Çarşamba, Aralık 21, 2011

Etkinlik etkinlik etkinlik..

Şöyle bir okudum blogları, postları, facebookta paylaşılanları, her yer etkinlik, etkinlik, etkinlik..yok yumurtadan ibik yapalım, olmadı, kağıttan kuş çıkaralım, o da mı olmadı ananenin çoraplarından top yapalım.

Acaba çok mu şart bu etkinlikler? Ben çocuğumu mecbur kalmadıkça alışveriş merkezlerine dahi götürmez, onun yerine sahilde parka, adada yürüyüşe, sonbaharda yaprak fırlatmaya, üstünde hışırdamaya ormana götürürken çok acaip geliyor böylesi suni ortamlarda, aslında çocuğun ilgisini çeken değil de annenin evladım için birşeyler yaptım egosunu şişiseren etkinlikler, güncel adı ile faaliyetler.

Ben annemle ve babamla ormanda yürüdüm, mantar topladım, sevgiyle geçirdim tüm zamanlarımı, ama hatırlamam bir faaliyet, patates baskısı veya yılbaşı kukisini beraber yapmaktan öte.

Şu anda çocuğumuza da onu yapıyoruz, elbette okula alışması için bir oyun atölyesine koyduk, haftada bir gün bir saat, ama öyle ibik falan yapmıyorlar, 5 çocuk, hamur yapıp, yaprak hışırdatıyorlar. Haftasonları o faaliyet senin bu faaliyet benim gezmiyoruz biz anlayacağınız, ararsanız ya sahilde yada parkta, elimizde sevgili ile kahvelerimiz, oğlanın da topu veya ittirme şeysi günlerimizi gün ediyoruz.


Bir yağmurlu günde yağmurda zıplamaya gitmeden hemen önce.

24 yorum:

figoltx dedi ki...

Yerim ben onu :-)... Bence de en iyisini yapıyorsunuz...

uygarimizlahayat dedi ki...

Çok şeker yaaaaa:)))

Haydins dedi ki...

güzel surat :)

Tanya's dedi ki...

Figencim,

Sizin ormanlara getirmek en büyük hayalimiz:))

Tanya's dedi ki...

Uygarımızla hayat:))

Teşekkür ederiz:)

Tanya's dedi ki...

Serpilcim,

Hadi bakalım senin güzel surata da az kaldı:)

defneyleyasamak dedi ki...

Biz ise o faaliyetlere bayılıyoruz. Bir kitap okuma atölyesine gidip yaşıtı bir sürü çocukla bir kitabı dinlemesi ve akabinde bununla iligli sohbet etmeleri gibi. Ya da kendi gibi bir sürü çocukla paylaşımının olduğu bir ortamda çoraptan ibik yapmak evde seninle yaptığın ibikten daha eğlenceli ve unutulmaz bir faaliyete dönebiliyor bir cüce için. Demek istediğini anlıyorum. Mesele faaliyet adı altında oradan oraya sürüklemek şeklinde süregelen bir haftasonu faaliyet hırgürü ama inan bana LEo şu an küçük olduğundan sana tuhaf gelebilen bir çok şey , kendisi biraz daha yaş aldığında daha az gelebilecek ve senin anarşist anne yanın biraz daha belki törpülenebilecek. Bunun adı belki kitap okuma ya da ahşap kukla boyama ya da dinazor kemikleri arama etkinliği değil de, kendi yaptığı oyuncaklardan kendi çigi filmini çekme etkinliği olacak yaş 7 olduğunda. Leo için zaman ormanda yapraklarda zıplama günü bugün. Yarın olduğunda yetemeyebiliyor bazen Tanyacım. Öperim o yağmur sıpasını.

el*ff dedi ki...

Çok tatlı çok minik sevimli surat,benim henüz karnımda 24 haftalık olan miniklerde umarım bu kadar mutlu olup güzel gülerler...Umarım o gülüşü sağlayabiliriz...
Öperim sevimli böceği:))

Özgür TUran dedi ki...

Tanyacım, biz yeri patates baskısı yaparız yeri gelir sahile ineriz, yeri gelir ormana gider kozalak toplarız. Hepsinin yeri ayrı. ve evet ahşap boyamaya da, dinazor kazısına da gittik ve daha birçok şeye. AMa ille de bir etkinlik yaratalım şeklinde yapmayız bunları hiç. Ya karşımıza çıkar ya da canımız ister de yaparız. Çocukla geçirilen her an değerli aslında kalıplara sokmaya gerek yok. Ama bak senin sinir olduğun bütün aktiviteler çocukların anneyle birebir vakit geçirebildiği ve onları tv + bilgisayardan uzak tutan şeyler. Ben örneğin oyun oynamaktan aşırı sıkılırdım öyle bıdıbıdı barbielerle falan şimdi ona da alıştım. kısa süreli de olsa oynuyorum zaman zaman. Yani çocuk seni yönlendiriyor zaten ama biraz esnek olmak gerek diye düşüyorum.
SEni de o güzel suratı da öperim.

mermaid dedi ki...

Bana en komik gelen en basit seyin, ben super anne dahi oğlumla aktivite yaptım diye sunulması; bugun kaptan kaba şu aktarımı oynadık falan. Her gün kuvette yaptıkları türden bsy :) ve tabi daha büyük çocukların tek bir normal gunu olmaması aktiviteden aktiviteye koşması :)

Tanya's dedi ki...

Tuğbacım,

İçimdeki anarşiste söylerim ben bu doğurmadan önce bak başına neler gelecek tadında yorumunu:))

Benim kastım çocuğu yüzmeye/baleye/atletizme götürmek değil, elbette cocuğun gelişimi için bazı disiplinler, çocuğun gönlünce seçilecek ve yapılacak,senin dediğin yaşıtları ile vakit geçirme ihtiyacına da katılıyorum, ve bunun için yuva/anaokulu/okul gibi kurumların yeterli olduğunu düşünüyorum. O yüzdendir ki haftasonları cocuğu da peşime takıp ibik kursuna gitmek bana şimdilik çok uzak geliyor, onun yerine tüm hafta göremediği ailesiyle birlikte keyif alacağı şeyleri yapmayı tercih ediyorum hala.

Öperim güzel yanaklarından:)

Tanya's dedi ki...

El*ff,

Bence çocuğa ne verirsen onu aynen geri alıyorsun, 20 aylık tecrübem bunu söylüyor, o yüzden dert etme:)) Senin miniklerde çok eğlenecekler.

Tanya's dedi ki...

Özgürcüm;

Aslında ben bu faaliyetlere sinir olmuyorum, sadece tercih etmiyorum, zaten kısıtlı olan zamanımı bu işlerle harcamak yerine Leo'nun bizlerle vakit geçirmekten keyif almayı öğrenmesini sağlamaya çalışıyoruz. İşte o yüzden tüm annelerin yarışırcasına çocuklarını çekeledikleri etkinlikler bize bir acaip geliyor, yoksa götürene de bir lafım yok. Herkes kendi çocuğunu dilediğince büyütebilir, değil mi ama:))

Öperim kocaman.

Tanya's dedi ki...

Mermaid,

Bence en önemlisi sevgi ve sabır, onları gösterebiliyorsan çocuğa zaten seninle vakit geçirmekten memnun oluyorlar, gerisi hikaye. İster küvette oyna, ister halının üzerinde, yeter ki onlarla vakit geçirelim. Varsın züpper anne olmayalım:))

Anonymous dedi ki...

Merhaba Tanya

Çok güzel bir site var:

http://istanbulforkids.com/

Belki seveceğiniz birşeyler bulabilirsiniz.

Sevgiler
Emel

Tanya's dedi ki...

Emel,

Link için teşekkür ederim, ben en çok İstanbul'da bir gün kısmını sevdim:)))

Anonymous dedi ki...

Tanya,

Haklısın,keyifle gezin:-)

Yeni yılın sizlere sağlık, mutluluk ve huzur getirmesini dilerim.Kahkahanız, neşeniz hep daim olsun.

Sevgiler
Emel

Tanya's dedi ki...

Emel,

Çok teşekkürler.

yeni yıl hepimiz için şahane olsun e mi?

Sevgiler,

ÇokBilmiş dedi ki...

Benim kız 28 aylık. Evde televizyon açmıyorum ve faaliyet de yapmıyorum. Özellikle yapmıyorum. Bana "Anne ne oynasak acaba?" diyor, ben de boş boş suratına bakıyorum :) Sonra kendisi yapacak bir şeyler buluyor mutlaka.

Bazen benim canım sıkılıyor, çoraptan kardan adam filan yapıyorum. Ama neticede ben yapıyorum, kızım bozuyor :))) Belki benim ellerimle bir şeyler yarattığımı görmek hoşuna gidiyordur diye düşünüyorum. Ayrıca kendi can sıkıntımı gideriyorum böylece.

Tuba Ergün dedi ki...

Tanya sana tamamen katılıyorum. yani bu biraz tercih meselesi muhakkak. ama ben haftanın 6 günü çalışan bir anne olarak pazar günü çocuğumu etkinliklere filan götürmüyorum. birlikte geziyoruz. yemek yiyoruz vs. kızım Defne şu an 5 yaşında ve inan bana haftanın 5 günü okulda aktiviteye o kadar doyuyor ki haftasonu dışarı bile çıkmak istemiyor. bizimle evde vakit geçirmek ona çok daha cazip geliyor. tabi bize de. ordan oraya koşturulan haftasonlarını sevmiyorum. haftasonu ailemle evde olmayı seviyorum :-)

Tanya's dedi ki...

Çok bilmiş,

Kendi kendine oyunlar üretmesini teşvik etmek çok daha yaratıcı bence de:)))

Yahu yap kardanadam..bende yapıyorum arada acaip şeyler, bozmaya bayılıyorlar.

TV ise biz günde iki kez 15er dakika izlemesine artık izin veriyoruz, yaklaşık 7-8 dakika izleyebiliyor zaten. Ama hiç izletmemekte olabilirmişi hani:)))

Tanya's dedi ki...

Tuba,

Hah işte 5 yaşında ve harika bir çocuk o zaman..benim de hedefim bu aslında, aile ile geçirilen vakitlerden keyif alması, bak şimdi yorumun içimi rahatlattı:)))

Sevgiler kocaman.

ÇAĞAN dedi ki...

Sevgili Tanya,

Çocuklarımız ortalama 7 yaşına gelene kadar hayali arkadaşları oluyormuş, oynarlerken bu yüzden kendi kendilerine konuşurlarmış. Kapitalist düzene paralel olarak kreş yaşının bir hayli düştüğüi her yerin kreş dolu olması hatta yeni simlerle çocuklar için yerler açılması malum. Şu zamanda haftanın 5-6 günü kreşlerde aktivite denizinde boğulan, günün neredeyse 10 saatini başka insanlarla (yaşıtı/bakıcısı fark etmez) geçiren çocukların tatil denilen 1-2 günde kesinlikle ailesi ile olması bence de en güzeli. PArka gidilir, sinemaya gidilir, evde boş boş ev keyfi yapılır tercihlere bağlıdır. Ama en güzel paylaşımların aile denen o çekirdek yapı ile yaşandığını kabul etmek lazım. Çocuklar ergenlik dönemlerine kadar bizimler. Bu yaştan sonra arkadaş-üniversite ve meslek hayatı giriyor ki, siz çocuğunuzu kanadınız altında tutamazsınız. O yüzden bu kısacık anın tadının doyula doyula çekirdek yapı bozulmadan yaşanması en güzeli. Bir kez kreşin pedagogu dedi ki, "Bırakın çocuğunuz evde sıkılsın, bişey yapmak, öğrenmek zorunda değil bu kadar küçük bireyler, çocuk olmanın tadına varsın" Çocuklarına sürekli bişey yapmak, yeni bişey tadmak gibi bir misyon yüklemeyin. Sıkılsın ki, o kendi merak buyursun, kendine yollar seçsin, çizsin. Siz herşeyi sunarsanız bizim çocuklarımız ne için çabalayacaklar. Bence de çocuk sıkılmalı. sıkıntıdan patlamalı. Bizden önceki neslin çocukları gibi gerekirse bir kağıttan uçak yapıp kendini mutlu edebilmeli. Mutlaka yaşadığı çağın parçası oluyor insan ama abartmaya başladık sanki her birimiz anneliği/babalığı. Bir gün parkta 2-3 yaşlarında iki çocuk oynarken biri kaydırakta önundekine çarptı/ittirdi pek fark edemedim. Ve bir anne gelip çarpan çocuğu uyardı. Yuh dedim yaa yuh. Ufak bir park çarpması/itmesi. Ama bu noktaya geldi bir sürü ebeveyn maalesef.

Tanya's dedi ki...

Cağan,

Bende aynı fikirdeyim, onları boğmak yerine sevgiyle öğretebilir, birlikte vakit gecirerek anlatabiliriz.

En önemlisi sevgi..herşey sevgiyle olabilir.

Bizimki de itişip kakışıyor, hiç ilgilenmiyorum, sonsuza dek yanında olamayacağım ki.

Sevgiler,