
Pazartesi, Temmuz 16, 2007
Nua..keyif yeri.

Pazartesi, Temmuz 09, 2007
Canım Ecem benim gecen haftaki sıkıntılarım için Akşam gazetesinde cumartesileri yazmakta olduğu köşesini bu işe ayırmış..kalemine sağlık..gönlüne sağlık...insanın dostları olması o kadar güzel ki...çok mutluyum ben..
Yazı şurada.
Üşenen arkadaşlarım için de şöyle:
Ev al, komşu alma.
"Komşu” diye nitelenen birtakım insanların yemeyip içmeyip ve üstelik evlerindeki işi gücü bırakıp diğer dairelere şöyle uzun uzadıya ziyaretler gerçekleştirdiği devirler bitmedi, devam ediyor… Daha sabahtan evi iki süpürüp, kahvaltı sofrasını falan saniyeler içinde toplayıp mahalledeki son dedikoduları eğer birine anlatmazsa öleceğini sanarak başka kapıları çalan insanlar hâlâ var. Kim kime ne demiş, kim gece kavga etmiş, boşanmakta olanlar ve de son model araba alanlar kimler, bunlar konuşulmazsa olmaz.
Hem sonra bu sabah kahvesiyle yapılan “zararsız” gibi görünen dedikodu faslı bitecek, devamında da kekler börekler yapıp bir gün daha hep beraber, el birliğiyle ve hayata hiçbir şey kat(a)madan bitecek, ama onların günleri dedikodulardan biraz daha beslenmiş olarak kurtulacak, öyle yani.
Önceleri bu komşu denen kimi kadınların bir kısmının istihbarat kaynakları mahallenin bakkalı, çakkalı, her eve girip çıkan, çıkabilen bohçacısı falandı tabii… Ya da köşe başlarında sıkıştırdıkları, bülbül gibi öttürdükleri küçük aile fertleri vardı… Şimdi devir değişti. Altmış yaşındaki teyzeler internet başında harıl harıl blog okumakta ve gidip kırk yıllık komşularına bir kahve içimi sürede “Senin kız sevgilisiyle orada burada zaman öldürüyor” demekteler, yani bunun beterini söylüyorlar da ben yazmayayım. Vallahi de durum bu, en yakın arkadaşımın başına geldi, oradan biliyorum.
Yeni moda dedikodu…
Bu komşu görünümlü canavar teyzecik –ki yaşını başını almış-, internette hadi diyelim işi var da, bloglarda işi ne-, dolaşıp da bizim kızın günlüğünü bulmuş. Okumuş da okumuş, artık ne zaman fırsat bulduysa. Okumak yeterli gelmemiş, arkadaşımın gittiği yerleri bir bir not almış herhalde, sonra da bir koşu bizimkinin annesine yetiştirmiş. Öyle böyle bir yetiştirmek değil tabii, ballandıra ballandıra “yaşasın kötülük” tadında bir hikâyeleme ile anlatmış bir bir. Hafta sonu şuradaymışlar, önceki gün bilmem nereye gitmişler, senin kız kötü yola düşmüş babında bir anlatım.
Şimdi gel de şoka girme. İnsan tabii, böyle dedikoducu insanların varlığını biliyor da, böylesi teknolojiyi kullanarak kendilerine yeni malzemeler bulacaklarını deyim yerindeyse tahayyül bile edemiyor.
Üstelik blog okuyarak dedikodu yapmanın zannımca bir bardak dayayarak yan evi dinlemekten farkı yok. İkisi de aynı kapıya çıkmakta nihayetinde. Buradan şu tartışma da başlatılabilir pekâlâ; madem bu kadar özel şeyler bunlar, neden sanal bir dünyada günlük tutuyor insanlar? Neden yazılanlar eskisi gibi kilitli defterlerde değil ve neden eskiden bu defterleri köşe bucak kaçırırken şimdi okunmak istiyor herkes?
Belki neden teknoloji ilerledikçe yalnızlaştığımız, daha da içimize kapandığımız içindir. Böyle kapandıkça ve uzaklaştıkça gerçek dünyadan, hayat sırf iş ve evden ibaret olunca, bir çift güzel söz, birkaç “seni anlıyorum” ve “yalnız değilsin”e muhtaç kalıyoruz. Ama tabii bunların hiçbiri yaşlı teyzeler yazılanlardan kendilerine malzeme çıkarsın diye yapılmıyor…
Madem bu teyzecikler böyle meraklı blog okumaya, biz de onları kendi bloglarını açmaya ve en az okudukları şeyler kadar içten, yalın ve “gerçek” şeyler yazmaya davet ediyoruz…
Pazar, Temmuz 01, 2007
Dedikodu ve Örümcek Kafalar
Bu yazıdan sonra blogumu sadece izin verdiğim yine sizler okuyacaksınız, ancak son olarak common bir yazı daha yazmak istedim. Şöyleki;
Bu blogu okuyarak Beni Ayşe Arman (sebocum benzetme için teşekkür ederim) durumuna sokmuş olan çok sevgili yazlık komşumuza ithafen...bu blogta biliyorsunuz ki hepimiz ayakkabımız.... corabımız...bu örümcek kafalı insanlarla dolu dünyaya yine de herşeye rağmen gelmiş olan bebeklerimiz...gittiğimiz yerler..yediğimiz yemekler...mutluluklarımız ..bazen sıkıntılarımız yazılıyor..ve KİŞİSEL....ancak bazı insanlar var ki diğerlerinin mutsuzluklarıyla mutlu oluyor...heralde onların da aydınlanmaları bu yolda geçiyor ki...bu blogu okuyor... zavallı anneme de senin kızın sevgilisiyle "düşüp kalkıyor" ve bunu da blogta yazıyor diyor...düşüp kalkmaktan kasıt zannederim yoga gezileri...organik tarım olamayacağına göre hahaha....bu kadar sığ düşünebiliyor demek insanlar...her ne ise...konuşmalardan sonra beni Ayşe Arman zanneden annem beni arayıp fena şekilde hırpalıyor...şimdi annemle konuşmuyorum, çünkü kendini köy dedikodularının sürükleyiciliğinden kurtaramamış olmalı ki bana bu söylenenleri yakıştırdı..zaten istenen de oydu..mutlu olunmasın..benim annem mutsuz edilsin..dolayısıyla bende mutsuz olayım ve o da yükselsin..diğer insanların mutsuzluğuyla yükselsin..bu tür insanları ben hayatıma sokmuyorum ama aileme birşey yapamam..herkesin seçimi kendinin..ancak bu işte son derece kırılmış bir evlat olarak ben kendi hayatımın bu tür insanlara göre daha verimli ve faydalı olduğunu düşünüyorum...en azından çalışıyorum...hiç kimseye ihtiyacım olmadan bugüne dek ne yaptıysam yaptım..kimseden bir kuruş almadım..dedikodu yapmadım...kimseyi yargılamadım...Buradan çok sevgili komşumuza sevgili annem ile birbirimizi hırpalamamıza sebep olduğu için teşekkürü borç bilirim...ve umarım kalan hayatlarında diğer insanların özel hayatına tecavüz etmemeyi öğrenir ve böylelikle kalp kırmamanın dayanılmaz hafifliğini yaşayabilir ve yaşatabilirler. ...son olarak aşağıdaki resmi tekrar hatırlatmak istedim..örümcek kafalar sadece onlar değil...belki de onlar daha dürüstler...en azından görüntüden aman uzak duralım diyoruz da ..internette sörf yapıp..sözüm ona modernlik taslayan yüzlerce insandan da sakınalım...sonra üzülmeyelim.
Son olarakta benim ben olmamda sonsuz katkısı olan, bu günlere getiren, doğru ile yanlış arasındaki farkı görmeyi , doğru insan ve yanlış insan ayrımı yapabilmeyi ve hayatta kimseye güvenmemeyi öğreten, herşeye rağmen herşeyden çok sevdiğim ve bana hep destek olan anne, baba, abla ve Keroya sonsuz teşekkür ederim.
PS- Şebocum..bu arada senin blog benimkinden daha fenaymış hahaha.
Pazartesi, Haziran 25, 2007
Ohhh Pek Güzeldi!
Perşembe, Haziran 21, 2007
Duke Ellington ve Garga

Pazartesi, Haziran 18, 2007
Huzura yolculuk
Bu haftasonu Kazdağlarına gidiyoruz..kalabalık bir ekiple..ruhlarımızı dinginleştirmeye..hayatın oyunlarından biraz olsun kacmaya..gülen kalplerle birlikte olmaya..yogalar yapmaya..yine bir ve bütün olmaya.olabildiğimiz kadar tabi...Aşağıdaki resim geçen seneki kazdağları seyahatinden...adı da " mutluluğun resmi"
Gezi programını merak eden bartoncuğum..eğer cumartesi bize katılmaz..yan gelip yatarsan yukarıda resmi görülen şahane yerleri göremez..otelde tıkıştığınla kalırsın..sana tavsiyem bu gezide çok sevgili hocamızın tavsiyelerine uyman yolundadır.
PS-Cumartesi ve dünde sapanca nua'daydık biz...aman da göbeeme okyanus suyu..totoma nane aroma terapisi derken kendimden gectim...bu vesile ile bana bu kısa ama cok keyifli ve huzurlu bu haftasonunu organize eden sevgili sevgiliye teşekkür ederim.
Pazartesi, Haziran 11, 2007
Okullu olmuştum
Şu yaşımdan sonra bir diplomam daha olsun diye başlamış olduğum bir distance education kursum vardı..iki bucuk sene önce başladığım, katiyen elimi süremediğim, olası diplomam için nisan ayında 5 haftalık yıllık iznimin bir haftasını kullanmak süretiyle bir bitirme calışması içine girdiğim.
Sonuçlar iyi şimdilik 15 dersin 8inden kendimce hiçte fena olmayan notlar aldım..kalan 7 için duacıyım...
Burdan alınacak ders 30 yaşından sonra okul yalan olur..mümkünse hiiiç ilişmeyelim eğitim işlerine..bildiklerimiz bize yeter deyip hayata devam edelim.
Pazartesi, Haziran 04, 2007
Cumartesi..dostluk şahane toplantısı 2 (1i Şebonun sayfasında)!








Perşembe, Mayıs 31, 2007
Periler erken geldi!
Huzurlarınızda periler henüz gelmişken dünyaya..nasıl da güzeller..bakan herkes kulağını cekip üç kez tahtaya vursun ve ayna anda maşallah desin...çok kıymetliler onlar:)
perilerin annesi..henüz doğumdan çıkmış periler nasıl diye sorarken endişeyle ...ama bir o kadar da neşeliyken geldiler diye..taça dikkat!!..ve ben...daha bir sürü resim var...çok heyecanlıydık hepimiz...çok..PS- Bu arada beni hiç yanlız bırakmayan sevgiliye teşekkürü borç bilir..darısı başıma derim.
Pazartesi, Mayıs 28, 2007
Organik Tarım

Salı, Mayıs 22, 2007
Periler konusu

Cuma, Mayıs 18, 2007
İthaf, kıskançlık ve reklam!
Benim bir başka deli arkadaşım var..cok sevdiğim.....şebo kadar olmasın ama kıskançtır...tutturdu benim de resmimi koy..erik bile var diye..al bakalım tuğbacım...utandın dimi?
Birde reklam koyayım istedim sayfaya..o da aşağıda dikkatli bakınbakalım tanıdık gelecek mi?

****Faithless- Insomnia ****
Yukarıda mevzu olan şarkıyı Sevgili ablam Sybella'ya ithaf ediyorum ve acil uykular diliyorum.
PS- Ben bayılıyorum böyle aklıma geleni bir yerlere kıstırmaya..annem bunu daha doğru söyler ya neyse.Çarşamba, Mayıs 16, 2007
Yemek Molası!
Cuma, Mayıs 11, 2007
Öyle bir Tembel ve Mutluyum ki!
Canım sipariş verdiğim ayakkaplarım iki ayağımda..ikisi de cok mutlu...şuradan alabilirsiniz.
Mutlu tek ayağım...
Dünyanın en mutlu köpeği Bono..bir şekilde fırsat bulmuş..anneciğinin yanına sığınmış..huzur içinde..
Öylece gelir..mutluluğuyla..delilikleriyle...artık evde lavanta kolonyası var..bu mutluluk anları zor biraz...değil mi sevgili??
Bir mutluyum bu aralar...her sabah gülerek uyanır mı insan..gülen bir yüze uyandığımdan mıdır...çok iyi olduğumdan mıdır..mutluluktan mıdır..hepsinden midir..nedir arkadaşlar..
Tembelim de bu aralar bir de...çok çalışıyorum ofiste...ondandır belki de..bahardan ya da..aman ya nedense ondandır...çok iyiyim ben..

















