Yaz gelip okullar tatil oldugundan beri yazacagim yazacagim, unutuyorum, karnelerini alip hediye bekleyen cocuklariniza vereceginiz hediyeler icerisinde sirk olmasin lutfen!
O masum hayvanlarin mutsuzlugu sizin ve hele hele cocuklarinizin eglencesi olmasin, sizin paralarinizla o canlAr mutsuz edilmesin, uyusturulmasin, sirtlarindan para kazanilmasin. Sizde buna alet olmayin.
Ben cocuklugumdan beri sevmem o sirkleri, o hayvanlarin gozlerindeki uzuntu, bugulu bakis beni hep cok üzmüstür, insanligimdan utandirmis, gozlerimi doldurmustur, ve ben kendi cocuguma da bunu ogretmek istiyorum, sirke hayir desin, yunuslari serbest biraksinlar diye mesela denizler assin istiyorum, umuyorum bu bilinci asilayabilirim.
Uzun lafin kisasi, paranizla o iskenceye alet olmayin derim ben nacizane, ha yunus gosterileri, kopekbaligi ve balina gosterilerinin de sirklerden hic bir farki olmadigini hatirlatirim, belki sirk yerine evde beslenecek bir sokak kedisi, kopegi kucuklere daha dost olanilir ve onlari gelistirebilir.
Ps- bu Ipadden fotograf yukleyemedigim icin, kafese sigamamis bir fil fotografi borcum olsun!
Cuma, Ağustos 19, 2011
Perşembe, Ağustos 18, 2011
Zorlamak veya zorlamamak
Biz oglani dogurmadan once bir karar vermistik, hic bir seye zorlamayacaktik, yemege, oyundan kaldirmaya, uyumaya, uyumamaya,kendi istediklerimizi yaptirmaya. Su ana dek bu konuda da gayet iyiyiz, bazi ögünlerde eksik yemek yiyebilir, bir sonrakinde tamamlar diyoruz, yada banyonsaati gecikebilir, nasilsa uykusu gelince yatar diyoruz.
Bu sistem su ana dek sahane calisti, sistemli bir cocuk cikti ortaya, uykuya kendi istegiyle yatan, havuza kolluklarini gordugu andan itibaren atlamaya calisan, ve hatta bu isi o kadar abarti ki dun tekneden denize atlamaya kalkti ehehehe.
Belirli sinirlar icinde dogruyu yanlisi ogretmeye calisiyoruz, hayiri biliyor artik mesela, zorlukta cikarmiyor ama hersey hayir degil bizde, fisler, prizler hayir olabilirken mama sandalyesinin tablasinin tablasini suyla doldurmak hayir degil mesela, kakali popoya ellemek hayirken, pipiye ellemek degil.
Bu hayir ve evet oyununu cok dikkatli oynamak gerek kanimca, herseye hayir denen cocuk sinirlari zorlama konusunda ustad olabilir iki yasina dogru, biraz ozgur birakip biraz geri cekilmeli diye dusunuyorum ben, ve oldugum o geriden onu izlemeyi o kadar cok seviyorum ki, tek basina oyunlar oynarken, araba yaristiriken, dinazor sesi cikarirken keyifle izliyorum artik. Tek basinaligi sevsin istiyorduk hep, galiba bunu basardik, tek basina ve keyifle.
Sonra elinde ne varsa paylasiyor, cevizin yarisi, keci boynuzunun kendi kemirmelerinden kalan yerlerini, oyuncaklarini, evet biliyorum belli bir yasta artik benim deyip vermeyecek, ama kim bilir vermeye de zorlamazsak bu sorunun da ustesinden gelebiliriz diye dusunuyorum, su ana dek ustesinden geldigimiz cogu sorun gibi!
Bu sistem su ana dek sahane calisti, sistemli bir cocuk cikti ortaya, uykuya kendi istegiyle yatan, havuza kolluklarini gordugu andan itibaren atlamaya calisan, ve hatta bu isi o kadar abarti ki dun tekneden denize atlamaya kalkti ehehehe.
Belirli sinirlar icinde dogruyu yanlisi ogretmeye calisiyoruz, hayiri biliyor artik mesela, zorlukta cikarmiyor ama hersey hayir degil bizde, fisler, prizler hayir olabilirken mama sandalyesinin tablasinin tablasini suyla doldurmak hayir degil mesela, kakali popoya ellemek hayirken, pipiye ellemek degil.
Bu hayir ve evet oyununu cok dikkatli oynamak gerek kanimca, herseye hayir denen cocuk sinirlari zorlama konusunda ustad olabilir iki yasina dogru, biraz ozgur birakip biraz geri cekilmeli diye dusunuyorum ben, ve oldugum o geriden onu izlemeyi o kadar cok seviyorum ki, tek basina oyunlar oynarken, araba yaristiriken, dinazor sesi cikarirken keyifle izliyorum artik. Tek basinaligi sevsin istiyorduk hep, galiba bunu basardik, tek basina ve keyifle.
Sonra elinde ne varsa paylasiyor, cevizin yarisi, keci boynuzunun kendi kemirmelerinden kalan yerlerini, oyuncaklarini, evet biliyorum belli bir yasta artik benim deyip vermeyecek, ama kim bilir vermeye de zorlamazsak bu sorunun da ustesinden gelebiliriz diye dusunuyorum, su ana dek ustesinden geldigimiz cogu sorun gibi!
Pazartesi, Ağustos 15, 2011
Keyfim yerinde.
Bu LeoMio beni uzun zamandır heyecanlandırıyordu, blogda yazınca sizden gelen destek, evet biz doğru bir iş yapmışız dedirtti bana. Herkese bin teşekkür ederim. Bu işin daha da büyüyeceğine inancım sonsuz sayenizde.
Geçen hafta ofisi kapadık tatil yapalım dedik adada. Aman yarabbim o ne fırtına, o nasıl bir yağmur, çamur, yağmur çizmelerim patlak olmasaydı keşke dedirtti bana. Malum yazlıklarda herşey eski, pırtık ve patlak, yeniler hele de yağmur çizmelerini adaya götürmeyi unutmuşum..öylece kalakaldım ayağımda flipfloplarımla.
Ama o kadar iyi geldi ki bu dinlenme bana, mini Gof ile vakit geçirdik bolbol, anneci yaptım haylazı, sokaklarda top oynayıp bisikletini ittirdik keyifle..uzun yürüyüşler yaptık sevgili ile, kah bisiklete bindik kah bahcede kahvemizi yudumladık o minicik adam çimenlerde suyu kalmamış hortumla çicekleri sularken ve derin bir oh çektik, yaşayabildiğimiz bu hayata, mutluluğa ve aşka..
Hınzırlık peşinde isimli çalışmam.
Geçen hafta ofisi kapadık tatil yapalım dedik adada. Aman yarabbim o ne fırtına, o nasıl bir yağmur, çamur, yağmur çizmelerim patlak olmasaydı keşke dedirtti bana. Malum yazlıklarda herşey eski, pırtık ve patlak, yeniler hele de yağmur çizmelerini adaya götürmeyi unutmuşum..öylece kalakaldım ayağımda flipfloplarımla.
Ama o kadar iyi geldi ki bu dinlenme bana, mini Gof ile vakit geçirdik bolbol, anneci yaptım haylazı, sokaklarda top oynayıp bisikletini ittirdik keyifle..uzun yürüyüşler yaptık sevgili ile, kah bisiklete bindik kah bahcede kahvemizi yudumladık o minicik adam çimenlerde suyu kalmamış hortumla çicekleri sularken ve derin bir oh çektik, yaşayabildiğimiz bu hayata, mutluluğa ve aşka..
Hınzırlık peşinde isimli çalışmam.
Pazartesi, Ağustos 08, 2011
Yeni bir bebeğimiz oldu.
Biz bir is yaptik, daha önce şurada bahsetmistim. Baktim ki benim gibi anneler çok, hem çocuğuma dayanıklı bir ürün alayım hem tasarımı kullanışlı olsun, hem çevreyle dost olsun, çevreyle bir ilişki kuramamışsa o üründen elde edilen gelir birilerine fayda olsun, corbada az da olsun payım olsun, aldığım ürün tüm zehirli maddelerden arındırılmış olsun, ürünler ödüllü olsun, bunun yanısıra innovatif olsun, hoş olsun güzel olsun..olsun da olsun.
Biz hamileyken (ki ben hamileliği sadece kadına yakistirmiyorum, hamileliğin iki kişilik bir eylem olduğunu şiddetle savunuyorum) dünyanın ürününü araştırdık, kimisi pahaliydi, kimisi ucuz, kimisi kullanişli idi kimisi kullanişsiz, kimisi tasarım harikasıydı, kimisi hilkat garibesi, kimisi bazi projelere destek veriyordu, kimisi sadece kendi üreticisine destekçi, kimisi organikti, kimisi kimyasal, kimisi şuydu kimisi bu.
Biz bu halen devam eden bu uzun seyahatimizde, aklımızın erdiği, vaktimizin yettiğince bize hitap eden ürünlere ilişkin fikir sahibi olduk, ve istedik ki bu fikirlerimizi paylaşalim, bu süreçte hamileliğin, anneliğin ve babalığın keyfini çıkaracak olan yeni bebek ve ebeveynlere azda olsa ışık olalim, yol olalım. Belki bir nebze de olsa bizim harcadiğimiz vakti harcamasınlar, azda olsa bir faydamiz olsun.
Hala eksikleri, hatalari var, yeni bir yola çıktık, düzelterek, güzelleştirerek devam ediyoruz yolumuza, mutlu ve gururluyuz.
Bu yolculukta bize eşlik eden Sevgili Ozan, Sevgili Seda, Sevgili Ozlem'e her zamanki gibi teşekkürü borç biliriz. Ve elbette benim bu minicik başlayan projemi geliştirmeme yüreklendiren, desteğini arkamdan eksik etmeyen biricik sevgilime...
En önemlisi bu fikri kafamda oluşturan sizlere, aldiğim dünya kadar e-maile, onu nerde bulabilirim, bunu nerden aldın, bunun en sağlıklısı nedir sorularina, küçücük başlayan bu proje umarim hepinizin hosuna gider.
Eklemek istediğim, kullandigim zilyon tane daha urun var, zaman icinde geliştikce, buldukca ekleyeceğim.
Merak ettiyseniz hemen şurası.
Biz hamileyken (ki ben hamileliği sadece kadına yakistirmiyorum, hamileliğin iki kişilik bir eylem olduğunu şiddetle savunuyorum) dünyanın ürününü araştırdık, kimisi pahaliydi, kimisi ucuz, kimisi kullanişli idi kimisi kullanişsiz, kimisi tasarım harikasıydı, kimisi hilkat garibesi, kimisi bazi projelere destek veriyordu, kimisi sadece kendi üreticisine destekçi, kimisi organikti, kimisi kimyasal, kimisi şuydu kimisi bu.
Biz bu halen devam eden bu uzun seyahatimizde, aklımızın erdiği, vaktimizin yettiğince bize hitap eden ürünlere ilişkin fikir sahibi olduk, ve istedik ki bu fikirlerimizi paylaşalim, bu süreçte hamileliğin, anneliğin ve babalığın keyfini çıkaracak olan yeni bebek ve ebeveynlere azda olsa ışık olalim, yol olalım. Belki bir nebze de olsa bizim harcadiğimiz vakti harcamasınlar, azda olsa bir faydamiz olsun.
Hala eksikleri, hatalari var, yeni bir yola çıktık, düzelterek, güzelleştirerek devam ediyoruz yolumuza, mutlu ve gururluyuz.
Bu yolculukta bize eşlik eden Sevgili Ozan, Sevgili Seda, Sevgili Ozlem'e her zamanki gibi teşekkürü borç biliriz. Ve elbette benim bu minicik başlayan projemi geliştirmeme yüreklendiren, desteğini arkamdan eksik etmeyen biricik sevgilime...
En önemlisi bu fikri kafamda oluşturan sizlere, aldiğim dünya kadar e-maile, onu nerde bulabilirim, bunu nerden aldın, bunun en sağlıklısı nedir sorularina, küçücük başlayan bu proje umarim hepinizin hosuna gider.
Eklemek istediğim, kullandigim zilyon tane daha urun var, zaman icinde geliştikce, buldukca ekleyeceğim.
Merak ettiyseniz hemen şurası.
Perşembe, Ağustos 04, 2011
Hissiyat
Bana sukutırımı ver!
Şimdi oğlan ayaklandı ya, her türlü araça binesi var. SOn numarası arkadaşı Kerem'in sukutırını kırmak olduğundan, gittik bir sukutır aldık, en uyduruğundan.
İtiraf ediyorum pişmanım, üstünden inmiyor, tek başına da henüz binemediği için evcek perişanız. Ama ÇOK SEVİYORUZ.

bana sukutırımı ver isimli çalışma.
İtiraf ediyorum pişmanım, üstünden inmiyor, tek başına da henüz binemediği için evcek perişanız. Ama ÇOK SEVİYORUZ.

bana sukutırımı ver isimli çalışma.
Salı, Temmuz 26, 2011
Yürümeye dair..
Leo ilk adımlarını attı, temknli bir bebek olduğundan çok yürüdüğünü söyleyemeyeceğim. Ama hergün bir yerden bir yere yürüyor yine de.
Bu yürüme günlerinde en çok sevdiği oyuncakları:
*Doğumgününde gelen Imaginarium'dan Kijotların aldığı kanguru, bizlerim eskilden telli arabaları vardı, o ayar birşey, ama bayılıyor, onu yürütecek diye takla oluyor.

**Toplar; her renk ve çeşit toplar, futbol oynamayı bilmemesine rağmen ayağıyla vurmayı seviyor ve bunun için ayakta durması gerektiğini biliyor.
***Uzaktan kumandalı babane hediyesi arabası.Arkasından deli gibi gidiyor.

O tırtıllar ve yürüme oyuncaklarını hiç sevemedi Leo. Bu üç oyuncakla ise alabildiğine yürüyor.
Bu arada doktor onayı ile hiç yürüteçe koymadık, erken yürümesi değil güvenli yürümesi önemli diye.
Bu yürüme günlerinde en çok sevdiği oyuncakları:
*Doğumgününde gelen Imaginarium'dan Kijotların aldığı kanguru, bizlerim eskilden telli arabaları vardı, o ayar birşey, ama bayılıyor, onu yürütecek diye takla oluyor.

**Toplar; her renk ve çeşit toplar, futbol oynamayı bilmemesine rağmen ayağıyla vurmayı seviyor ve bunun için ayakta durması gerektiğini biliyor.
***Uzaktan kumandalı babane hediyesi arabası.Arkasından deli gibi gidiyor.

O tırtıllar ve yürüme oyuncaklarını hiç sevemedi Leo. Bu üç oyuncakla ise alabildiğine yürüyor.
Bu arada doktor onayı ile hiç yürüteçe koymadık, erken yürümesi değil güvenli yürümesi önemli diye.
Klimaya hayır.
Havalar o kadar sıcak ki..
Geceleri uyuyamıyoruz..
Klima karşıtı şu doğa dostu bünye doğadan bir sinyal bekliyor, bir esinti olabilir bu, bir çiselti, bardaktan boşanan yağmursa en kralı olur.
Direniyorum, ofisime söktürdüğüm klimanın yerine klima taktırmamaya, ne ada evinde ne de Istanbul evinde klima zaten yok. Direncimi şu anki sıcaklar kıramaz zaten hehehe.
Sahi klimanın evrenimize verdiği zararlardan haberdar mısınız?
Havasız ortamı, enfeksiyon riski, boyun tutulmalarından, göz kuruluğundan bahsetmiyorum ben.
Klima gazları ve akışkanları ozona büyük ölçüde zarar vermekte. Yapılan araştırmalara göre ozon azalmasının ABD'nin yüzölçümünü geçtiğini ve yerden bin 520 kilometre yükseklikte yüzde 95 oranına vardığı tespt edilmiş. Bunda klima kullananların katkısı büyük.
Ben tercihimi yıllar önce mevcut klimamı söktürmekle, evimize taktırmamakla, arabada kullanmamakla yaptım. Deniz yıldızı hikayesi gibi birşey bu, birinin hayatını kurtarsam bile içim rahat.
Ve evet terliyorum, sıcaktan ölüyorum, ama klimaya Hayır diyorum.
Benim gibi düşünen insanların varlığına da gönülden inanıyorum.

Oğlanı havuz veya denize götüremediğimizde yukarıdaki çözümü bulduk, bayılıyor zira.
Geceleri uyuyamıyoruz..
Klima karşıtı şu doğa dostu bünye doğadan bir sinyal bekliyor, bir esinti olabilir bu, bir çiselti, bardaktan boşanan yağmursa en kralı olur.
Direniyorum, ofisime söktürdüğüm klimanın yerine klima taktırmamaya, ne ada evinde ne de Istanbul evinde klima zaten yok. Direncimi şu anki sıcaklar kıramaz zaten hehehe.
Sahi klimanın evrenimize verdiği zararlardan haberdar mısınız?
Havasız ortamı, enfeksiyon riski, boyun tutulmalarından, göz kuruluğundan bahsetmiyorum ben.
Klima gazları ve akışkanları ozona büyük ölçüde zarar vermekte. Yapılan araştırmalara göre ozon azalmasının ABD'nin yüzölçümünü geçtiğini ve yerden bin 520 kilometre yükseklikte yüzde 95 oranına vardığı tespt edilmiş. Bunda klima kullananların katkısı büyük.
Ben tercihimi yıllar önce mevcut klimamı söktürmekle, evimize taktırmamakla, arabada kullanmamakla yaptım. Deniz yıldızı hikayesi gibi birşey bu, birinin hayatını kurtarsam bile içim rahat.
Ve evet terliyorum, sıcaktan ölüyorum, ama klimaya Hayır diyorum.
Benim gibi düşünen insanların varlığına da gönülden inanıyorum.

Oğlanı havuz veya denize götüremediğimizde yukarıdaki çözümü bulduk, bayılıyor zira.
Pazartesi, Temmuz 18, 2011
İlk Adımlar
Haftasonu insanlik için küçük bizler ve özellikle Leo Ali için çok büyük adımlar atıldı bizim evde.
Kendi kendine geliştirdiği yerde popo üstü hoplayarak yürüme şeklini gören doktoru erken yürümesini beklemeyin demişti, bizde beklemedik, hiç zorlamadık, ne zaman ki kendini güvende hisseder o zaman yürür dedik.
Ve ansızı cumartesi ayağa kalktı ve bir daha hiç oturmadı, evde bir bayram havası, sanırım ilk müsamerede çok eğleneceğiz ehehehe.

Elimi bi bıraksa havuza ucarım ben isimli çalışmam.
Kendi kendine geliştirdiği yerde popo üstü hoplayarak yürüme şeklini gören doktoru erken yürümesini beklemeyin demişti, bizde beklemedik, hiç zorlamadık, ne zaman ki kendini güvende hisseder o zaman yürür dedik.
Ve ansızı cumartesi ayağa kalktı ve bir daha hiç oturmadı, evde bir bayram havası, sanırım ilk müsamerede çok eğleneceğiz ehehehe.

Elimi bi bıraksa havuza ucarım ben isimli çalışmam.
Cuma, Temmuz 15, 2011
Deniz ve Güneş!
Deniz ve güneş mevsimi açıldı ya artık, oğlanı havuza sokuyorum, denize sokuyorum. Bana gelen bir uyarıyı da paylaşayım istedim.
Güneş kremi mevzu, iki türü varmış, kimyasal ve fiziksel koruyanlar. Piyasada bebekler için bildiğimiz tanıdığımız coğu marka kimyasalmış, paraben varmış içinde.
Biraz araştırıp bakınca, hmm bebeğime sürülmezmiş dedirten açıklamalar okudum.
Araştırdıkca bazı parapen free ürünler buldum, şimdi kullanıyorum, kullandığımdan da memnunum. Bella B markasının Sunny Bee'si, ve elbette UV yansıtıcı mayo, t-shirt ile de havuz dışında korumaya devam.
Ama ben Marmara cocuğuyum, içten içe inanmak istemiyorum, güneşi seviyorum, Marmara'yı seviyorum, kemiklere iyi gelir der annem, cocuğumu süt renginde büyütmek istemiyorum. Adalı olsun istiyorum. Bu sebeple de önlemleri aldım, çokta abartmadan uyguluyorum, denizin güneşin ve havuzun tadını çıkarsın istiyorum.

Yaşasın Havuz isimli çalışmamdan.
Güneş kremi mevzu, iki türü varmış, kimyasal ve fiziksel koruyanlar. Piyasada bebekler için bildiğimiz tanıdığımız coğu marka kimyasalmış, paraben varmış içinde.
Biraz araştırıp bakınca, hmm bebeğime sürülmezmiş dedirten açıklamalar okudum.
Araştırdıkca bazı parapen free ürünler buldum, şimdi kullanıyorum, kullandığımdan da memnunum. Bella B markasının Sunny Bee'si, ve elbette UV yansıtıcı mayo, t-shirt ile de havuz dışında korumaya devam.
Ama ben Marmara cocuğuyum, içten içe inanmak istemiyorum, güneşi seviyorum, Marmara'yı seviyorum, kemiklere iyi gelir der annem, cocuğumu süt renginde büyütmek istemiyorum. Adalı olsun istiyorum. Bu sebeple de önlemleri aldım, çokta abartmadan uyguluyorum, denizin güneşin ve havuzun tadını çıkarsın istiyorum.

Yaşasın Havuz isimli çalışmamdan.
Hüzün!
Hüzünlüyüm bugün.
Üzüntülüyüm bugün.
Hırslıyım içten içe.
İsyan ediyorum, basiretsizliğimize.
Seçimimizin bu olduğuna inanamıyorum.
Beni temsil ettiklerine ise hiç mi hiç inanmıyorum.
Yürekleri yanan 13 anneyi düşünüyorum sürekli.
Düşündükçe yüreğim parçalanıyor, parçalandıkça umutlarım azalıyor.
Yazıp çizme hakkımız henüz alınmamışken elimizden düşünmeye kara kara düşünmeye devam ediyorum.
Ama UMUTSUZUM artık ben!
Üzüntülüyüm bugün.
Hırslıyım içten içe.
İsyan ediyorum, basiretsizliğimize.
Seçimimizin bu olduğuna inanamıyorum.
Beni temsil ettiklerine ise hiç mi hiç inanmıyorum.
Yürekleri yanan 13 anneyi düşünüyorum sürekli.
Düşündükçe yüreğim parçalanıyor, parçalandıkça umutlarım azalıyor.
Yazıp çizme hakkımız henüz alınmamışken elimizden düşünmeye kara kara düşünmeye devam ediyorum.
Ama UMUTSUZUM artık ben!
Cuma, Temmuz 08, 2011
Eleman aranıyor..yine ve yeniden...
Bizim oğlana şu an bir yuva öğretmeni abla bakıyor, Mart ayından bu yana, geçici olarak başlamıştı bizimle, ve fakat birbirimizden o kadar memnun kaldık ki, onun yuva öğretmenliğine başlayacağı Eylül ayına kadar beraber çalışma kararı aldık, şimdi eylül ayında gideceğinden ben Aliş'e yeni bir abla aramaya başladım. Ağustos ayında başlatacağım ki birlikte bir ay geçirebilsinler, benim de gözüm arkada kalmasın.
Geçen sefer anneböcüğü sayesinde Alişe bir abla bulmuş olduğum bu blogdan bu sefer de cok ümitliyim.
Eşin dostun yanında çalışan birinin kuzeni, kardeşi, yeğeni olur. Blog vasıtası ile bile olsa tanıdığım birilierinin tanıdıkları, herhangi bir ajanstan tanımadığım birini eve sokmaktan çok daha emniyetli diye düşünüyorum.
Bu iş için ajansta denedim ben, paramı kaptırdığımla da kaldım, o yüzden ajans ile görüşmeyi hiç düşünmüyorum açıkcası.
Nasıl birini mi arıyorum?
30 yaşını geçmemiş olsun istiyorum, bizimle istediğimiz yerlere gelebilsin istiyorum, kızımız olsun, Aliş'in de ablası olsun istiyorum, yatılı olsun, cumartesileri izne gitsin istiyorum da istiyorum anlayacağınız, ama inanıyorum, her seferinde bir öncekinden daha iyi bir abla bulmuş şu bünyeyi yukarısı yine utandırmayacak, ve karşımıza şahane birilerini çıkaracak.
Reklam mahiyetinde aşağıda oğlanın bir fotoğrafı var ehehehe.

Ha birde yorumlarım açık ama, yorum yazmak istemezseniz tanya.ozkan@hotmail.com adresine mail de atabilirsiniz.
Geçen sefer anneböcüğü sayesinde Alişe bir abla bulmuş olduğum bu blogdan bu sefer de cok ümitliyim.
Eşin dostun yanında çalışan birinin kuzeni, kardeşi, yeğeni olur. Blog vasıtası ile bile olsa tanıdığım birilierinin tanıdıkları, herhangi bir ajanstan tanımadığım birini eve sokmaktan çok daha emniyetli diye düşünüyorum.
Bu iş için ajansta denedim ben, paramı kaptırdığımla da kaldım, o yüzden ajans ile görüşmeyi hiç düşünmüyorum açıkcası.
Nasıl birini mi arıyorum?
30 yaşını geçmemiş olsun istiyorum, bizimle istediğimiz yerlere gelebilsin istiyorum, kızımız olsun, Aliş'in de ablası olsun istiyorum, yatılı olsun, cumartesileri izne gitsin istiyorum da istiyorum anlayacağınız, ama inanıyorum, her seferinde bir öncekinden daha iyi bir abla bulmuş şu bünyeyi yukarısı yine utandırmayacak, ve karşımıza şahane birilerini çıkaracak.
Reklam mahiyetinde aşağıda oğlanın bir fotoğrafı var ehehehe.

Ha birde yorumlarım açık ama, yorum yazmak istemezseniz tanya.ozkan@hotmail.com adresine mail de atabilirsiniz.
Salı, Temmuz 05, 2011
Ellton John
Yazın ikinci ve bizim için son konseri.
Taa Bursa'dan Ece Arar geliyor, beraber Nikita'yı söyleyeceğiz, bağıra çağıra, anılarımıza kahkahalar atacağız zaman zaman, sarılıp duracağız birbirimize, tıpkı en ergen, en genç günlerimizdeki gibi, sanki aradan yıllarca geçmemiş gibi.
Akşama Elton John'a gidiyoruz, şöyle dünya gözü ile bir görelim diye, biraz da keyif edelim diye, belki oralardaysanız görürüz birbirimizi.

Bir denk dur isimli çalışmamdan..
Oğlan adada keyif etmeye devam edecek, Babanesi ve ablasıyla...
Taa Bursa'dan Ece Arar geliyor, beraber Nikita'yı söyleyeceğiz, bağıra çağıra, anılarımıza kahkahalar atacağız zaman zaman, sarılıp duracağız birbirimize, tıpkı en ergen, en genç günlerimizdeki gibi, sanki aradan yıllarca geçmemiş gibi.
Akşama Elton John'a gidiyoruz, şöyle dünya gözü ile bir görelim diye, biraz da keyif edelim diye, belki oralardaysanız görürüz birbirimizi.

Bir denk dur isimli çalışmamdan..
Oğlan adada keyif etmeye devam edecek, Babanesi ve ablasıyla...
Pazartesi, Temmuz 04, 2011
Bikinilerimi yakmadım.
Yaz geldi, yaz gelemedi, fırtınalar koptu, şişekler çaktı derken, sonunda geldi.
Biz haftasonu sonunda havuza gidebildik. Miniboy bizi hiç utandırmadı, havuzda elimde köfte çatalı ile koşturan anne olmayacağım savımı doğruladı, arabasında yemeklerini yedi, kendine göre uzun süreler yüzdü, şekerlemelerini yaptı.
So far so good.

Keyfimiz yerinde sevgili ile..
Biz haftasonu sonunda havuza gidebildik. Miniboy bizi hiç utandırmadı, havuzda elimde köfte çatalı ile koşturan anne olmayacağım savımı doğruladı, arabasında yemeklerini yedi, kendine göre uzun süreler yüzdü, şekerlemelerini yaptı.
So far so good.

Keyfimiz yerinde sevgili ile..
Cuma, Temmuz 01, 2011
Babynap'ten gelişmeler.
Okuyanlar bilir, ben ateşli bir kumaş bez taraftarıyım, hem kağıt bezlerin çevreye verdiği zarardan, hemde cebimize düşürdükleri ateşten, hem de bebeklerin sağlığına verdikleri zararlardan ötürü.
Leo daha doğmadan ben yola koyulmuş Babynap marka bezlerimi hazır etmiştim, benden esirgenen tüm desteğe rağmen, yılmamıştım ve hala da kullanımının kolay, sağlıklı ve ekonomik olduğunu söylüyorum. Bana danışan nadir idealist annelere hep destek veriyorum.
Geçmişteki bir postta ayni şirketin kadın pedi ürettiğinden de bahsetmiştim, hem alerjilerin önüne geçiyor, hem cevreyle dost.
Şimdi aynı şirketim hasta bezi ürettiklerini öğrenince bir sevindim, link şurada.
Umarım herkes biraz daha duyarlı olur ve henüz Türkiye'de bir ütopya olan kumaş bez kullanımına bir katkıda bulunur. Zira tüm Avrupa, Amerika ve Kanada'da kumaş bez kullanımı devlet tarafından desteklenmekte, bizim devletin bebek bezi düşündüğünü zannetmiyorum ama cevremdeki insanların duyarlı olduğunu düşünüyorum.
Leo daha doğmadan ben yola koyulmuş Babynap marka bezlerimi hazır etmiştim, benden esirgenen tüm desteğe rağmen, yılmamıştım ve hala da kullanımının kolay, sağlıklı ve ekonomik olduğunu söylüyorum. Bana danışan nadir idealist annelere hep destek veriyorum.
Geçmişteki bir postta ayni şirketin kadın pedi ürettiğinden de bahsetmiştim, hem alerjilerin önüne geçiyor, hem cevreyle dost.
Şimdi aynı şirketim hasta bezi ürettiklerini öğrenince bir sevindim, link şurada.
Umarım herkes biraz daha duyarlı olur ve henüz Türkiye'de bir ütopya olan kumaş bez kullanımına bir katkıda bulunur. Zira tüm Avrupa, Amerika ve Kanada'da kumaş bez kullanımı devlet tarafından desteklenmekte, bizim devletin bebek bezi düşündüğünü zannetmiyorum ama cevremdeki insanların duyarlı olduğunu düşünüyorum.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
