Pazartesi, Temmuz 16, 2007

Nua..keyif yeri.

Yaklaşık dört beş haftasonudur Sapanca Nua'ya gidiyoruz...bir keyif..bir keyif...cok huzurlu bir yer...ben masaj yaptırmam ama yaptıranlar cok memnun...ben gecenlerde gercek cilekle peeling yaptırdım..yaz için de ideal..havuzu..havuz kenarı yatakları..efil efil havası var..hafta sonu cok uzağa gitmeyeyim ama keyif yapayım diyenlere şiddetle tavsiye ederim....göbeğe okyanus suyu...sırtıma termal sular...pek güzel pek..


Fikir için birkaç foto aşağıda..




PS- Secimlerin olduğu gün pılıyı pırtıyı toplayıp Alacatı'ya gidiyoruz. Hem Aslıcine ev alacağız hemde tatil yapacağız..Aslıcım Ayse'nin sayfası tavsiyesi için bin teşekkür..baktım okudum..tatbik etmek kaldı geriye ki...zevkle.






Pazartesi, Temmuz 09, 2007

Ece Arar...dost insan.

Canım Ecem benim gecen haftaki sıkıntılarım için Akşam gazetesinde cumartesileri yazmakta olduğu köşesini bu işe ayırmış..kalemine sağlık..gönlüne sağlık...insanın dostları olması o kadar güzel ki...çok mutluyum ben..

Yazı şurada.

Üşenen arkadaşlarım için de şöyle:

Ev al, komşu alma.

"Komşu” diye nitelenen birtakım insanların yemeyip içmeyip ve üstelik evlerindeki işi gücü bırakıp diğer dairelere şöyle uzun uzadıya ziyaretler gerçekleştirdiği devirler bitmedi, devam ediyor… Daha sabahtan evi iki süpürüp, kahvaltı sofrasını falan saniyeler içinde toplayıp mahalledeki son dedikoduları eğer birine anlatmazsa öleceğini sanarak başka kapıları çalan insanlar hâlâ var. Kim kime ne demiş, kim gece kavga etmiş, boşanmakta olanlar ve de son model araba alanlar kimler, bunlar konuşulmazsa olmaz.

Hem sonra bu sabah kahvesiyle yapılan “zararsız” gibi görünen dedikodu faslı bitecek, devamında da kekler börekler yapıp bir gün daha hep beraber, el birliğiyle ve hayata hiçbir şey kat(a)madan bitecek, ama onların günleri dedikodulardan biraz daha beslenmiş olarak kurtulacak, öyle yani.

Önceleri bu komşu denen kimi kadınların bir kısmının istihbarat kaynakları mahallenin bakkalı, çakkalı, her eve girip çıkan, çıkabilen bohçacısı falandı tabii… Ya da köşe başlarında sıkıştırdıkları, bülbül gibi öttürdükleri küçük aile fertleri vardı… Şimdi devir değişti. Altmış yaşındaki teyzeler internet başında harıl harıl blog okumakta ve gidip kırk yıllık komşularına bir kahve içimi sürede “Senin kız sevgilisiyle orada burada zaman öldürüyor” demekteler, yani bunun beterini söylüyorlar da ben yazmayayım. Vallahi de durum bu, en yakın arkadaşımın başına geldi, oradan biliyorum.

Yeni moda dedikodu…

Bu komşu görünümlü canavar teyzecik –ki yaşını başını almış-, internette hadi diyelim işi var da, bloglarda işi ne-, dolaşıp da bizim kızın günlüğünü bulmuş. Okumuş da okumuş, artık ne zaman fırsat bulduysa. Okumak yeterli gelmemiş, arkadaşımın gittiği yerleri bir bir not almış herhalde, sonra da bir koşu bizimkinin annesine yetiştirmiş. Öyle böyle bir yetiştirmek değil tabii, ballandıra ballandıra “yaşasın kötülük” tadında bir hikâyeleme ile anlatmış bir bir. Hafta sonu şuradaymışlar, önceki gün bilmem nereye gitmişler, senin kız kötü yola düşmüş babında bir anlatım.

Şimdi gel de şoka girme. İnsan tabii, böyle dedikoducu insanların varlığını biliyor da, böylesi teknolojiyi kullanarak kendilerine yeni malzemeler bulacaklarını deyim yerindeyse tahayyül bile edemiyor.

Üstelik blog okuyarak dedikodu yapmanın zannımca bir bardak dayayarak yan evi dinlemekten farkı yok. İkisi de aynı kapıya çıkmakta nihayetinde. Buradan şu tartışma da başlatılabilir pekâlâ; madem bu kadar özel şeyler bunlar, neden sanal bir dünyada günlük tutuyor insanlar? Neden yazılanlar eskisi gibi kilitli defterlerde değil ve neden eskiden bu defterleri köşe bucak kaçırırken şimdi okunmak istiyor herkes?

Belki neden teknoloji ilerledikçe yalnızlaştığımız, daha da içimize kapandığımız içindir. Böyle kapandıkça ve uzaklaştıkça gerçek dünyadan, hayat sırf iş ve evden ibaret olunca, bir çift güzel söz, birkaç “seni anlıyorum” ve “yalnız değilsin”e muhtaç kalıyoruz. Ama tabii bunların hiçbiri yaşlı teyzeler yazılanlardan kendilerine malzeme çıkarsın diye yapılmıyor…

Madem bu teyzecikler böyle meraklı blog okumaya, biz de onları kendi bloglarını açmaya ve en az okudukları şeyler kadar içten, yalın ve “gerçek” şeyler yazmaya davet ediyoruz…

Pazar, Temmuz 01, 2007

Dedikodu ve Örümcek Kafalar

Sevgili Arkadaşlarım,



Bu yazıdan sonra blogumu sadece izin verdiğim yine sizler okuyacaksınız, ancak son olarak common bir yazı daha yazmak istedim. Şöyleki;



Bu blogu okuyarak Beni Ayşe Arman (sebocum benzetme için teşekkür ederim) durumuna sokmuş olan çok sevgili yazlık komşumuza ithafen...bu blogta biliyorsunuz ki hepimiz ayakkabımız.... corabımız...bu örümcek kafalı insanlarla dolu dünyaya yine de herşeye rağmen gelmiş olan bebeklerimiz...gittiğimiz yerler..yediğimiz yemekler...mutluluklarımız ..bazen sıkıntılarımız yazılıyor..ve KİŞİSEL....ancak bazı insanlar var ki diğerlerinin mutsuzluklarıyla mutlu oluyor...heralde onların da aydınlanmaları bu yolda geçiyor ki...bu blogu okuyor... zavallı anneme de senin kızın sevgilisiyle "düşüp kalkıyor" ve bunu da blogta yazıyor diyor...düşüp kalkmaktan kasıt zannederim yoga gezileri...organik tarım olamayacağına göre hahaha....bu kadar sığ düşünebiliyor demek insanlar...her ne ise...konuşmalardan sonra beni Ayşe Arman zanneden annem beni arayıp fena şekilde hırpalıyor...şimdi annemle konuşmuyorum, çünkü kendini köy dedikodularının sürükleyiciliğinden kurtaramamış olmalı ki bana bu söylenenleri yakıştırdı..zaten istenen de oydu..mutlu olunmasın..benim annem mutsuz edilsin..dolayısıyla bende mutsuz olayım ve o da yükselsin..diğer insanların mutsuzluğuyla yükselsin..bu tür insanları ben hayatıma sokmuyorum ama aileme birşey yapamam..herkesin seçimi kendinin..ancak bu işte son derece kırılmış bir evlat olarak ben kendi hayatımın bu tür insanlara göre daha verimli ve faydalı olduğunu düşünüyorum...en azından çalışıyorum...hiç kimseye ihtiyacım olmadan bugüne dek ne yaptıysam yaptım..kimseden bir kuruş almadım..dedikodu yapmadım...kimseyi yargılamadım...Buradan çok sevgili komşumuza sevgili annem ile birbirimizi hırpalamamıza sebep olduğu için teşekkürü borç bilirim...ve umarım kalan hayatlarında diğer insanların özel hayatına tecavüz etmemeyi öğrenir ve böylelikle kalp kırmamanın dayanılmaz hafifliğini yaşayabilir ve yaşatabilirler. ...son olarak aşağıdaki resmi tekrar hatırlatmak istedim..örümcek kafalar sadece onlar değil...belki de onlar daha dürüstler...en azından görüntüden aman uzak duralım diyoruz da ..internette sörf yapıp..sözüm ona modernlik taslayan yüzlerce insandan da sakınalım...sonra üzülmeyelim.


Son olarakta benim ben olmamda sonsuz katkısı olan, bu günlere getiren, doğru ile yanlış arasındaki farkı görmeyi , doğru insan ve yanlış insan ayrımı yapabilmeyi ve hayatta kimseye güvenmemeyi öğreten, herşeye rağmen herşeyden çok sevdiğim ve bana hep destek olan anne, baba, abla ve Keroya sonsuz teşekkür ederim.

PS- Şebocum..bu arada senin blog benimkinden daha fenaymış hahaha.

Pazartesi, Haziran 25, 2007

Ohhh Pek Güzeldi!

Gittik...geldik kazdağlarına..benim ruh yine orada kaldı..şahane yogalar yaptık..inanılmaz nefis yemekler yedik..öyle böyle değil yemekler..çilek soslu yapraklar..kabak tatlıları..firik pilavları...kurutulmuş domatesli haşhaşlı ekmekler..asma yaprağında sardalyalar..sadece yemedik...yükseledikte..evrenle bir olduk..evrenle bütün...birbirinden başka 17 insan...huzurla..keyifle..hiç sıkıntısız...kazdağlarının tepesinde pranayama..canım zeytinbağında yogalar yaptık...doğal göllerlerde yüzdük..şelalerden düştük...kayalarda yattık..meditasyonlar yaptık..denizlere girdik......doğada yürüyüşler yaptık...baharat ve bitkilerle ilgili ben kendi adıma inanılmaz bilgiyle donandım..reyhan ve limon nanesi fidanlarına kavuştum...sonsuz keyifler aldık..cok sevgili tuncel kurtiz'den inanılmaz güzel hikayeler dinledik...sevgiyle sarılıp sarmalanıp geldik işimizin başına..bir dahaki seyahat ne zaman ve nereye olacak diye tatlı bir telaşla...

Cok sevgili yoga hocam Ersin Hoca'ya ve canım Mihri Hoca'ma bizleri olduğumuz ataletin içinden çekip çıkardıkları...yol gösterdikleri için gönülden teşekkür ederim...hayatımı değiştirdikleri için de elbette..


Perşembe, Haziran 21, 2007

Duke Ellington ve Garga


Dün gece Arena'da Duke Ellington konseri vardı. Sevgili malum jaza bayılıyor..haydi gidelim dedik...ama arabayla gitmeyelim de eziyet olmasın Kuruçeşme bize dedik..uskudardan motor ile karşıya gectik ordan taksi ile karşının hiç sevmediğim trafiğinde debelendikten sonra Ulus üstünden Kuruçeşme'ye geldik..taksiden güzelce indik...sevgili diyor ki allah allah konser başlamış olmalı ama pek bir sessiz etraf..ve de sakin...arenaya doğru inerken..pek bir tenha ..acaba kimse rağbet etmedi mi hay allah falan diye konuşurken aşağıdan güvenlik müdürü çıkageldi.


G.M.-Konsere mi geldiniz?
Biz- Evet ! (Hemde heyecanla)
G.M.-Konser Arena'da ama bu arena'da diil..maslakta da var bir tane..sorumlularda biletlerin üzerine maslak yazmadığından yaz başından beri bir sürü insan buraya geliyor ve bir türlü düzeltilemedi bu.
Biz- Hınk??!!!

Neyse efem...indiğimiz gibi totomuza baka baka yokuşu cıkarken sevgili ile konuşuyoruz aramızada..gidelim..atlayıp taksiye gidelim..ama saat 9 konser başladı..hay allah tüh..yetişebilir miyiz...yok yetişemeyiz derken..ölece kalakaldık orda..arabasız..blue jeanler, lastik pabuclarla...hemen verdaya bir telefon caktım..hadi buluşalım diye..onun da bi arkadaşı gelicekmiş...(bu arada süper dedikodular varmış..patlıcam)..biz sevgili ile elele tutuşup arnavutköye yürümeye karar verdik..iyi de oldu o arada hangi tekneyi alacağımıza karar da verdik...ve de yürüyüşün sonunda vardığımız yer sevgili barış abinin gargası oldu..aman bir keyif ettik bir içtik bir güldük..gecenin ilerleyen saatlerinde masa da bir enteresan insan topluluğu oluştu..herkes birbirinden şeker...barış abi sevgili hocası sevgiliyle biraz uğraştı ama gülmekten patladık...koltukları kırdık düştük..şarapların üstüne tequila ve karpuzları yedik..bir şenlendik ki. Aşağı da Garga ve muhteşem menüsü..şiddetle tavsiye ederim.




Verda'ya PS- keşke gelseydik...hakkatten yıkıldık.


Pazartesi, Haziran 18, 2007

Huzura yolculuk

Bu haftasonu Kazdağlarına gidiyoruz..kalabalık bir ekiple..ruhlarımızı dinginleştirmeye..hayatın oyunlarından biraz olsun kacmaya..gülen kalplerle birlikte olmaya..yogalar yapmaya..yine bir ve bütün olmaya.olabildiğimiz kadar tabi...

Aşağıdaki resim geçen seneki kazdağları seyahatinden...adı da " mutluluğun resmi"








Gezi programını merak eden bartoncuğum..eğer cumartesi bize katılmaz..yan gelip yatarsan yukarıda resmi görülen şahane yerleri göremez..otelde tıkıştığınla kalırsın..sana tavsiyem bu gezide çok sevgili hocamızın tavsiyelerine uyman yolundadır.

PS-Cumartesi ve dünde sapanca nua'daydık biz...aman da göbeeme okyanus suyu..totoma nane aroma terapisi derken kendimden gectim...bu vesile ile bana bu kısa ama cok keyifli ve huzurlu bu haftasonunu organize eden sevgili sevgiliye teşekkür ederim.

Pazartesi, Haziran 11, 2007

Okullu olmuştum

Şu yaşımdan sonra bir diplomam daha olsun diye başlamış olduğum bir distance education kursum vardı..iki bucuk sene önce başladığım, katiyen elimi süremediğim, olası diplomam için nisan ayında 5 haftalık yıllık iznimin bir haftasını kullanmak süretiyle bir bitirme calışması içine girdiğim.

Sonuçlar iyi şimdilik 15 dersin 8inden kendimce hiçte fena olmayan notlar aldım..kalan 7 için duacıyım...

Burdan alınacak ders 30 yaşından sonra okul yalan olur..mümkünse hiiiç ilişmeyelim eğitim işlerine..bildiklerimiz bize yeter deyip hayata devam edelim.

Pazartesi, Haziran 04, 2007

Cumartesi..dostluk şahane toplantısı 2 (1i Şebonun sayfasında)!

Cumartesi gününü şebocum anlattı zaten..çok keyif aldık..herkes çok eğlendi..bunu tekne ile yapmaya karar verdik...birde somonla...Şebo anlattığından her şeyi ben sadece biraz resim koyacağım...bu arada şeboya bizi bir araya getirip aslında ruhen bildiğimiz ama bedenen belkide kaybettiğimiz dostluklara sebep olduğundan teşekkür etmek isterim.

Perşembe, Mayıs 31, 2007

Periler erken geldi!

Huzurlarınızda periler henüz gelmişken dünyaya..nasıl da güzeller..bakan herkes kulağını cekip üç kez tahtaya vursun ve ayna anda maşallah desin...çok kıymetliler onlar:)



perilerin annesi..henüz doğumdan çıkmış periler nasıl diye sorarken endişeyle ...ama bir o kadar da neşeliyken geldiler diye..taça dikkat!!..ve ben...daha bir sürü resim var...çok heyecanlıydık hepimiz...çok..

PS- Bu arada beni hiç yanlız bırakmayan sevgiliye teşekkürü borç bilir..darısı başıma derim.

Pazartesi, Mayıs 28, 2007

Organik Tarım

Bizim evde minicik bir balkonumuz var..çicekler böcekler mumlar..fırfırlar bayrak var...




gecen seneki tohumdan sebze üretme maceralarımız karga istilası ile sonuçlandığından bu sene fide ekelim ve organik tarıma böyle başlayalım dedik...haftasonu canım bono ve biricik sevgili hastaydı ve herkes bir köşede yattı..bende fırsat bu fırsat deyip biber..domates..ve cengelköy salatalığı ektim süpersonic balkonumuza..nane zaten vardı..(cok havalı oldu bu..süper nane bakarız)..bakalım bu organik tarım çalışması ne şekilde sonuçlanacak..ama seviyorum bu apartman sıkışıklığı içinde küçük bir alanda da olsa toprakla oynamayı...belki emekli olunca tarım yaparım hahaha...ayakkaplar da ayağımda düşünsenize..topuklu..çicekli böcekli..ortama uyum sağlarlar.


Aşağıdaki resimde fide çalışmalarım. Üsttekiler biber ve domates..aşağıdakiler de nane (süper nane) ve salatalıklar...olurlarsa beklerim yemeğe..kıtır kıtır.

Salı, Mayıs 22, 2007

Periler konusu

Blogumun tepesinde bir hamilelik sayacı koydum..izin alarak tabi..benim artık cocuk istediğimi bilen ama benide sık gören bir kısım deli dolu ooh..hamişsin süper..şahane diye aradı..o yüzden belirtme ihtiyacı duyuyorum..hamile değilim evet bebek istiyorum..doğru adam cıktı hayatta karşıma...çok yakında yapacağım bende..deliler klübüne hoşgeleceğim.

Ancak bu perilerin hikayesi başkadır...Aşağıdaki ekiple Kapadokyaya gittik ekim ayında..

Biz yogalar yapalım..temiz havadan faydalanalım diye uğraşırken canım arkadaşlarım hiç uyanamadı..hep gec kaldı...yoruldu ve periler geldi hayatımıza....hemde iki tane..biz daha vay hamiş oldu derken amanın iki taneler diye sevindik..hopladık zıpladık...şimdi bu canım periler (kapadokya'da oldular diye kod isimleri peri) 25 gün sonra aramıza gelicekler...anneleri benim dünyadaki en eski arkadaşlarımdan biri..babalarıda sonradan canım oldu..ben bu hamişimin göbek resimlerini düzenli olarak çektim tabi..kedi şeyiyle oynar gibi..canım Ays'a bana katlandığı için teşekkürü borç bilirim...resimlerden biri aşağıda...
Perilerin dünyaya geleceği gün güymek üzere daha önceki resimlerde gördüğünüz kanatları aldım...AYs'da bana taç aldı..ölece kostümümü giyip gideceğim hoşgeldin demeye...çok heyecanlıyım..gelmelerine katkımız olduğu için ayrıca bir mutluyum..hoşgelsin periler...az kaldı..
PS- Şebocum darısı başımıza

Cuma, Mayıs 18, 2007

İthaf, kıskançlık ve reklam!


Benim bir başka deli arkadaşım var..cok sevdiğim.....şebo kadar olmasın ama kıskançtır...tutturdu benim de resmimi koy..erik bile var diye..al bakalım tuğbacım...utandın dimi?






Birde reklam koyayım istedim sayfaya..o da aşağıda dikkatli bakınbakalım tanıdık gelecek mi?





















****Faithless- Insomnia ****

Yukarıda mevzu olan şarkıyı Sevgili ablam Sybella'ya ithaf ediyorum ve acil uykular diliyorum.

PS- Ben bayılıyorum böyle aklıma geleni bir yerlere kıstırmaya..annem bunu daha doğru söyler ya neyse.

Çarşamba, Mayıs 16, 2007

Yemek Molası!

Heyhat!! bugün yemeğimi yemem ve sigara içmem (biliyorum kötü) tam on üç dakika sürdü..ilk kez farkettim..onüç dakikada yemek mi olur yahu?!..gün ışığından mahrum mu kalıyorum yoksa çalışıcam diye?...çalışmasam olur mu ki...şebo loto çalışmaları nasıl gidiyor?...denemeye değer mi?..denemesekte böyle devam mı etsek..ne etsek bilemedim...işe dönmem gerek onu biliyorum.

Cuma, Mayıs 11, 2007

Öyle bir Tembel ve Mutluyum ki!









Canım sipariş verdiğim ayakkaplarım iki ayağımda..ikisi de cok mutlu...şuradan alabilirsiniz.








Mutlu tek ayağım...










Dünyanın en mutlu köpeği Bono..bir şekilde fırsat bulmuş..anneciğinin yanına sığınmış..huzur içinde..


Öylece gelir..mutluluğuyla..delilikleriyle...artık evde lavanta kolonyası var..bu mutluluk anları zor biraz...değil mi sevgili??


Bir mutluyum bu aralar...her sabah gülerek uyanır mı insan..gülen bir yüze uyandığımdan mıdır...çok iyi olduğumdan mıdır..mutluluktan mıdır..hepsinden midir..nedir arkadaşlar..

Tembelim de bu aralar bir de...çok çalışıyorum ofiste...ondandır belki de..bahardan ya da..aman ya nedense ondandır...çok iyiyim ben..

Çarşamba, Mayıs 02, 2007

Sevinç



Az önce internetten vermiş olduğum sipariş marifetiyle yanda resmi bulunan ayakkapı satın almış bulunmaktayım...çok mutluyum..herkesin derdi ne ben nerdeyim diye de kızmayalım..bunlar da hayatın kenarı köşesi işte...

Çok yakında ayağıma geçmiş olur..gözlerim yollarda kalıp kuryeyi görünce tabi.