Salı, Haziran 26, 2012

Saç meselesi

Derler ki kadınların ruh halini saçlarından anlayabilirsiniz. Ben saçlarımı çok sık değiştiririm ama bu hayatta inişler çıkışlar yaşadığımdan değil gibime geliyor. Seviyorum sıkca renk değiştirmeyi, kısa saçı, deli saçı.

Gel gör ki bu aralar biraz uzatasım var, çok değil, azıcık, omuzlarıma bile dökülmesin yine de şöyle savurduğumda gidecek bir saçım olsun istiyorum. Hani böyle rüzgarda efildesin birazcık, ama yüzümü gözümü kapatacak kadar da değil.

Şu anda en büyük derdim gidip uzayan saçlarımı biraz toparlatıp istediğim midele bir adım yaklaşmak, kısa saç için en şahane kim keseri twitterda bile sordu, yanıtımı buldum, şimdi tek mesele gidip kestirmek, biraz toparlatmak. 

Şöyle bir baktımda son 15 yıldır saçlarım hep aynı, boyatma süresine vabeste küçük değişiklikler var ama özde aynı..ee sıkıldım galiba!

 Evlenirken.
 Doğururken
 Atina'da bir resepsiyonda
 Çinde
Ofiste, saçlar henüz açılışken ki en fecisi budur hahahyt, iki haftaya toplar kendini.

Bunu da kişisel tarihime yazdım ki bu sefer vazgecmeyeyim. az da olsa uzatabileyim diye.

Pazartesi, Haziran 18, 2012

Yangın Var!

Dün öğleden sonra Heybeliada'da yangın çıktı, yaklaşık 2 saat boyunca söndürülemedi. Yüzlerce ağaç yandı kavruldu, can veren calının haddi hesabı yok.

Sebebi belirlenemedi deniyor, ben belirledim. Mangal!

Mangalı kapan geliyor adalara, en yeşil en şahane yerlere kurulup sıcağın, alkolün ve sevişmenin baş dönmesiyle mangalı unutuveriyor. E be densiz madem bilmezsin mangalı, neden getirirsin yemyeşil adalarımıza, e madem getirdin, neden dikkat etmezsin.

Çiğerlerimizden biri daha yok oldu, değdi mi acaba bu mangal sevdasınıza? Hıı değdi mi? Feci asabiyim dünden beri.


Perşembe, Haziran 14, 2012

Leomio ve Uykusuz Anneler

Leomio.com ve Uykusuz Anneler iş birliği yaptı, Batti güven oyuncağı hediye ediyoruz.

Hadi bakalım pamuk parmaklar klavyeye. Yorum yazacaklar şuraya.

Merak edenlere Batti nedir diye, fotoğraf yukarıda, bir Kayrada ürünü.

Pazartesi, Haziran 11, 2012

Dog and the City

Bu haftasonu Bebek Senliginde taniyip bayildigim Dog and the City, sevgili Serra'nin kendi dort ayakli evlatlari icin baslayan seruveninin meyvesi. Serra hayvan dostlarimiz icin akillara zarar harikalikta urunleri biz hayvanseverlerin emrine amade etmis, aman neler neler, zeka gelistiren mama kaplari, tasarim harikasi su kaplari, organik sampuanlar, birbirinden şık kiyafetler, kapi girişinde pati temizlemek icin paspaslar,saymakla bitmez. Merak edenler şuraya bir tik.

Birkaçta fotoğraf çektim.

 Köpekler için giysiler, rengarenk cıvıl cıvıl.
 Benim çok beğendiğim mama ve su kapları, çok şık değil de ne?
 Çok hızlı mama tüketen köpekler için mama kabı, yemeyi yavaşlatıyor ve zekayı geliştiriyor.

 Zeka geliştiren mama kabı, beyz kemikler kilit gibi, patisiyle onu cıkarıp üstteki büyük kemiği döndüren köpek mamalara ulaşıyor.
Aman yarabbim işte bu, her bir minik kemik bir pati darbesiyle çıktığında kutucukları pati ile döndüren sevimli dostlar hem mamaya ulaşıyor, hem de zeka geliştiriyor.

Beni okuyanlar hatırlayacaklardır. Benim ilk evladım dünya şahanesi bir Boxerdı. Sevgili Bono dünyadaki hayatını bizimle geçirmeye karar vermiş ve gelmiş bizi bulmuş. Belki de benim çocuk sahibi olmama karar verdiren şahane bir dosttu. Gittiğinde dünyam kararmıştı, dün düşündümde Bono bizimleyken kemik resimli bir mama kabı bulduğumda havalara zıplardıım, o zamanlar acaip şeyler yoktu, zeka oyunu, yavaş yediren mama kapları, kapı önü paspasları.

Şu sıralar sık sık düşündüğüm şey Leo'ya bir kardeş. Dört ayaklısından, en mertinden, en sadığından..düşünüyorum düşünüyorum.

E bu kadar lafın üzerine bir de Bono fotoğrafı. Yaşlı bir adamla aşk yaşamak isimli çalışmamdan.

Çarşamba, Mayıs 30, 2012

Delivery is free if it happens in half an hour!

Bu aralar parmaklarım klavyeye gitmiyor hiç. Ne yazsam iç sıkıcı olacak, ne desem boş.

Daha eğitim sistemindeki reformu kabullenemişken birde kadın bedeni üzerinden siyaset yapma geldi hayatımıza.

Eğitim sistemi demişken, hala imzalamadıysanız şurada şöyle bir imza kampanyası var, biraz sesimiz çıksın bakalım, hoş meclisten geçti, bitti gitti geçmiş olsun ya.

Şimdi efenim kürtaj yasaklanacakmış, sanane kardeşim, beden benim kuku benim, ister doğrurum ister doğurmam, hem belki benim bedensel sıkıntılarım var doğuramayacağım o bebeği, belki geleceğinden endişlendim ve bir anda vazgeçirverdim olamaz mı? Olur bal gibi de olur.

Her ne kadar normal doğum taraftarı olsam da sezaryen bazı durumlarda şart olabiliyor, ona yasak buna yasak. Kadının bedeni kendine aittir, devlete veya bir erkeğe değil, en iyi kararı da her zaman kendi ve verir, zorbalıkla, herşeyi yasaklamakla olan sadece bu topraklar üzerinde yaşayanları birbirine düşürmektir.

Birde  bir zahmet doğum kontrol haplarını da SGK veriversin o zaman. Birde ebelik müessesi kardeşim, ebe olmadan ben nasıl normal doğurayım...aaaa....

Ha şundan da eminim, kürtaj yasası da meclisten geçecek, sezaryene yasaklar da gelecek, ve biz her zamanki alık ifademizle izliyor olacağız.

Hadi bana eyvallah!

Çarşamba, Mayıs 23, 2012

Mahalle baskısı

Bizim oğlan iki yaşına gelene dek sadece gak guk diyerek geçiştiriyordu olayları, eyvah hiç konuşmayacak diye düşünürken eş dost çocuklarını görüp, bir anda onca zaman kayıt altına aldıklarını çıkarıverdi hafızasının tazecik raflarından.

Dün çok sevdiğim bir twitter dostu sordu, yahu benimki konuşmuyor, yakın birileri de aa olmaz böyle demiş, elbette anne olarak insan bazen takılabiliyor bu tür şeylere, hatta anneyi gerer böyle bir laf. Ama biz milletçe nedense yeni doğurmuş kadına eziyet etmeyi severiz, baskı altına almaya bayılırız, mümkünse hiç destek olmayalım, o da depresyondan bunalıma sürüklensin isteriz. Böyle de acaip bir milletiz.

Neyse efem, çocuk dediğin konuşur, 2sinde konuşmaz da 3üçünde konuşur, ben herşeyi geç yapması taraftarı oldum, 17 aylıktı yürüdü, umursamadım bile, ne kadar geç kalkarsa ayağa o kadar emin adım atardı, o kadar dengeli yürürdü, ne kadar geç konuşsa o kadar çok hafızaya depolardı.

Erken yaptığı tek şey "anne çiş kaka" demek oldu, buna da şükür.

Ve yukarıdaki video sevgili twitter dostuma geliyor. Çitabu çukulata demek, ve çünkü bitmiş.

Matahari olasım var benim.

Sanki tekdüze yaşıyorum bu aralar hayatı, sabah kalk işe gel, deli gibi çalış, akşam delirmiş bir trafikte eve dön, oğlanla oyun oyna, banyo yaptır, yap, felsefe çalış, çalışırken uykudan bayıl, ve sabah olsun.

Bazen bunun için dünyaya gelmediğimi düşünüyorum, hani her insanın bir misyonu vardır, birşeyler için gelir ya, acaba ben ne için geldim diye sorgulayıp duruyorum kendimi. Bu yaşadıklarım olmasa gerek bu hayata gelme amacım.

Ve hala karmaya inanıyorum.

Mesela ajan olmak isterdim, şöyle elimde bir bond canta topuklu ayakkaplarla bir gökdelene giriyorum, kulağımda telsizin bir ucu, çok feci "top secret" bir görevim var. Çanta işaretli para dolu, birilerini yakalayacağım, falan filan.

Ama nerdeeee..heyecanla bekliyorum o günleri.




Çarşamba, Mayıs 16, 2012

Bana bir masal anlat anne!

Her akşam bir masalımız var. Şimşek masalı, "anne sişmek anne şişmek anlat, daha anlat" diyor. Efenim masalımız gökyüzünde geçiyor, yaramaz soğuk bululta haylaz sıcak bulut hoplaya zıplaya gezerken birbirlerini görmeyip onun deyimiyle "BIM" diye çarpışıyor, "Çakov" diye şimşek çakıyor, şimşeğin birde sesi var, adı Gökgürültüsü, ışık hızı ses hızından daha hızlı olduğundan da bize 5-6 saniye geç ulaşıyor şimşeğin sesi.

Benim masalı duyan aile ekibi, yahu bu oğlanın hayal gücü ne olacak diyorlar, bende ben gerçekleri anlatayım da o kendi hayal dünyasında kendi hayal güçüyle istediğini yaratsın diyorum.

Peki ya siz, masallarda neler anlatıyorsunuz? Bol bol hayali karakterlerle bezenmiş fantastik hikayeler mi yoksa benim gibi gerçekleri ses efektleri, haylaz bulutlarla süsleyip inanacağı masallar mı?

Şu günleri de gördüm ya artık ölsem de gam yemem ahahayt!

Pazartesi, Mayıs 14, 2012

Göz var, izan var!

Şimdi hepimizin şöyle fiyakalı fotoğraf makineleri var artık, zırt pırt fotoğraf çekiyoruz malum, ancak bazı gözler var ki bizim çektiklerimizi çöp kılıyor; şöyleki:
 Oytun Karadayı tarafından cekildi.
 Hande Yüce tarafından cekildi
 Cem Ocak tarafından çekildi.
 Tuğba Unsal tarafından çekildi.


Mehmet Turgut tarafından çekildi.

Ben bu fotoğraflara bakıp bakıp artık fotoğraf çekmesem daha iyi olur kararı alıp alıp duruyorum. Haksız mıyım ama? Göz var izan var!

Cuma, Mayıs 11, 2012

Tekrar Bodyler

Yuva bulunduuuuu

3 adet kolsuz body, 12 aylık yazıyor ama daha uzun giydirdim ben, oğlan küçük mü ne ahaha..ne alsam tepe tepe kullanmışım.

İlk mail atana gönderir, bu haftanın gönderilecekelr listesini burada kaparım.

Hadi hepimize iyi haftasonları.

Perşembe, Mayıs 10, 2012

Üçleme

Yuva bulunduuuuu

En sevdiğim üçleme, bermuda, tshirt ve hoodie. Hoodieyi Londrada aldığımızı hatırlıyorum da kalanları nereden almıştık bilemedim. 1,5 yaşına kadar giydi bizimkisi bu ekibi.

İlk mail atana gider efenim.

Çarşamba, Mayıs 09, 2012

Headbanger

Yuva bulunduuuuu.

O zamanlar acık olan simplycolors'dan yaptırdığım headbanger body ve bir bermuda. Keşke hala açık olsa da yaptırsam, o kadar keyifle giydirmiştim.

1 yaşındaki bebelere olur.

İlk mail atana gider.

Salı, Mayıs 08, 2012

Tırtıl Pasta

Oğlanın 2. yaş günü için okula götürmek üzere kendim bir pasta yapmak istedim, hem kolay yiyecekleri hem de şekersiz, sağlıklı birde komik birşey olsun dedim, araştırdım soruşturdum, ne yapacağıma karar verdikten sonra sıra malzemeye geldi, lolipop olabilecekler toplar yapmam gerekliydi ve imdadıma komşu dükkanın sahibi Hülyacığım yetişti.

Havuç ve kayısıları blendera attım karıştırdım.

 Tencerede şekerleninceye dek pişirdim, 10 dakika kadar sürdü.
Biraz Leibniz Zoo biskuisi, biraz ceviz, biraz tarçını da blenderdan geçirdim. Ortaya çıkan malzemeyi top yaptım, Starbuckstan arakladığım ahşap çubuklara takmadan bir saat buzdolabında beklettim. Lolipoplar hazır olunca eritilmiş beyaz çikulataya buladım birazda pasta süsü ekledim, lolipopları süslememek olmazdı değil mi ama? Tırtılın başı olan kırmızıya biraz gıda boyası ekleyip maydanozdan da anten yaptımmıydı über süper tırtılım tamamlanmıştı.
Altına strofor koyduğum kekin üzerine çam fıstığı rendesi ekledim ki çim gibi dursun diye, lolipop saplarını strofora istediğim şekilde batırdım, birde Dr. Oetker çikolata harflerden en kralından yazı yazdım.

Al sana en kralından 2 yaş cocuk pastası, afiyetle yediler, daha olsa yiyeceklerdi, hepsi havuçları cikolata zannetti ehehehehe.

Bunca yıldır blog yazarım, ilk kez de bir yemek/pasta tarifi verdim ya hey analık sen nelere kadirsin.