık soya kıyması ile yapılmış olup kıymalısını aratmayacak türdendir...hmmm..leziz.....isteyen Sevgiliye başvurabilir..


Misafir sonrası kalanları atmayı hiç sevmeyen şu bünye artıkları şık saklayarak ertesi gün ev ahalisine yedirir...Afrikada insanlar açlıktan ölüyor ama değil mi?...
Haydins'in marifetlerine erişemem ama fazla el becerisi gerektirmeyen yapmış olduğum diskotek kolye adını vermiş olduğum kolye aşağıda...diskotek küpeleri de var...

Aşağıdaki fotoğraf ise her sabah önünden gectiğim..çok anlamlı bulduğum..hepimizin yapması gereken eylem..SES VER...vermeye vermeye gelmedik mi bu hallere..

PS- Uslubumu "alaycı ve can sıkıcı" bulanlar benim bloğumu okumayabilirler..bundan çok da memnun olurum..bana yazılacak olan tüm commentlerin kendi bloğuma bırakılmasını..eş dost bloglarının bu işlerle meşgül edilmemesini rica ederim... ayrıca bana kitabı okuma tavsiyesi veren sevgili ruhun da biraz kitap okumasını ve Buda'nın asla bir yaradan olmadığını, aksine benim gibi kendi gibi etten kemikten bir insan olduğunu ...ve bizim "Yüce Buda kurtar bizi" cığlıklarımıza (bu şekilde çığlık atan varsa elbette hahayt) yanıt veremeyeceğini öğrenmesini en içten duygularımla temenni ederim.

(*) Mevlam..Buda demiyorum hahayt..

Pazartesi, Eylül 22, 2008

Evce

Evcenin hayatımızda pek bir önemi vardır..ne zaman aç olsak..ne zaman keyifli olsak..yada ne zaman keyifsiz..Evce’ye gideriz..Caddebostan, Iskele caddesinde..Canım Didem’imiz dertliysek bizi dinler..sonunda güldürür…keyifliysek bizimle şen kahkahalar atar..ha yok…acsak..zaten bizi doyurur..muhteşem sebzeli tutmaçlarını şiddertle tavsiye ederim…

Bu Evce işini o kadar abarttık ki..gecen Cumartesi yogadan cıktıktan sonra Seboyu’da arayarak başlayan..yeme içme ve oturma eylemlerimiz..Şebonun sevgilisi..bizim deli ve kıskanç Tuğba..onun tanımadığımız bir arkadaşı.ben ve elbette Sevgili ile akşam kapanışa kadar sürdü…
Eğer bizim yakada oturuyorsanız ve keyifli ama bol vaktiniz varsa..mutlaka deneyin..gercekten ev gibi...


PS-Bu post cok gec kaldı ve aslında daha yazacak çok şey var ama bizim yakada internette bir durumlar var..inanılmaz ağır..hiç birşey yükleyemiyorum..Durum düzelir düzelmez postlara devam...

Çarşamba, Eylül 17, 2008

Mim


Aslında bugün aklımda bambaşka bir post yazmak vardı...ancak son gelen yorumda gördüm ki Zilsizim hemşerim beni mimlemiş...eğer şimdi yazarsam yazarım..yazmazsam da unuturum diye bir telaş yazayım dedim...ilk kez kim tarafından kandırıldığımı sormuş..hemde hatırlayabilirsen demiş...hayatımda boyunca unutmadığım bir kandırılmadır benimkisi..


4-5 yaşlarındayım...annem beni dinimiz gerekli konusunda eğitime almış..bir iki dua ezberletmiş bugün hatırlamadığım..küçük kafamın katiyen anlamadığı hayvan kesme bayramını anlatmış..peygamber demiş..oğlan cocukları demiş...bilinçim hiç almak istemezdi ve o günlerden bu günlere değişen birşey olmadı..hayvan kesme bayramlarından nefret ederim ve anlamam....neyse hayvan kesme bayramı ayrı bir posta konu olacak nitelikte bende....konu oruç tutulmasına gelmişti...Beni karşısına aldı..."bak evladım..oruç tutmak dinimiz gereklerindendir...ramazan ayında kuşlar bile oruç tutar...senin yaşın çok küçük olduğundan ramazanın ilk günü kahvaltıdan sonra yarım gün tutsan yeter...Allah Baba da bu bilir..."dedi...küçük aklımla düşündüm...yarım gün aç kalmak bana uyar mı diye..uyar dedim..baksana kuşlar benim elim kadar onlar bile tutuyosa bende yarım gün..hemde kahvaltıdan sonra süperinden tutarım diye düşündüm...Mevsimlerden yazdı ve yazlıktaydık..bahceye indim...oyun oynuyoruz..itişiyoruz arkadaşlarımla...kenarda su birikintileri var...Site görevlisi Bahattin Amca yeni yıkamış yaz sabahı her yeri serinlesin diye...amanın ben ne göreyim...2 tane serçe o birikintilerden su içiyor...dünyam başıma yıkıldı ..annem bana yalan söylemişti...avazım çıktığı kadar bağırarak eve koştum...böğür böğür ağlıyorum...annem şaşkın..noluyor diye...anne dedim..bana yalan söyledin...kuşlar oruç moruç tutmuyor..su içiyorlar...annem çok üzüldü...ben perişan..ANNEM BANA YALAN SÖYLEDİ... ben oruç tutmuyorum...


Annemin bana söylediği bu küçük beyaz yalan benim yukarısı ile olan ilişkimde yol değiştirmeme sebep olmuştur..aslında iyi de olmuştur..o gün bugündür beni sınırlayan..özgür düşünmemi engelleyen dogmatik din yapısından uzak ama kendimle barışık..yukarısıyla fena bir ilişkisi olmayan biri olmuşumdur...Annecim..buradan bin teşekkür sana...pusulamı kontrol etmemi ve doğru yöne cevirmemi sağladığın için..


Ben kimseyi mimlemiyorum..ilk aldatılmasını hatırlayan ve anlatmak isteyen varsa anlatır diye düşünüyorum.

Cuma, Eylül 12, 2008

Ofis Halleri.


Çoğunuz benim ne iş yaptığımı bilmeyebilirsiniz..işten blogda pek bahsetmiyorum...ama ciddiyeti olan bir iş..benim hal ve tavrımı görüp reklam ajansında çalıştığımı düşünen çok olur..ama maalesef değil...ee dolayısıyla ofiste ona göre...idi...2 hafta önce radikal bir kararla duvara evdeki bak şaşırduvar kağıtlarından yaptırdım...kırmızı apliklerle süsledim...deli dolu bir ofis haline getirdim...neyseki hala bir işim var hehe..

Kendimce ufak tefek değişiklikler yapıp keyiflendirdiğim...içinde bizlerde olan birkaç kare aşağıda..

Bak şaşır duvar kağıtlarım...


Bak şaşır duvar kağıtlarım önünde Sedenimiz..

Kırmızı Apliklerin önünde Kurumsal Seden.

Yanan Kırmızı Apliklerimin önünde Seden..bu kez bendenizin dikmiş olduğu bluz eşliğinde..

Yanan apliklerin önünde ben ve Seden..

APliklerden kendimize şeytan boynuzu yaptık hehe..
Tam karşımda da Ara Güler Fotoğraflarım..ve elbette içinden gemiler gecer...

İşle alakalı bir iki ufak aksesuar..


Ay şimdi baktımda yukarıdan aşağıya..ah pek güzel olmuş ofisim.. oh bol paralar getirsin..kırmızı koydum ki ofise feng shuide paranın rengidir diye...hani çalışır belki hehe..Herkese iyi hafta sonları..bol kahkaha ve eğlence..


Perşembe, Eylül 11, 2008

Fly me to the Moon.

Fly me to the Moon'u çok severim..dinlemeye doyamam o ayrı..dün akşamüstü sevgili aradı..3 sineğin aya uçma macerasının animasyon filmi var..hadi dedi..adı da "Fly me to the Moon"..Şu bünye nefret eder sinemadan...yüz kişi bir salona tıkıl..ses cıkarma..çişin gelirse tut..pırtlama..mısırı hışırdatma...bir nevi çin eziyeti..ve gitmekten de şiddetle kaçınırım..evdeki sinema perdesini de hiç bir şeye değişmem..oysaki sevgili bayılır sinemaya...ama bana da bayıldığından hiç çıkarmaz sesini....hmm dedim...ya dedim...animasyon filmlere bayılırım bu arada...ama o salona da tıkışasım yok..kacta dedim...dedi 9...ee iyi bari gidelim o zaman dedim...

Biletlerimizi alıp salona girmemizle sevgili dediki salonu kapadım...derin bir oh dedim...bizim dışımızda kimse yoktu o canım filmi izlemeye gelen...şen kahkahalarım kimsenin sinir bakışlarına maruz kalmayacaktı...oleey..budur sinema keyfi...

Ay bu yukardaki sinekler bu kadar mı sevimli olur..bildiniz sinek..üstümüze başımıza yapışan tiksinç sinekler......bazı repliklere katıldık gülmekten..."Hindistan'da sinekler açlıktan ölüyormuş..annem söyledi" gibi..filmin müzikleri cok iyidi .... Amerikalıların mutlak üstünlüğünün altı sağlam bir şekilde çizilmişti..gerek var mıydı bilmiyorum...

Beni gülmekten patlatan karakter ve karelerden biri...vaktiniz varsa ve animasyon filmleri seviyorsanız mutlaka gidin görün derim... Hele cocuk varsa ailede..hiç kaçırmayın...

Salı, Eylül 09, 2008

Yoga..bir yaşam biçimi…Çok sevgili Hocamın izin ve katkılarıyla…

Kendime gore uzun bir süredir yoga yapıyorum..ama blogda buna çok değinmediğimi farkettim..konu fazlasıyla benimle ilgili olduğundan..iç dünyama tek başıma bir yolculuk yaptığımdan..bazen isyan ettiğimden bazense kabul edişlerimden sanırım….

Yoga kelime anlamı ile bir ve bütün olmak..ne ile…zihin..beden ve ruhun birliği..bütünlüğü…yani aslında insanın kendi ile bir ve bütün olması…Herkesin merak ettiği bir tek konu var yoga ile ilgili…uçuyor musunuz? Ne faydası var?...hayır uçmuyorum ve bu soru sahiplerinin anladığı anlamdaki faydası da haftanın 4 veya 5 günü insanın kendiyle yapayanlız kalabilmesi en büyük fayda…ev yok..araba yok..ütüyü fişte unuttum mu yok..cocuk okula yetişti mi? bakıcısı yemeğini yedirdi mi?...kocam beni aldatıyor mu?...annemi 2 gündür aramadım..asabi martı sami olur mu?...tüm bu ikincil düşünceleri bir kenara bıraktırabiliyorsa size bundan büyük fayda mı olur?

Bedeninizle birlikte esneyen zihniniz..buna uyumlanan ruhunuz…ve size getirdiği sakinlik ve hiçbirşeye kızamama hali..şu herşeye koşuşturduğumuz modern zamanlarda hepimize soluk aldırmaz mı?...Soluk almak demişken..pranayama…yoganın 8 basamaklı yolundaki basamaklardan bir tanesi…en son ne zaman bir ağacın altında belki denize karşı belki de ormana karşı derin bir nefes aldınız..diaframınıza kadar inen güzel dünyamızın havası sizi serinletti…düşünün bakalım…en son muhtemelen 5 yaşındaydınız…hemen denemenizi öneririm…

Modern dünyadaki hayatım ile yogayı bütünleştirmeye çalışan bir ruh olarak ucma haline gecmeye hiç çalışmadım…yada tepeüstü duralım da herkes ne super bir yogi olduğumu görsün..yada onca Hindistana gidiş gelişlerimde ahanda kendime guru yaptım olmadım..olmak istemedim…insanın en büyük Gurusu kendisidir…en büyük dersleri kendinden alır insan…öğretmeni olur mu? Elbette olur..ben buradan hazır da bu konu acılmışken..çok kıymetli Ersin hocama..benim yolumu actığı..yolumu acmakla kalmadığı aydınlattığı için ve herşeyin ötesinde beni kendi hayatıyla bütünleştirdiği için teşekkür etmek isterim bir kez daha….benim öğretmenim sevgili Ersin Hoca oldu…yoga ile ilk tanıştığımda karşıma cıkan öğretmendi..daha sonra bu merakli bünye bir iki hoca hariç..türkiyede ders veren bir dolu hocanın dersine girdi…ve hep şükredip çıktım kendi öğretmenimin önüne..iyiki varsınız diye…bu yolda ilerlerken sizi sömürebilecek o kadar cok insan var ki…yogada deneyimin önemine inanıyorum..iki yıl yoga yapıp hayata küsüp öğretmenlik sertifikası alıp ben de yoga dersi veriyorum diyen o kadar çok genç insane var ki..henüz kendi sorunları ile başedememiş..önünde çok uzun yolu olan…gecen günlerdeki yazımdaki amatör terzilerden…

Bu post böyle uzar gider ben kendimle ilgili yoga deneyimimime dönmek istiyorum.

Yoga 8 basamaklı bir yol.
1-Yap (Yama)
2-Yapmalar (Niyama)..bu iki basamak ahlaki kuralları içeriyor..hayvan öldürme (vejeteryenikte burden gelir), iyilik yap..temiz ol..komşuna yardım et vs..
3- Hareketler (Asana)..herkesin de bildiği ve yogayı onlardan ibaret zannettiği beden hareket ve pozları
4-Nefes (Pranayama)....hani şu doğru alamadığımız..göğsümüzden aşağı indiremediğimiz nefes.
5-Duyu ve duygulardan arınma (Pratyahara)..anladığınız gibi… no pain no gain durumları
6-Konstantrasyon (Dharana)..bir objeyle bir olma durumu..ben oyum.
7-Meditasyon (Dhyana).. zihinde istemsiz hiç birşeyin olmadığı bilinç hali.
8-Ben oldum (Samadhi)…super hal..

Havalı olmak adına yanlarına sanstritcelerini de yazdım..çok iyi bilirim hehe..

Ben Yoganın bu 8 basamağından 5-6 sını tırmanmaya çalışıyorum acıkcası…bizim tabirimizle vecd hali bana çok gelebilir…kaldı ki modern hayatla bu kadar içli dışlı olan biri için de ne derece gereklidir vecd hali bilmem ben…Sufli kıyafetler ve şıpıdık terlikler de bana gore değil..madem ki geldik bu dünyaya en temiz..en görkemli..en güzel ve faydalı hayatı yaşamak gerek…Bir kere geldiysem ben bu dünyaya Tanya olarak..tekrar geleceksek bile olsa ruhum…aslanlar gibi yaşamalı bu Tanya..

Yukarıdaki görüşlerin temellerinin neredeyse tamamı Sevgili Hocam’dan öğrendiklerim, fazlasıyla okuduğum Swami Sivananda ve Paramahansa Yogananda’ya aittir aslında..yorumu ise bana ait…belki blok bilgi olarak veremedim ama dedim ya buda benim yorumum..


Namaste..

Yukarıdaki fotoğraf Sevgili Hocam liderliğinde bu yıl gittiğimiz Hindistan-Rishikesh'te çekilmiştir. Arkada Ganj ve Himalayaların huzurunu buradan bile hissedebiliyorum.

Pazartesi, Eylül 08, 2008

Gözyaşı..evden eve nakliyat..piruhi..incik boncuk..


Sevgili Sybella'nın Istanbul'a kademeli taşınma halleri devam ediyor..Her haftasonu bir kolilerle haşır neşirliğimiz var..benim cok faydam yok aslında ama gidip geliyorum...şöförlük yapıyorum falan.. Bu taşınma anlarından birinde vazifelerimden biri olan fotoğraf ayıklama işini Kero ile yaparken..bir fotoğraf gördük Kero ile..annem..babam ve Kero...ay bizi bir ağlamak alsın..hüngür hüngür..zannedersiniz ki Türk filmi seyrediyoruz..Ayhan Işık..Belgin Doruk...hıçkırık aralarında ise ne kadar gençlermiş diyebiliyor Kero..henüz genç olduğu için sevdiklerinden kaybettiği çok olmadı daha Kero'nun..bunun üzerine hemen dede ile aşağıdaki fotoğraflar çekildi....Kerocum anane ile çekmemişiz...

Evden eve nakliyatın son durumu..laf aramızda içler acısı..ben bu kadar taşındım..kolileri boşaltanını daha görmedim..değişen hiç bir şey yok...
Bu keşmekeş içinde ise keyfimize değecek yok. Doktorumuma çtığı özel üretim şarabımızı yudumluyor..arada bir de koli açıyoruz...Sevgili biraz yorgun..onu oturduğu yerden hiç kaldırmadık tabi..

Sevgili ve ben yukarıda...


Sevgili çok uzun zamandır benden bir yemek isterdi..Piruhi adı..bir baktık ki W otelin altında açılmış..gittik mi hayır.. hemen evde bir piruhi denemesi yaptk..aslında kıymadan veya peynirden yapılırmış..biz arkadaşlarımızı yemeyi bıraktığımızdan soya kıyması ile yaptık..bu arada sevgii 16 yıl et yemediğinden o soya kıymasını bir leziz hale getirdi..şaşarsınız......aman bir leziz bir enfes..hamuru da kendimiz yaptık..kendimiz de açtık...parmaklarımızı da yedik.


Mutfaktan bir kare..







Birde haftasonu incik boncuk işine sardım...kendime süpersonik kolyeler yaptım..eksper olmadığıman eğri büğrülükler oldu ama süper oldu..eski incilerimi bile modernize ettim hehe..sevgiliye dedim ki..incik boncuk dükkanı açsam ....sonra kiki geldi aklıma..kendi tasarladığı parcaları içi giderek verirmiş..aman dedim bi dükkan dolusu incik boncuğum olacağına..kendime kadar yapar..deli kızın ceyizi şeklinde gezerim...

Meşgül Tanya.. yaratıcılığın kaynağı 2.çakram hırıl hırıl çalışırken..



Düz renk t-shirtle daha secilir olacakmış ama idare edin..

Hepimize iyi ve huzurlu haftalar diliyorum..

Perşembe, Eylül 04, 2008

Amatör Terziler

Vaktin birinde sevgili Barton çok güzel bir yazıya başlamıştı..."Amatör terziler var burda bu akşam..kendi söküklerini dikemeyen....." diye..bunun üzerine hep çok düşündüm sonra...amatör terziler...

Bu aralar insanlarla hep ve çok konuşuyorum...bugünkü konumuz ise psikologlar..ben mesela kendimden küçük bir psikoloğa hayatta gitmem..benim hayat tecrübemin yarısını yaşamış birinin bana ne faydası olur diye...sevgiliye anlatırım boşaltırım içimi ..hoş bazılarınız kızabilir ama ben psikoloğa da gitmem sanırım...gittiğim psikolog mesela hayata dair herşeyi çözüp mü oturur karşıma...sanmam...onun da çözemediği bir dünya hadise illaki vardır...ee o zaman benim derdime derman olma ihtimali?...hiç yok..

Sacı başı bir tarafta kuaför...hiç sevmem..kendine faydası yoksa benim saçlarıma ne yapabilir..o yüzdendir ki aynı zamanda saç gurum da olan sevgiliye kestiriyorum saçları..

Dişleri eğri büğrü diş hekimi olur mu hiç..var..ben gördüm...

Doğum yapmamış doğum koçu...hayatta olmaz..ama var..hemde şu ünlülerin doğum koçu..

Stil sahibi olmayan stilist olur mu? Ay bir dünya..ben moda işlerinden anlamam ama onu da gördüm vallahi yahu..

Bu örnekler o kadar uzar gider ki..bir post yetmez bu işe...nedenini ben çözemedim..bilen varsa bi deyiversin bana da...

Çarşamba, Eylül 03, 2008

Kendime çeki düzen

Bu aralar kendimle fazlasıyla ilgiliyim..bu mercimek kafanın ansızın gidişiyle bana hediyesi olan fazla kilolar...o kilolarla beraber göbeemin etrafına çullanan yağlar ...hayatıma varmadığım ellilerle başlayan kilo...hiç geçmeyen sedeflerim...ayaklarıma olmayan ayakkaplar..belki zayıflarım diye öbek öbek kaldırdığım ve aslında bir daha bana hiç olmayacak 32 beden kıyafetler..bu liste böyle uzar gider..

Bu ağlak halimden kurtulmak için hergün yoga yapıyorum..hem bedenim hem zihnim dinleniyor..bu şişko halimle kendimle bir ve bütün olmaya çalışıyorum..fena da gitmiyorum..benim girdiğim derslerde Sevgili hocam biraz daha sert yaptırıyor dersleri..her yerim ağrıyor ama olsun..Hoca torpili bu da bana..Dün gece bize gelen Şebo tekrar yüzmeye başlamamı önerdi.. fena fikir değil aslında..haftada 3 gün 2.5 km yüzebiliyordum o dönem..bunu ciddi ciddi düşünmeliyim..araştırmış olduğum aletli pilates ve powerplateten daha faideli olabilir..hem bedenime hemde cebime..zaten sevgili dalga gecip duruyor..yoganın dersini 1000 ytl yapsam cıkmayacaksın demek ashramdan diye..maskara oldum anlayacağınız...

Evin altında küçük bir gym var..koca popomu kaldırıp akşamları iki bisiklet pedalı cevirsem hiç fena olmayacak sanırım..pinpon masası da var ama sevgili beni madara eder diye tırsınıyorum.

Sonra sabahları erken kalkıp yürümem gerek..sevgili de buna eşlik eder aslında ama ben ona edebilir miyim ondan şüpheliyim.

Bu sigarayı bırakmam ise mercimek kafanın bana bir diğer katkısı oldu...ama acaba aldığım kilolara da katkısı var mı..bilemedim şimdi...

Akşama kendime laser epilasyon için randevu aldım..bunu da dün gece Şebo ile konutuk..yaz geldiğinde seneye danalar gibi kol altlarımızı yakalım diye hehe... her boyaya boyandık..fıstıkiye dayandık..

Yeme düzenimi tamamen değiştirdim...artık kahvaltı ediyorum..hiç olmadı ananas yiyorum..pekte severim...tavsiye de ederim...Kuru kayısı ve elma öğün aralarımın vazgecilmezi..hayatımda yemediğim kadar yemek yiyip nasıl kilo vereceğim onu bilemiyorum...sevgili de bana hep destek tam destek...bu şişko halimle bile cok seviyor beni...iyi ki var.

Dün gece bize sadece Sebo gelmedi..Barton'da vardı..barton'un da hayatına çeki düzen verdik...cinsel tercihlerini değiştirmesini talep ettik..önümüzdeki maçlara bakacağız dedi..birde..asya ve avrupa kıtalarının görebileceği bir bandolu laf söyledi ki belki kendi yazar comment olarak hehe..

Bu post biraz dağınık oldu..ama içimi yansıtan bir post oldu..oluyor böyle bazen..

PS- Bu arada acilen hamile kalıp bu kiloları kamufle etmekte fena fikir değil hani..

Salı, Ağustos 26, 2008

Teknolojik ve de süpersonik Alet.

Gectiğimiz aylarda hamile kaldığım zaman hayatımın arabası olan kullandığım arabadan azda olsa vazgecmem gerektiğini anladım..sadece iki koltuğu olan ve bagajına sadece el cantası sığan genclik hayallerimi süsleyen süpersonik sportif konvörtıbıl arabamın yanına bir de kardeş alalım dedik sevgili ile..hesapca Aliş gelecek..Alişin arabası..araç koltuğu..bezleri..mamaları benim arabaya sığmayacaktı...Yemedik içmedik kocaman bir araba daha aldık..diğer canım arabamı otoparka mahkum ederek..Asıl konu Sevgilinin bu arabaya aldığı insanüstü..mücizevi alet..bir GPS..aman allahım..ilk hediye paketini actığımda..hmm bu ne...geri verelim bunu diye sevgiliye gününü dar eden..hamilelik kalıntılarım yüzünden vızvız aman ne gerek vardı bu da ne işe yarayacak şimdi diyen ben..artık eve gelirken bile GPS'i kullanıyorum..sanki evin yerini bilmiyorum...yüz metre sonra sağa dön..sağa dön..dönmezsem..hmm allahın cezası şimdi rotayı yenilememiz gerek diyen o kadına bayılıyorum..Vır vır konuşuyor..uzun yolda rahat bırakıyor ama..6-7 km. yol gidilecekse ...hiç sesi çıkmıyor ama ara yollarda ordan dön buraya git..sağdan gitme..sola girme..nefis bir alet..

Dün babamla Kandilli'den Umraniye'ye gidecektik...Babam alet karşısında shocked..aman evladım kadın bizi nerden tanıyor diye...hey güzel allahım bu haritaları kim çizmişte bu kadına vermiş diye..bayıldı..bayıldı ama o jenerasyonun anlamasının mümkünü yok...benim arabada çalışır mı bu diye..Bursa'da oluyor mu bu diye..aa baba isviçrede GPSle buldum yolu sen ne diyosun dedikce ben..babam bayıldı..ben zaten sevgiliye ettiklerimin vicdan azabı ile aleti öve öve bitiremiyorum..son söz..varsa ihtiyacınız..hiç düşünmeden derhal edinin..eğer sevgiliniz size hediye ederse..benim ettiklerimi etmeyin eylemeyin...sevin adamı..daha çok sevin..öpücüklere boğun..kulu kölesi olun...

Haa bide unutmadan hem mp3 calar hemde blutooth özelliği sebebiyle handsfree telefonla konuşabiliyosunuz...naber..

Ve işte süpersonik aletin resmi aşağıda..

Pazartesi, Ağustos 25, 2008

Sevgili Tugba'ya..

Cumartesi gecesi çok sevgili arkadaşım..can dostum Tuğbanın doğumgünü şenlikleri vardı..her sene kutlar doğum gününü Tuğba..bu sebeple de bir yıl boyunca birbirini hiç göremeyen ama seven dostlar bir araya gelir...40'a merdiven dayadığımız şu günlerde artık kutamaları bitirelim falan dedik Tuğba'ya ama kulak arkası etti. İnanılmaz sıcak olan cumartesi gecesi New Yorker bizim için kaçış oldu..ama yemekti servisti iyi değildi...ve fakat en nefisinden boğaz üfürtüsünü barındırdığından bayılıp kaldık biz tabi..

Canım Tuğba..iyiki doğdun..iyi ki varsın..iyi ki iyi gün dostu değil de kötü gün dostusun..seni çok seviyorum..nice bol aşklı yıllara...
Benim yanımdaki zavallı oğlan kareye girmemek için çok uğraşmış ama komik olmuş hehe..

Burda da ben nereye bakıyosam...sevgili de bitap..tüm haftasonunu karma yoga yaparak geçirdik..kolumu kaldırırsam bir dahaki postta anlatacağım...


Bendeniz fotoya sonradan monte olmuşum..



Cuma, Ağustos 22, 2008

Tatilden Birkaç..

Sevgili kendi blogunda tatili en şahanesinden anlattığından ben kısa bir özet ama bolca resim yapıyorum..Alaçatı'daki favori mekanları da sıralamadan gecemeyeceğim.
Yaya-bana sorarsanız en güzel restaurant-bar.
Orta Kahve-Alacatı'nın tam ortasında, herkesi seyredip keyif edebilirsiniz.
Babylon-Tek geçiyorum. hafta sonu hariç hergün gidile.
Otto-Nefis yemek, içki ve kahve.
Langusta- Böcek seviyorsanız tabi..ben yemiyorum ama sevenler bayıldı...ben fazlasıyla ege otlarından otlandım.
Mehmet Kuyusu Plajı- Cumartesi pazar için ideal..kimsecikler olmuyor..
Nar- Yemek sonrası içki için ideal..sıcacık küçük bir ortam.
Yusuf Usta-Evyemeklerini özleyene hehe...biz özledik...yedik.
Bu arada maalesef iki gün Bodrum'a gittik. Ilerde cocuğum olurda Bodrum nasıl bir yer derse" Ah evladım eskiden çok güzeldi ama artık yıllardır gitmiyoruz" diyeceğim yaşlı bilinçimle...yine de onca çirkinliğin arasında kaldığımız otel. Lemon Tree ve deniz için bizi ağarlayan Kuum Otele teşekkür ederiz..yoksa Bodrumun berbatlığına dair uzunca bir yazı döşenirdim...sakın gitmeyin..


Kaldığımız Sarı Köşkün Bahcesi.

Babylon duvarında Tanya

İş kadını Tanya


Yan gelip yatan Tanya


Sevgilisiyle Tanya


Tanya'nın Sevgilisi

Sevgilisiyle Tanya II



Istakoz Ekibi...aman cilt kanseri olursun gibi önerileri kaale dahi almıyorum...atın ölümü arpadan olsun.

Deliler Ekibi

Sevgilisiyle Tanya III


Et yemeyi tamamen kesmem gerektiğini anladığım an..yukardakilere dokunmadım elbette.



Cok güldüğümüz bir kare.

Tatil gibisi yok...önümüzdeki hafta yine kısa bir kaçamak yapacağız mecburen..

Pazartesi, Ağustos 18, 2008

Tatilden önce anlatacaklarım var..

Tatilleri anlatacağım...sevgili de anlatacak...ama ben tatil anlatmaya gecmeden önce tatildeki iki bombayı anlatacağım...

Bomba 1-Alacatı babylon'da güneşi sömürüyoruz....dünya tatlısı iki gencecik medeni cesaretleri çok yüksek iki insan yanımıza geldiler...ehem..bloglarınız var..okuyoruz..seviyoruz derken..bizde onlara bayıldık..Tuba ve Cenk..yeni evli bir çift..kaldıkları yeri bizle paylaşacak kadar sıcakkanlı ve dost..kısacık ama dolu dolu gecirdiğimiz vaktin sonunda yeni evlerinde uzun sohbet..ve keyifli anlar sözü ile ayrıldık birbirimizden..Tubik...Cenk...görüşeceğiz..mojitolar eşliğinde hehehe..


PS- Benim göbeme pek bakmayın..zayıflayacağım..

Bomba 2- Alacatıdaki son akşamımız..kucağımızda öbek öbek adacayları..lavantalar eşliğinde kalabalıktan bunalmış ay odaya mı dönsek derken hoop diye karşımda Tanya diye beliren bir deli dolu fıcıcık..içi dolu tursucuk..bende hafıza zaten balıktan hallicedir ama bu sefer bakıyorum bakıyorum hiç yok..ay Kiki ben deyince oh be dedim yaka iğnem nerde..15 eylülde şarap içiyoruz..sevgilim Erhan'da var..o tanıdı seni dedi..ay hemen eklenelim diye iliştik masaya..ama ne ilişmek..laf lafı açtı..kahkahalar kahkahaları kovaladı...Kiki benim derdime ortak oldu..dost sandığım insanlardan daha çok hemde..saatlerimize baktık saat gece yarısını coktan gecmiş akrep ve yelkovan telaşla üçü yakalamaya çalışıyor....bu seferde kendimize ankara'da bir teraslı ve yunan yemekli keyife davet ettirerek ayrıldık birbirimizden...eee ama bizde bekliyoruz bir yelkenle caddebostana cıkmanızı tez zamanda Kikicim ve Erhancım...



Ve farkettim ki iyi ki yazıyoruz..iyi ki yazıyorsunuz...iyiki birbirimizi tanıyabiliyoruz..bizler belki gün içinde olan olmayanı yazıyoruz..bazılarımız eleştirel yaklaşıyor hayata..bazılarımız keyifle..ama sonuçta hepimiz aynı dünyayı paylaşıyoruz ve dostlukların sıcaklığını...ve bu sayede değebiliyoruz azda olsa birbirimizin hayatlarına...çıkarsız..sevgiyle..

Perşembe, Ağustos 07, 2008

Zeyalı..Şebolu ve de Sevgilili Buğday Salatası

Dün gece çarşambaydı..Şebo ile buluşma gecesi...benim işim vardı..aa gelemem dedim...sonra o da ne?... birde baktım ki Sevgili Zeya ve Canım Şebo plan yapmış House Cafede buluşacaklarmış..hayatta olmaz bende gelicem diyen bendeniz cennet kuşu hemen eklendim programa..Şebo zaten eski dost..Zeya da zaten eski dost çoktan olmuş bloglarımızdan..herbirimiz diğerinin herşeyini biliyor..şen kahkahalarımız caddebostanı çınlattı..House Cafenin buğday salatasını mutlaka Zeya..Şebo ve Sevgili eşliğinde denemenizi öneririm..tadından yenmez..Zeya blogunda anlatmış zaten..sakın garsonu tembihlemeyin hehehe..