Salı, Mayıs 01, 2012

Hissiyat böyle

Aman ne kadardır yazmamamışım, bazen dalıp gidiyorum işe güçe, unutuveriyorum yazmayı.

Oysaki bugün 1 Mayıs, ben çalışıyorum, işciyiz emekciyiz belki ama fazladan da tatil yapmamalı insan. Biricik sevgili bugün kendini Koç Müze'ye götürdü, çok şahaneymiş. Hep aradı şu da gelmiş bu da var diye haber verdi, gitmiş kadar oldum bende, eee aileden bir gezsin ama değil mi?

Okullarda secmeli ders adı altında bizlere zorla kaktırılmaya çalışılan teoloji derslerine fena taktım kafayı ben. Hiç birini istemiyorum kutucuğunun olmaması beni ciddi ürkütüyor. Din eğitimi denen şey aileden alınırdı eskiden, anane babane oruç tutar, iftar sofraları kurulur, şenlikli yemekler yenilirken arada dini vecibeler anlatılır, isteyen inanır uygular istemeyen yine de İYİ insan olmayı seçebilirdi.

Oysa şimdi öyle mi? Çocuk bu zorunlu seçmelilerden birini almak istemezse fişlenmiş olmuyor da ne oluyor? Oysa ben yukarı ile ilişkisini kendisinin kurması taraftarıyım, bilmediği bir dilde değil ama bildiği anlaşabileceği bir dilde. Sadece iyi insan olmayı öğrenmesini istiyorum ben. Belirli kalıplara sıkışmasını değil özgür bir irade ile karar vermesini. Sanırım bunu sadece ben istiyorum ki herşey jet hızıyla gerçekleşirken bizde alık gibi bakıyoruz.

Sigara ilk yasaklandığında bizim gibiler bunun devamı gelecek derken bir takım optimistler hadi canım demişti. Evet sigara yasağı harika oldu ama amaç başkaydı sanki. Onu takip eden gelişmelere bakarsak benim acele alışverişe gitmem gerek, yarın sabah "hey hanım, saçın başın açık nereye? " diyen bir namus bekcisi ile karşılaşmam an meselesi artık.

Hadi bana iyi alışverişler! Nerden bulacaksam malzemeleri.

23 yorum:

derbay dedi ki...

Sınıf mevcudunun en az 8'inin ortak seçimi, sınıfta görülecek seçmeli dersi tayin ediyormuş. Dün duydum bunu da...

Henüz günümüz gelmedi, ama günümüz geldiğinde okul idaresiyle, öğretmenlerle, velilerle aramda deli gibi fırtınalar esecek biliyorum. Bende inanan ailemin içinde, onların öğretileri ve tatlı pratikleri ile büyüdüm. Dediğin gibi, iftarıydı, orucuydu, bayram sabahlarıydı... Gerçekten tatlı pratiklerle edindim bunları. Ama artık bugün bilimin geldiği nokta, antropolojik ve arkeolojik bulgularla 'insanın yaşının' dini kitaplardakinin çok öncesine dayandığı mevzuu daha yüksek sesle konuşulur oldu. Ateizm makul bir şekilde anlışabilir bir düzeye indi ve "inanmama" alternatifi benimsendi toplumda.

Hükümet de asıl görevi olan devleti idare etmek fikrinden saparak, 'dini korumak' eylemine yöneldi.

Olan bizim çocuklara olacak. Ben küçük bir ateist yetiştirmeye çalışmıyor olsamda, eğitim sistemine her karşı duruşumda, her ayaklanışımda çocuğum fişlenecek.

Çok zor günler bekliyor bizi.

Tanya's dedi ki...

Derbay,

Bu seçmelinin zorunluya dönüşeceğini hepimiz bilyorduk aslında.

Ama bir türlü birşeyler yapamıyoruz ya hayır der gibi algılanıyor söylediklerimiz, ya inananlara donuyor, yapamıyoruz, hepimiz bir şeye inanıyoruz , dediğin gibi inanmamak bile bir inanç sayılırken küçücük bebelerin abdest alması, baş örtmesi ağır geliyor bana, bu değil benim inançtan anladığım.

Az kaldı ben Ateist yetiştireceğim cocuğu. Din hanesini boş bıraktırmakla cok akıllılık etmişiz.

Hof Derbay Hof..

Hatice dedi ki...

Adı üstünde seçmeli ders,yani devletin zorla dayattığı değilde öğrencinin kendi isteğine göre şekillenecek...keşke her ders için geçerli olsa...belki şuanda okumak zorunda olduğumuz birçok dersi tercih etmeyebilirdik.Ne yazık eleştirdiğiniz şeyi bizzat kendiniz yapıyorsunuz siz de din eğitimi olmamasını zorla dayatıyorsunuz.Siz çocuğunuzu istediğiniz gibi dinsiz yetiştirin ama bırakın herkeste çocuğunu istediği gibi yetiştirsin unutmamalısınız ki halkının tamamına yakını müslüman bir ülkede yaşıyorsunuz ve inanmasanız da saygı duymak zorundasınız bizim de size saygı duymak zorunda olduğumuz gibi...saygılar

Tanya's dedi ki...

Hatice,

Sanırım yazıyı iyi okumadın, ben diyorum ki hiç birini seçmemekte bir hak olmalı, herkes dini eğitimini evladına kendi vermeli. Çocukları dinsiz yetiştirelim demiyorum ki ben, zorunlu seçmeli derslere karşıyım ben.

Zaten okullarda din dersi diye bir ders var, ona sesimiz çıkıyor mu? Yoo, hepimiz okuduk amma buna ilaveten ekstra zorunlu bir ders olmasa da olur, ben evladıma kendim öğretirim diyorum, inanca saygısızlık bu ise bir daha düşünelim derim.

Saygı bizden.

derbay dedi ki...

Evet Hatice Hanım, kimse din dersine birşey demiyor. Gerçi Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi olarak verilen derste de; işlenen müfredatın dersin adına uygun olması daha iyi olurdu. Mesela tüm dinlere eşit bir şekilde ağırlık verilebilir, çok tanrılı dinlerden tek tanrılı dinlere geçişi, dinin toplumdaki yeri ve önemi gibi konulara değinilebilirdi. Malesef değil. Ha bunun dışında bizim canımızı sıkan, "seçmeli ders" statüsüne, mevcutta verilen şeyin tekrar alınması. Yani peygamberin hayatının seçmeli ders olarak tekrar sunuluyor olması. Müfredatta olmayan, 'ekstra' yeni birşey koysana seçmeli ders olarak. Sanat tarihi koy, astronomi koy... Olmayan birşeyi sun...

..diyoruz. Yetiştirilmekte olan zihinlere, daha güncel, ve belki ileriki hayatına yön verebilecek, ona farklı şeyler katabilecek alternatifler sunulmalı.

Saygılar

Tanya's dedi ki...

Derbay,

Yorumun için çok teşekkürler, sanırım yanlış anlaşılıp dinsiz evlatlar yetiştirelim diyoruz gibi duruyoruz uzaktan, oysaki çok hassas bir konuda zorunluluk olmaması, evlatlara iyiyi doğruyu biz öğretelimi çok kolay yanlış anlayabiliyor insanlar.

Oysa bir sen ben kavgası olmamalı dinde, en azından bana öğretildiği kadarında.

derbay dedi ki...

Öyle istesek bile kimi ne derece ilgilendirir ki? Olaylara analitik bakamıyoruz bence... Ben 8-9 yaşlarımdayken "oruç tutucam yeaaağ" diye aileme kafa tutuyordum. Hoşuma gidiyordu.... Şimdi inanmıyorum, dinden arındım. Ama oğluma "din gereksizdir, şu yoktur, bu yoktur" diyemem. Böyle düşündüğüm halde bunu demeye "hakkım yok"! Sonuçta içinde bulunduğumuz toplumun kültürel değerlerini inşaa eden en önemli unsurlardan biri de dindir. Ama ben bu kafamla bile oğluma hem bir yaratıcıdan, hem de evrimden demokratik bir şekilde eşit ağırlıklı bahsedebiliyorken kimsenin çıkıp benim oğluma illa 'allah, peygamber, allah, peygamber' demeye hakkı yok.

Yapılmaya çalışılan şey hak ihlali gibi geliyor bana, alanıma tecavüz. Evime zorla süzülen ajan.

Tanya's dedi ki...

Derbay,

Dediğin gibi ateistiliğin bile bir inanç olarak kabul edildiği günümüzde, demoktarik yaşıyoruz nidaları arasındaki bu zorakilikleri istemiyoruz aslında.

Ama anlayana..

O eve süzülen ajanlar var ya..hak ihlali sana bana olmaz, sen birinin birşeyine laf edersen işyte o zaman ihlal var, sen de ben de zaten yok bi numara, ne olsa bize müstehak görüşü yaygın olduğundan.

özgür Turan dedi ki...

Din eğitimi kadar saçma ve gereksiz birşey olamaz bana göre de. Kim neye göre nasıl karar verebilir ki küçücük yaşta hangi dini seçeceğine. Dİn dersi koyacaklarına, inanç nedir ne değildir gibi temel felsefe ya da dinler tarihini basitçe öğretseler fena mı olur. Hoş dünya tarihi öğretmiyorlar din tarihi mi öğretecekler. Ufff çok can sıkıcı konular Tanyacım. Evde eğitim şart. Okul falan hikaye diyorum.
Bakın sizlere bir örnek; Geçenlerde caddede 23 Nisan kutlamalarındayız. Sahne kurmuşlar Barış Manço'nun adam olacak Çocuk programına benzer birşey yapıyorlardı. 5 yaşlarında bir kız çıktı sahneye. Ne şarkısı söylemek istersin? dedi sunucu çocuk. Kız çocucuğu durakladı önce bir sessizlik oldu. Sonra aynen şöyle dedi; Dua okumak isterim ben. Ve evet ihlas suresini okudu çocuk. Oradaki çoğu insanın kanı dondu ben de dahil. Yani küçücük pırıl pırıl bir beyin anlamını bile bilmeden Arapça dua okudu şarkı söylemesi gereken yaşta. Yani tablo bize görünenden de daha vahim gibi.
Uzun oldu ama ne kadar yazsam az yani bu konuda.

Fatma dedi ki...

Şaka gibisiniz vallahi, beş yaşındaki çocuğun pırıl pırıl zihni İhlas suresiyle kirlenmiş mi oluyor? Hem de şarkı söylemesi gereken yaşta!! Yaşla ilgili böyle gereklilikler olduğunu da bilmiyordum, iyi oldu. Ben de dindar bir ailede, pırıl pırıl zihnim beş yaşındayken dualarla dolu olarak büyüdüm fakat ailem baskı yerine sevgiyle bunları öğrettiğinden ve herhangi bir kısıtlama getirmediğinden, aynı zamanda en sevdiğim şarkıcılar olan Zeki Müren, Sezen Aksu ve Emel sayın şarkılarını da ezberden söylüyordum hatta babam mikrofon bile almıştı:) Sonra da hiç kısıtlanmadım, kız-erkek arkadaşlarımla görüştüm, ilk yurtdışı seyahatime kendi başıma çıktım, çok iyi okullara sınavla girerek okudum ve son derece dindar olan ailem özellikle babam hep destek oldu bana. Diyeceğim o ki, lütfen kafanızdaki kalıpların biraz dışına çıkın artık. İhlas suresiyle kimsenin zihni kirlenmez, kaldı ki bu, o çocuğun sadece dua okuduğu anlamına da gelmez.
Malesef benim çevremdeki bazı dindar insanlarda da sizdeki dar bakış açısı mevcut. Makyajlı, mini etekli biri gördüğünde hemen hakkında bir hükme varmak veya alkol alan birini yargılamak gibi. Onların yaptığının aynısını farklı bir tarafta durarak siz yapıyorsunuz, beş yaşındaki çocuğun ihlas suresi veya aldığı abdest veya bir kadının giydiği çarşaf üzerinden. Bu anlamda, yobazlık çift taraflı diye düşünüyorum ben. Bana baktığınızda da muhtemelen (çok sık karşılaştığım için söyleyebiliyorum bunu) "vah vah bu yaşta kendine yazık edip tesettüre girmiş, muhtemelen aile baskısı yaşamış" biri göreceksiniz, gerçekle hiç ilgisi olmadığı halde. Neyse, konudan saptım fakat söylemek istediğim şu, lütfen at gözlüklerinizi atın, etiketlenmemek isterken etiketlemekten vazgeçin ve kendinize beklediğiniz saygıyı başkasına da göstermeyi öğrenin.
Fatma

Tanya's dedi ki...

Özgürcüm,

Hepimiz evimizde anamızdan babamızdan öğrendik neye inanacağımızı, inanmayacağımızı, ben de din meselelerinin aile içinde olmasına inananlardanım.

Ama maalesef geçirdiğimiz şu günlerde herşeyin gösteriye de dönüştürüldüğünü düşünürsek, 5 yaşındaki bir çocuğa ihlas süresi okutulması çok acaip gelmiyor artık bana. Zaten 9 yaşından itibaren dilerse ailesi başını örtüp inançları gereği evlendirip okuldan da alabilir ve evde eğitim ! adı altında everip gidebilir.

Biz burda cocuktan gelin olmaz diye kendimizi hırpalarken birilerinin tek amacı bu olabilir.

O yüzden biz cocuklarımızı bildiğimiz gibi yetiştirelim, dileyende dilediği gibi yetiştirsin, yapacak hiçbirşey yok.

Tanya's dedi ki...

Fatma,

Biz ve siz olmak en kötüsü zaten, eskiden inanan islami gereklere göre yaşar, bir kısım inanmayan dilediğince yaşar ve bu sorun olmazdı, bugünse sorun olan dinin birşeylere alet ediliyor olması ve bunun ta eğitime kadar indirgenmesi oldu.

Sen şanslısın, dindar bir ailede daha modern bir bakış açısı ile büyümüşsün, en iyiokullarda okumuş, yurtdışlarına gitmişsin, ama senin kadar şanslı, ailesinden destek görmeyen o kadar çok evlat var ki.

Uzun lafın kısası, herkes kendi inandığına kendi dilediği gibi yaşasın, ama beyinler de yıkanmasın. Mesela ben zaten din dersi alacak olan cocuğuma bir de Kuran'ı kerim dersi verilmesini istemiyorum ama bunu seçebileceğim bir kutucukta çok görülmesin.

Sen nasl dindar bir ailede yaşamaktan hoşnutsan bizlerde fazla dindar olmayan ailelerle yetişmekten bir o kadar memnunuz. Ve bir şekilde aynı toplumda yaşamamız gerek.

Sevgiler,

Özgür Turan dedi ki...

Fatma,
benim yorumumda çocuk İhlas suresi ile kirletilmiş gibi bir cümle var mı? Yazıyla yanlış ifade etmiş olabilirim ama dua okumasın da değilim ben. Okusun ama Arapça değil. Yaradana şükretsin ama Türkçe kendi dilinde, farkında olarak, neden neye dua ettiğini bilerek. Neden hemen saldıraya geçiyorsunuz böyle anlamak mümkün değil? İşin içine o yaşta Arapça girince farklı şeyler geliyor insanın aklına bu ülkede ve ne yazık ki at gözlüğü değil bu basbayağı şeffaf gayet açık bir gözle görünen birşey. Kaldı ki öyle bir ortamda bir çocuğun aklına sadece dua okumak geliyorsa vay halimize. Çok üzgünüm.

ÇokBilmiş dedi ki...

Bence zaten 9 yaşında bir çocuğu Kuran'ı Kerim bilgisi ve Hz. Muhammed'in hayatı konusunda yazılı yapıp karne notu vererek ateist bir nesil yetiştirme girişimine iktidar kendisi başladı :)

Bir Zaytung haberi vardı çok hak verdiğim: "Türkiye Ateistler Birliği, Kuran-ı Kerim'in okullarda erken yaşlarda okutulmasının olumlu bir gelişme olacağını bildirdi..."

http://www.zaytung.com/sondakikadetay.asp?newsid=170861

Dinden soğutmak için bundan daha etkili bir yöntem düşünemiyorum ben.

Tanya's dedi ki...

Çokbilmiş;

Vallahi doğru tespit, yanlış hesap Bağdat'tan döner, çocuklar ateist olunca biz naptık derler belki:))

Zaytung candır zaten:)

Fatma dedi ki...

Ah, söyleyecek çok şey var ama malesef ortak bir noktada buluşamayacağız gibi duruyor. Öncelikle, eskiden hiç de öyle inananın dininin gereklerini yerine getirip, inanmayanın da özgürce yaşadığı bir pembe tablo yoktu. Ne kadar eskiden bahsettiğimize bağlı olarak bu tablo siyaha doğru gidiyor hatta ama yine genelleme yapmayıp kendim ve çevremdekiler adına konuşacak olursam, biz inancımızın gereği olan başörtümüzü fakülte kapılarında çıkarıp içeriye girmek ve kampüs içerisinde bile yani kantinde bile bu muameleye katlanmak zorunda bırakıldık, o zaman bu uygulamaya destek verenlerden bir kısmı "pijamayla askere gidilmezse, başörtüsüyle de üniversiteye girilmez canımm" diyorlardı. Bazı hocalarımız vardı ki sabah vizitlerinde sırf başörtülü olduğu için bazı hastaları önce sudan sebeplerle azarlar, doz ayarlamasını asistanlara bırakır (ki bunu asla asistanlar yapamaz anlamında söylemiyorum), odadan çıkınca da bize çağdaş cumhuriyet kadının nasıl olmaması gerektiğine dair nutuk atarlardı, sınavlarda etek boyun, varsa peruğun ve bazen de boğazlı kazağın etiketlenmen ve notunun azalması için yeterli olurdu. Bunları ancak yaşayan bilebilir. Cuma namazına gitmek, oruç tutmak, namusuyla bu vatana hizmet eden askerler için işten atılma sebebi olabiliyordu vs vs. Bunların da yine konumuzla ilgisi yok belki ama eskiden durum asla sizin anlattığınız gibi değildi.
Özgür Turan, benim görüşüm, herkesin başkasının sınırlarını ihlal etmediği sürece istediğini yapmakta ve inanmakta özgür olduğu ve saygı duymak zorunda olduğumuzdur, o nedenle duayı Arapça okumasından rahatsız olmam isterse İsveççe de okuyabilir.Neden, neye dua ettiğini bilmediğini nereden çıkarıyorsunuz ki? Gidip sordunuz mu? Yani bunu tartışmak bile bana saçma geliyor esasında. Kirlenmek kısmı benden çıkmış evet, pırıl pırıl zihinle, vahim bir tablo ifadesini yanyana görünce sanırım serbest çağrışım olmuş, kirlenme algısına kapılmışım.
Neyse, okul konusuna vakıf değilim fakat seçmeli dersten anladığım isteyenin seçtiği, istemeyeninse seçmediği derstir, burada bir zorunluluk göremiyorum. Seçmeli Kur'an dersinin varlığına itiraz etmek yerine, başka seçmeli dersler de eklenmesi için çabalamak daha mantıklı olabilir sizin açınızdan.
Fatma

Özgür Turan dedi ki...

Fatma,
temelinde görüşümüz aynı aslında. başörtüsü, oruç ve cuma namazı konusunda yazdıklarında da haklısın ama bunlar malesef çirkin siyasi oyunlardan ibaret. ve bu saydıklarının çok benzerleri de sanatçılar, gazeteciler ve yazarlar için de geçerli. Çok yakınen yaşadık bizler de ve aynı hislerle inan.
Arapça dua konusunda ise çocuk olduğu için bu tepkim. O yaşta bir çocuğun Arapça dua okumaması gerektiği konusunda malesef anlaşamayacağız. Yoksa isteyen istediği dilde okuyabilir tabii. Nasıl kendini Tanrı ile bir hissederse öyle okur. Fakat ben çocukların din konusunda özellikle özgür bırakılmasından yanayım. Su kendi yolunu buluyor ne de olsa. Bunlar son sözlerimdir bu posta. Katkıda bulunan herkese sevgiler:) bir sonuca varamadık ama yine de tartışmak güzel.

Hatice dedi ki...

evet bence de herkes istediği gibi inancına göre yaşasın tabi...ama yıllardır bu özgürlüğünü kullanamayan bir kesime haklarının geri verilmeye çalışılması malesef din siyasete alet oluyor yaygarasının kopmasına neden oluyor...özgürlükten bahsediyorsanız eğer o zaman bazı haklar gaspedilirken nerelerdeydiniz sorarım size..yıllardır din adına da başka şeyler adına da çok yanlışlar yapıldı,ben o yüzden din dersinin zorunlu olmasından ve okullarda çocukların bu dersi uzmanından almasından taraftarım Tanya hanım bu iş kesinlikle aileye bırakılmamalı...şimdi arapça duaya karşı çıkan arkadaşımız acaba o yaşta bir çocuğun operayı yabancı dilde dinlemesinden rahatsız oluyor mu acaba merak ettim hani olmaz operayı da klasik müziği de türkçe dinlesin anladığı dilden derse bu arapçaya karşı çıkışını da anlarım o zaman...Tanya hanım sizin de bir konuda içiniz rahat olsun öğrendiğim kadarıyla müslüman olmayan bir çocuğun kuranı kerim dersi alma zorunluluğu yokmuş...sevgilerle...

Tanya's dedi ki...

Hatice,

Bende o yaygarayı koparanlardanım, zira bizi düşünen kalmadı memlekette, menfaatlerine uygun kararlar çıkıyor, biraz fazla kendi menfaatleri ön planda sanki. Gasp edilen hakların fazlasıyla iade edildiği görüşündeyim. İnançlı kesim tüm inançlarını dilediğince yapabiliyor, ibadetlerini yerine getirebiliyor, bence eskiden de getirebiliyorlardı ya neyse, sadece türbanla okula girememişlerdi zamanında. Ki bu konuya şu anda girmek delilik olur:)

Neyse efenim, ben din işinin kurumsallaşmaması gerektiğini düşünüyorum, herkes inancına göre yaşamalı ve evladını da ona göre yetiştirebilmeli, zorla ittire kaktıra Kuranı Kerim öğretilmez, gercekten isteyen öğrenir, istemeyen öğrenmez.

Bugünün şartlarında ise hepimizin evladı zorla öğrenecek gibi duruyor.

Kaldı ki benim çocuğum da bu ekibe dahil.

Sevgiler bizden de:)

Nilay Avsar dedi ki...

Ben üniversiteden 88 yılında mezun oldum.İkinci sınıftayken İzmir Dokuzeylül Üniversitesi İ.İ.B.Fakültesinde bir kız öğrenci okula askılı bir elbise ile geldi diye (ki İzmir'in sıcağını bilen bilir) okulun kapısında görevli polisten dayak yedi.Yaşı genç olan arkadaşlar basın arşivlerini tararlarsa rastlayacaklardır.Bu ülkede başörtüsüyle okula girememiş öğrenciler vardı.Demokrat her öğrenci ve her insan destek oldular bu hazin duruma.Başörtüsü ile okumak isteyen öğrencilere öyle destek olduk ki bugün hale gelinen durumda bizde "bazılarının ekmeğine yağ sürmekle" etiketlendik.Ama inanç özgürlüğne inanmak bunu gerektirir bunda yanlış bir şey yok.Ancak bu ülkede hiçbir polis hiçbir görevli başörtüsüyle okula geldi diye öğrenci dövmedi.O günlerde hiçbir başörtülü öğrenci ve onların eylemlerine destek veren erkek öğrenci de dayak yiyen öğrenci için yapılan oturma eylemlerine katılmadı,destek vermedi?!
Kürtaj için toplanan kadınların ne şekilde toplanarak götürüldüğünü izledik.Hoş bir süre sonra bu tür baskıları izleyebilecekmiyiz bilemem.Ama şeriatta "ibreti alemlik " diye bir şey var belki seyrettiriliriz ki caydırıcı olsun.Dikkat edin dinde demiyorum.Şeriatta diyorum.Bu ülkede hükümetler ilk defa yapmıyor olsalarda ilk kez bu kadar açık açık fikrinizi söylemeyin yazmayın çizmeyin inandığınız doğrular etrafında örgütlenmeyin diyor.İnsanlar evlerinden bir bir alınıyor.
Senin saçını örtme isteğin kendi bedenin ile ilgili bir tasarrufun neden benim bedenim üzerindeki tasarrufumdan önemli.Senin bedenin ile ilgili kamusal alanlar için yapılmış yasalar bir bir kaldırılırken neden benim bedenimle ilgili en mahrem en kişisel kararlar seçmediğim hükümetlerce yasal düzenleme altına alınıyor.Neden senin ülkenin seni engelleyen yasalarını
Avrupa İnsan Hakları mahkemelerine şikayet etme hakkın ve her cuma toplanıp protesto etme hakkın var da neden benim toplanıp hükümete istemediğim bir yasayı çıkarmasın diye sesimi duyurma hakkım yok?!...Neden senin dinini öğrenme hakkın var da benim bu konuda fikrimi bile beyan edebilme hakkım yok?!...
Demek bu iş ailede olmaz öyle mi?İşin uzmanlarınca öğretilmeli öyle mi?Hem de sorgulama yapılamayacak bir yaşta.İyi ile kötüyü ayırd edemeyecek bir yaşta.Dinen çocuklar "sabi" sayılmaktadır.Ama tabii siz bu güzel dini bir başka yorumluyorsunuz.Siz mi dinimizi tarafsız ve belli bir amaca hizmet etmeden öğreteceksiniz?

Tanya çok özür dilerim blogunu bu şekilde meşgul ettiğim için.

Ama son olarak müstehzi bir biçimde ötekileştirerek seni ya da bu ülke vatandaşı olupta dini farklı olanları sözde rahatlatma çabası "içiniz rahat olsun" deyişindeki samimiyetsizlik beni son derece rahatsız etti Hatice Hanımın.
Bu ülkede çok çok yanlışlıklar yapılırken siz nerelerdeydiniz acaba Hatice Hanım?Hem de hepimizi aynı derece de ilgilendiren veya gelecekte ilgilendirecek olan geleceklerimizi ambargo altına alan kararlar ve uygulamalarda nerelerdeydiniz?Farkında olupta sesini duyurmaya çalışanlara zalimlik yapıldığında nerelerdeydiniz?Kendi sesiniz yüzünden sanırım başkalarını duyamıyordunuz.Ya da çoook uzaklarda yurt dışı seyahatlerindeydiniz galiba?!

"Faşizm kötü adamların aniden gelip iyi adamların ağzını burnunu kırması değildir.Faşizm, insanlığın insanlıktan ağır ağır sıyrılarak çıkmasıdır.Çağımızın en büyük ilüzyonistidir; kötülüğü iyilik gibi gösterme becerisine sahiptir ve zaferi insanın hamurunu değiştirebilmesindeki becerisindedir.Rıza üreten ve zulmü katlanılabilir hale getiren meşrulaştırma mekanizması çoğunluğun kafasına yerleştirildiğinde başlar oyun."(E.Temelkuran)
Belki de tam bu noktada biter oyun.
Bizim de söyliyceklerimiz var, Biz de varız bunu unutmayın.
Sevgi ve saygılarımla.

Burcu dedi ki...

şimdi geçmişe dönük okurken o gün 1 mayıs da galata köprüsünde görmüştüm Ersin abi yi ama seslenmedim geç farkettim biz eminönüne yürüyor o karaköye :) unutmamak adına paylaşayım dedim Tanyam sevgiler öpüldün :)

Tanya's dedi ki...

Sevgili Nilay,

Harika! Uzun zaman yanıt vermedim. SOn yorum kalsın diye.

Bizde varız elbette!

Tanya's dedi ki...

Burcu,

Aaa aşkolsun, bir balık ekmek yerdiniz:)